Bedeniyle kavgalı genç kadınların hastalığı: Yeme bozuklukları


Zayıf olmayı güzel olmaya denk sayan anlayış, genç kızları bedenine karşı acımasız davranışlar sergilemeye yönlendirebiliyor. Moda ve kozmetik endüstrisi tarafından pompalanan çarpık güzellik anlayışı, normal kilodaki gençlerin dahi kendini şişman hissetmesine, birkaç kiloluk bir fazlalığın insanların kendisine olan saygısını altüst etmesine yol açıyor.

Psikiyatristlerin “yeme bozuklukları” olarak adlandırdıkları anoreksia, bulimia ve aşırı yeme takıntısı, sıklıkla ergenlik ve ilk gençlik dönemlerinde ortaya çıkıyor. Gençlerin bedensel görünüşlerinden hoşnutsuzluk duydukları ve değiştirmek için aşırı davranışlar sergiledikleri bu rahatsızlıklara özellikle genç kızlarda daha sık rastlanıyor.

Yeme bozukluklarına medya ve iletişimin güçlü ve yaygın olduğu modern toplumlarda daha sık rastlanıyor. Uzmanlar bunun nedenini, dış görünüşün ve ideal vücut şeklinin öneminin abartılılı bir şekilde sunulduğu medya organlarının ve moda, kozmetik gibi alanlardaki reklamların etkisine bağlıyor.

Kilosu ortalamadan fazla olan ya da şişman olan kişilerin eksik ya da kusurlu algılanması, bireyleri dış görünüş konusunda takıntılı olmaya itiyor. Zayıf olmayı güzel olmaya denk sayan anlayış yüzünden normal kilodaki gençler dahi kendilerini şişmanmış gibi hissetmeye başlıyor ya da birkaç kiloluk fazlalık, kişinin bedenine ve kendisine olan saygısını aşındırmaya yetiyor. Mankenlik, oyunculuk gibi alanlarda çalışan genç kadınlarda sıkça rastlanan yeme bozuklukları ölüme varan sonuçlara yol açabiliyor. Bu tür olayların sıkça yaşandığı gelişmiş batılı ülkelerde moda ve kozmetik endüstrisinin içerisinden de tepkiler gelmeye, bazı önlemler alınmaya başladı.

Yeme bozuklukları kimlerde ortaya çıkar?
Yeme bozukluklarından mustarip olanların hemen hepsinde panik-atak, obsesif-kompulsif bozukluk, kaygı bozukluğu gibi psikolojik sorunlar mevcuttur. Yemek yenilen mekânlarda bulunduklarında zorluk çeker, başkalarının rahatsızlıklarını farketmesinden endişe ederler.

Yeme bozuklukları olanlar genellikle, özgüveni zayıf olan, kendini yardıma muhtaç olarak gören, olaylara “ya hep-ya hiç” şeklinde kesin yargılarla yaklaşan kişilerdir. Madde bağımlılığına bu grup içerisinde sık rastlanır. Genellikle yaşantısında büyük bir değişiklik yaşayan, örneğin aile ilişkileri bozulan, sevdiği birini kaybeden ya da doğum, ergenliğe giriş gibi hem duygusal hem de fiziksel değişikliklerin birarada olduğu durumları yaşayan kişilerde ortaya çıkar. Mükemmelliyetçi, çocuklarıyla iletişimi zayıf ve başarı konusunda fazla beklentisi olan ailelerde yaşayan çocuklar bu rahatsızlıklara yakalanma konusunda risk altındadır.

Anoreksia
Anoreksia genellikle gelişme çağındaki genç kızlarda görülür. Mankenlik, dansçılık, oyunculuk gibi bedensel görünüşün diğer mesleklere göre daha önemli olduğu meslek grubu çalışanlarında bu rahatsızlığa daha sık rastlanır. Anoreksia hastalarının %90’dan fazlası kadındır. Genellikle 12-25 yaşları arasında görülür, genç kızlarda rastlanma oranı %0,5’tir.

Anoreksia rahatsızlığını yaşayan kişiler genellikle normalde olmaları gereken kilodan %15 kadar daha zayıftır. Ancak bedenlerine dair algıları bozuk olduğu için kendilerini normalden şişman hisseder ve neredeyse hiç yemek yememe, aşırı egzersiz yapma, idrar söktürücü ve dışkılamayı artırıcı ilaçlar kullanma gibi davranışlar sergileyerek daha da zayıf olmaya çalışırlar.

