Alkol bağımlılığı

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) alkol bağımlısını “uzun süre ve alışılmışın dışında alkol alan, alkole bağlı olarak ruhsal, bedensel, toplumsal sağlığı bozulan, buna karşı durumu değerlendiremeyen; değerlendirse bile alkol alma isteğini durduramayan, tedaviye ihtiyacı olan hastadır” diye tanımlıyor.
Alkolün ne kadarının tolere edilebilir, ne kadarının zararlı olduğu tartışma konusu. Alkolün günlük yaşamı sürdürmeye engel olacak boyutlarda kullanımının alkolizm olarak tanımlandığı kesin. Kişinin alkolü içinde bulunduğu sosyal ortamlarda, belirli bir miktarda ve aralıklı olarak alması “sosyal içicilik” olarak adlandırılıyor. Tartışma daha çok kimin sosyal içici kimin alkolik sayılacağı konusunda kesin kriterlerin olmayışından kaynaklanıyor.


Sosyal içicilik, her gün ve sürekli artırarak alkol kullanımına dönüşmediği sürece ciddi bir fiziksel zarar vermiyor. “Alkol kötüye kullanımı” denilen başka bir tür ise risk grubuna giriyor. Alkol tüketimi nedeniyle işe geç kalma, alkollü araç kullanmakta ısrar etme gibi sorunlar sürekli olarak yaşanıyorsa ya da kullanılan alkolün miktarı giderek daha fazlalaşıyorsa, alkol kullanımı sosyal içicilik boyutunu aşmış oluyor.

Sosyal içiciliği iyi tanımlamak gerekiyor
Bazı kişilerde alkolün olumsuz etkileri dışarıdan kolaylıkla gözlenemediği, fiziksel olumsuzluklar da yavaş yavaş ve geç ortaya çıkabildiği için sosyal içicilikle alkolizm birbirine karıştırılabiliyor. Alkolikler yaşamlarının olumsuz etkilendiğini kolay kabullenmedikleri için kendilerini sosyal içici olarak adlandırmakta ısrar edebiliyorlar.

Alkolün ne kadarı tolere edilebilir, ne kadarı zararlı?
Kullanılan alkol miktarının alkolizm açısından riskli olup olmadığını değerlendirmek için kullanılan bir ölçme yöntemi var. Bira, şarap gibi içeceklerin bir bardağı, rakı, cin viski gibi içkilerin ise yarım bardağı bir birim içki olarak kabul ediliyor. Erkekler için haftada 21 birim, kadınlar içinse 16 birim alkollü içki tüketmek normal sayılıyor. Bu miktarı aşan kişiler alkol sorunu açısından risk grubu içerisinde kabul ediliyor.

Alkolün yol açtığı fiziksel sorunlar
Vücudumuzda alkolden en fazla etkilenen organ karaciğer. Aşırı alkol kullanımı karaciğerdeki yağların atılmasını engelleyerek yağ birikimine neden oluyor. Uzun yıllar alkol kullanımından sonra siroz, karaciğer yetmezliği gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.
Alkolden en olumsuz etkilenen organlardan bir diğeri de beyin. Alkol beyindeki hücre kaybını hızlandırıyor ve hücrelerdeki bozulmayı artırıyor.
Alkol mide, bağırsak gibi organların dokusunu yıprattığı için sindirim sisteminde sorunlar yaşanabiliyor. Ayrıca besinlerin sindirimi ve emilimi ile ilgili sorunlara yol açtığı için alkol kullananlarda vitamin eksikliğine çok rastlanıyor. Alkoliklerde genellikle A, B1 ve B6 vitaminleri eksikliği nedeniyle çeşitli fiziksel sorunlar ortaya çıkıyor.
Alkolün zehirleyici etkisi kalp kaslarına zarar verdiği için kalbin kasılma yeteneğinde azalma ortaya çıkabiliyor. Bu rahatsızlıklar kalp yetmezliği gibi sorunların ortaya çıkmasına kadar varabiliyor. Ayrıca alkollü içkilerde bulunan zehirleyici maddeler bazı akut kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor.

Alkol kullanımının yol açtığı psikolojik sorunlar
Alkol bağımlılığına daha çok sosyal yaşantısı olmayan insanlarda rastlanıyor. Ayrıca depresif bir kişiliğe sahip olanların alkol bağımlısı olma ihtimali daha yüksek. Fobi, panik atak gibi psikiyatride “kaygı bozukluğu” olarak tanımlanan durumlarda da alkole başvurma oranı artıyor. Psikiyatristler, çekingen, yalnız, aşırı duyarlı, kaygılı ve cinselliğinde sorun yaşayan insanların alkole daha yatkın olduğunu belirtiyor.
Ayrıca içinde bulunulan sosyal ortamda fazla alkol tüketilmesi de tetikleyici olabiliyor. Alkoliklerin yaklaşık olarak yarısı fazla miktarda içki içilen ailelerde büyümüş oluyor. Alkolizmin gelişmesinde sosyal çevrenin, örneğin aile içerisindeki ilişkilerde yaşanan sorunların da etkisi olabiliyor.

