Baharatın Avrupa yolculuğu

Asya ve Güneydoğu Asya’daki ülkelerde baharatlar, yüzyıllar boyu çok önemli ekonomik roller üstlendiler. Karanfil, karabiber ve hindistan cevizi; savaşlara, toprak kayıplarına ve yeni toprakların ülkelere katılmasına yol açtı.

Avrupa’da ise baharat, çağlar boyu kıt besin kaynağıydı. Ortaçağ’da Hindistan, Avrupalılar açısından baharat zengini bir yer olduğu için özellikle önemliydi. Buradan elde edilen değerli baharatlar deniz yoluyla Arap yarımadasına getiriliyordu. O dönemde Güneydoğu Asya’nın zengin baharat kaynaklarına ulaşmak için uzun ve zahmetli bir yolu aşmak gerekiyordu.

Baharat, Avrupa’daki zenginlerin mutfağına 9. ve 10. yüzyıllarda girdi. Bu dönemlerde İtalya ve Fransa pazarlarında baharata rastlanıyordu. Belgeler Roma mutfağında zencefil, tarçın, havlıcan ve karanfil gibi baharatlara olan ilginin arttığını gösteriyor.

Önceleri genellikle tıp alanında kullanılan baharatlar zaman içerisinde mutfağa doğru geçiş yaptılar. 11. yüzyılda Haçlı seferleri ve Haçlıların doğu ülkelerine yerleşmeleri sonucunda Batılılar Doğuyla temas sağladılar. Doğudan gelmeye başlayan baharatlar, bu koku ve lezzetlere aşina olan Avrupalılar arasında yayılmaya başladı. Uzun zamandır baharat ticaretini elinde bulunduran Venedikli tüccarlar ise bu yolla servet elde ettiler.

Amerika keşfini baharata borçlu

Batı’nın baharat bulma merakı uzak yerlere farklı ulaşım yollarının aranmasını beraberinde getirdi. Amerika kıtası Avrupalılar tarafından keşfedilişini baharat bulma sevdasına borçludur. Kolomb’un gitmek istediği yer Hindistan’dı; amacı da oraların baharatlarını Avrupa’ya taşımaktı.

Vasco da Gama 1498 yılında Hindistan’a direkt olarak giden yolu keşfettikten sonra uluslararası baharat ticareti gelişti, güçlendi. Buna rağmen Avrupa’da baharat lüks ve az bulunur bir mal olmaya devam etti. İngiltere, 1612 yılında Doğu Hindistan Kumpanyası’nı kurdu; bu şirket çok kısa bir süre sonra baharat ticaretini yönlendirdi ve Hindistan’da ekonomik ve politik açıdan önemli bir rol oynamaya başladı. Şirketin baharat ticaretini ele almasıyla birlikte aşırı olarak değerlenmiş baharat fiyatları inmeye başladı ve baharatın kitlesel kullanımı yaygınlaştı.

Fakat baharatın üretildiği yerden getirilmesi fikrinin yaygınlaştığı dönemde, Avrupalı asillerin baharatlara karşı tutumları da değişmişti. 1500’lü yıllarda Avrupa’yı saran baharat modası, bir süre sonra bir bıkkınlık yarattı. Herkes bütün baharatları kullanabilecek duruma geldiğinde zenginler, farklılık yaratacak başka şeyler aramaya başladılar. Böylece daha geleneksel, köylülerin eskiden beri kullanmakta olduğu besinler tercih edilir oldu. 1600’lerde Fransız asilleri baharat kullanmaktan vazgeçip, bunun yerine taze soğan, gümüş balığı, mantar gibi yiyeceklere yöneldiler.

Kaynak: Beslenme Tarihi Albümü, Editör: Necla Akgökçe, 2003

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>