Anoreksia tedavi edilmediği takdirde bir süre sonra bazı bedensel sorunlara yol açmaya başlar, 3-4 ay üst üste regl olmama, halsizlik, cilt kuruluğu, nefes darlığı, soğuğa karşı aşırı duyarlılık gibi bedensel belirtilere, konsantrasyon eksikliği, endişe, korku gibi psikolojik rahatsızlıklar eşlik eder. Tedaviye başlanmadığı takdirde kemiklerde erime, mineral eksikliği, vücut ısısının düşmesi, kalp atışlarında düzensizlikler, bağırsakların yeterli çalışmaması gibi tüm metabolizmayı olumsuz etkileyen rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Bulimia
Bulimia, kısa bir süre içerisinde aşırı yemek yeme ve ardından kusmayla kendini gösteren bir rahatsızlık. Bulimia’dan muzdarip olanlar, genellikle yüksek kalorili olan yiyecekleri kontrolünü kaybetmişçesine yedikten sonra kendinden tiksinir ve kilo alma kaygısına kapılarak kendilerini kustururlar. Müshil ve idrar söktürücü tabletleri aşırı miktarda kullananlara da rastlanır. Bulimia rahatsızlığı olanlar anoreksiası olanlara göre normal kiloya daha yakın olduklarından farkedilmeleri daha zordur. Hayatının bir döneminde şişman olan kişilerde ve kadınlarda bulimiaya daha sık rastlanır. Toplumda kadınların %1 ila 3’ünde bu rahatsızlık görülür.

Sürekli kusma ve müshil türü ilaçlar kullanılması bir süre sonra yetersiz beslenmeden kaynaklı bazı sorunlara yol açar. Kusma ve müshiller vücuttaki yağ oranını azaltmadığı halde vücut için çok gerekli olan minerallerin ve suyun kaybına neden olur. Bu da vücutta yorgunluk, bağırsak ve mide sorunları, salya bezlerinin şişmesi, düşünceleri toparlayamama gibi sorunlara yol açabilir. Bulimia rahatsızlığı olanlarda aşırı yeme ve çıkarma takıntısı bir süre sonra kısır döngüye dönüşür, bundan dolayı kendilerinden tiksinti duyarak depresyona girebilirler.

Anoreksia ve bulimia tedavi edilmediği takdirde, böbrekler ve bağırsaklar zarar görür. İdrar yolu enfeksiyonları, kabızlık, ishal, kramplar, hazımsızlık gibi sorunlar ortaya çıkar.
Aşırı yeme takıntısı olanlarsa, dönem dönem, kısa bir süre içerisinde kontrolünü yitirmişcesine aşırı yemek tüketirler. Ancak bu yeme dönemlerinden sonra yediklerini kusmaya çalışmazlar. Aşırı yeme rahatsızlığı, bir süre sonra şişmanlık, şeker hastalığı ve kalp-damar hastalığı gibi rahatsızlıklara neden olur.

Yeme bozukluklarını hafife almamak gerekiyor. Çünkü bu rahatsızlıklar tedavi edilmediği takdirde ölümle sonuçlanabiliyor. Yeme bozukluğu olan hastalardaki ölüm oranı %5 civarında.

Yeme bozuklukları nasıl tedavi edilir?
Yeme bozukluğuna sahip olan hastalar genellikle durumu kabullenmek istemez, başkalarının rahatsızlıklarının farkına varmasından hoşlanmazlar. Bu nedenle kendiliklerinden doktora başvurma ihtimalleri zayıftır. Doktora başvurma konusunda yakınlarının desteği, hatta zorlaması gerekir.

Tedavinin ilk aşaması yemek alışkanlıkları ve yeme fikriyle ilgili yanlış duygu ve davranışların çözülmesi için psikolojik destektir. Uygulanan terapide hastanın bedenine yönelik yanlış algısının düzeltilmesi ve özgüveninin oluşturulması için çalışmalar yapılır. Doktorlar, depresyon ve kaygı bozukluğunun azaltılması için ilaç tedavisini de gerekli bulabilir. Yapılan çalışmalarda, grup terapisi, aile terapisi ve davranışçı terapi yöntemlerinin tedaviye katkısı olduğu gözlenmiştir. Yeme bozukluğu olanlarda dengesiz beslenmeden dolayı vücut besinsiz kaldığı için fiziksel bazı rahatsızlıklar oluşmuş olabilir, bu rahatsızlıkların da ayrıca tedavisi gereklidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>