Depresyona yol açıyor
Alkolün en bilinen olumsuz psikolojik etkisi depresyondur. Depresyon nedeniyle, mutsuzluk, keder, sıkıntı, konsantrasyon bozukluğu, uykusuzluk, isteksizlik gibi şikayetler ortaya çıkar. Alkol bağımlılarının depresyona yakalanma riski diğer insanlara göre dört kat daha fazla.
Alkol sorunu olan kişilerde bazı kişilik bozukluklarına da sık rastlanır. Alkolden yoksun kalınca titreme, terleme, kusma, halsizlik, uyku bozukluğu ve bazı halisünasyonlar ortaya çıkar. Korsakof hastalığı olarak bilinen bellek sorunlarına alkoliklerde sık rastlanır. Bu rahatsızlıktan mustarip olanlar uzak geçmişi hatırlamakta sorun çekmezken yakın geçmişte yaşanmış bazı olayları hatırlamazlar. Uzun süreli alkol kullanımı durumunda bunama belirtileri ortaya çıkar.

Alkol ve hamilelik
Alkol bebek beyin hücrelerinde kolayca tahribata yol açabiliyor. Bebeklerde zekâ geriliğine yol açan en önemli nedenlerden biri alkol. Zekâ geriliğinin yanısıra vücut anomalileri ve gelişme geriliği gibi sorunlar da ortaya çıkabiliyor. Gebeliği esnasında günde 100 gramın üzerinde alkol kullanan bir annenin bebeğinde çok ciddi sorunlar oluşabiliyor. Baş küçüklüğü, kısa göz kapağı aralığı, yüzün orta kısmının iyi gelişmemesi, kalp sakatlıkları ve eklemlerde şekil bozuklukları gibi rahatsızlıklar bunlardan bazıları. Bebeğin hamilelik sırasında alınan alkolden zarar görmesi için annenin alkolik olması gerekmiyor. Günde 1-2 kadeh ya da arada sırada içilen 4-5 kadeh içki de bebeğe zarar verebiliyor. Bu nedenle en iyisi hamilelik planlandıktan sonra hiç alkol kullanmamak.

Alkol bağımlılığı nasıl tedavi edilir?
Alkolizm tedavisine öncelikle “detoksifikasyon” denilen, alkol yoksunluğu belirtilerinin giderilmesi ile başlanıyor. Detoksifikasyonun ardından, hastanın durumuna ve hekimin tercihine göre, alkol kullanıldığında vücutta şiddetli reaksiyona neden olan ya da alkol alma isteğini azaltan ilaçlar ile tedavi devam ettiriliyor. Ayrıca alkol tedavisi esnasında kimi depresyon ilaçları kullanılarak tedavi desteklenebiliyor.

Psikolojik yardım gruplarının yararı olabilir
“Adsız Alkolikler” gibi alkoliklerin psikolojik yardım alması için oluşturulan, çeşitli psikolojik yardım grupları ve bilişsel davranışçı terapi tedavileri de alkolizme bağımlılığın psikolojik ya da psikiyatrik yönünü çözmede etkili sonuçlara ulaşabiliyor.

İnsanların bağımlı olduğu nasıl anlaşılır?
Aşağıdaki sıralamada belirtilenlerden en az üç tanesini bir arada sergileyen kişiler madde bağımlısı olarak kabul ediliyor.
• Maddeyi alış sıklığı ve alış miktarının kişisel ihtiyacın çok üzerinde olması.
• Maddeyi şiddetle arzulama ve birden fazla başarısızlıkla sonuçlanan bırakma girişiminde bulunma.
• Madde edinmeye imkân sağlayabilecek, içkili toplantılar gibi etkinliklerde fazla bulunma ve maddeyi edinmek için fazla zaman harcamaya başlama.
• Ev, iş ve okul gibi temel sorumlulukların sergilendiği yerlerde madde temin edememeye bağlı yoksunluk sendromu belirtileri sergileme ve buna bağlı olarak olarak görevlerini yerine getirmede zorlanma.
• Madde kullanımı yüzünden sosyal ve sorumluluk gerektiren işlerden kaçınmak.
• Ciddi fiziksel, sosyal ve psikolojik sorunlara yol açtığını bile bile maddenin kullanımını sürdürmek.
• Kullanılan maddenin etkilerine tolerans gelişmesi ve buna bağlı olarak dozu artırma.
• Madde alımının kesilmesi halinde tipik yoksunluk sendromu belirtilerini sergileme.
• Yoksunluk belirtilerinin madde alındığında hızla düzelmesi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>