Bir alternatif yaşam arayışı: Ekoköyler

Dünya hızla kirleniyor, kirlilikten yalnızca hava, su, toprak ve doğal yaşam değil, insan ilişkileri de nasibini alıyor. Bu durumdan rahatsız olan bazı insanlar, kendilerine dünyanın çeşitli bölgelerinde, ekolojik köy adı verilen doğayla içiçe yaşanılabilir alanlar inşa ediyorlar. Kısaca ‘ekoköy’ diye tanımlayabileceğimiz ekolojik köy; insan eylemlerinin doğaya zarar vermeden, sağlıklı bir ortam yaratarak sürekli kılındığı, insan ölçekli bir topluluktur.

Ekoköyün insan ölçekli olmasının, insan ilişkilerini merkeze alması ötesinde bir anlamı vardır. Bu ölçek, toplulukta yer alan bireylerin birbirlerini tanımalarını ve bireylerle topluluk arasında yönetim konusunda işlevsel ilişkiler kurulmasını mümkün kılar. Yani ekolojik köy,  nüfusu binleri geçen bir köy olamaz, çünkü köyün nüfusu ne kadar fazla olursa insanların birbirleriyle iletişimi o kadar az olur. Ama ekolojik köy, çok az nüfuslu da olamaz, çünkü orada sürdürülen doğayla uyumlu yaşamın sürekliliğinin sağlanması gerekir.

Ekoloji sözü, biyoloji biliminin, çevreyi inceleyen alt dalını tanımlıyor. Fakat günlük yaşamda ‘ekoloji’den söz ettiğimizde daha çok ‘doğaya zarar vermeden, onunla bütünleşmek’, ‘çevre ile uyumlu bir yaşam inşa etmek’ gibi kavramlar anlaşılıyor. Doğayla bütünleşmek, insanın doğaya efendi tavrıyla bakmaması ve doğadaki diğer yaşam biçimlerine saygılı olması ve onlara eşitlikçi bir biçimde yaklaşması ile mümkündür. İnsan doğayı hayvanlar ve bitkilerle paylaşır… İnsan yaşamı ne kadar önemliyse, hayvanların, bitkilerin yaşamı da o kadar önemlidir… İnsan, çevresindeki diğer varlıkları örselemeden, onlara zarar vermeden yaşamalıdır.

Doğa dostu araç-gereç, malzeme ve teknolojiler

Ekoköylerin ilkelerinden biri de kaynakların geri dönüşümlü olarak kullanılmasıdır… Burada “bir kez kullan ve at” olarak tanımlayabilceğimiz günümüz endüstri toplumlarının tüketim anlayışından farklı bir anlayış vardır… Eko köylerde her şey değerlendirilir. Tüketim, üretime dönüştürülür… Çürümüş yapraklar tarım için iyi bir gübredir, muhafaza edilir… Çöpler de yine gübre olarak değerlendirilir veya bunlardan enerji elde edilir… Bu dönüşümlerin sağlanması için ekoköylerin büyük bir bölümünde güneş, rüzgar ve bio-gaz enerjisi ile enerji üretimi sağlayacak düzenekler mevcuttur.

Ekoköyler sonuçta insan topluluklarıdır. Fiziksel, ruhsal, duygusal insan sağlığına önem verilmeksizin, bu topluluğun ayakta kalması düşünülemez. Sağlıklı gelişme istemi, yalnız bireyler için değil, toplumun tümü için geçerlidir.

Ekoköylerde binalar da doğa dostu ekolojik malzemelerden yapılır. Kullanılan malzemenin doğal çevreyle de uyum olması gerekir.  Ekolojik bina yapımında kullanılmaması gereken malzemeler arasında kimyasal cilalar, alüminyum, formaldehit içeren yapı malzemeleri, sentetik boyalar yer alır. Buna karşılık kerpiç, taş, saman gibi doğal maddeler, doğal boyalar rahatlıkla kullanılabilir. Eko köylerin en gözde yapı biçimlerinden biri, saman evlerdir. Hatta saman ev yapımını öğrenen ekoköyler, zaman zaman başka köylere kurslar vererek, ev yapımını öğretmektedirler.

Ekoköylerde  kullanılan enerjinin de güneş, rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir ve çevre dostu enerji olmasına dikkat ediliyor. Köyler su ve enerji tüketimi konusunda gayet dikkatlidirler. Örneğin bu amaçla bazı ekoköylerde, her evde bir çamaşır makinesi ya da bulaşık makinesi yerine, merkezi bir çamaşır ve bulaşık makinesi bulunur. Pek çok köyde doğaya zararlı, deterjan gibi temizlik maddeleri de kullanılmamaktadır.

Ekoköylerin bazılarında araç serbestisi varken, kimilerinde kısıtlamalar yapılır. Ekoköyün dışarıyla bağlantısı, birkaç araçla, sınırlı biçimde sağlanır. Ekoköy içinde ise bisikletle dolaşılır.

Ekoköylerin tarihi

1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren kurulmaya başlanan ekoköyler, 1990’lı yıllarda bir araya gelerek Global Ecovillage Network’ü (GEN) oluşturdular. Bugün uluslararası planda dev bir ağ olan GEN’in ortaya çıkışının hikayesi ise şöyle: Çevre bilincine sahip grupları bir araya getiren Danimarka’daki Gaia Trust ekoköyünün kurucusu Ross ve Hildur Jackson çifti, bir vakıf tarafından, dünyadaki en iyi ekoköyü bulmakla görevlendirildi. Amaç, endüstri toplumlarında doğa ile uyum içinde bir yaşamın nasıl mümkün olabileceğini göstermekti. Gezi, en iyi ekoköyü  arayanlar açısından verimli bir gezi olmadı. Gittikleri yerlerde ideal bir ekoköye rastlayamadılar ama ekoköy adı altında çok farklı yaşam stillerinin mümkün olabileceğini gördüler.

Bu geziden sonra birbirlerini tanımak ve deneyimleri paylaşmak amacıyla dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan ekoköy teksilcileri bir araya gelerek bir ağ oluşturdular. Bu ağa ilk katılanlar İskoçya’dan Findhorn komünü, ABD’den Tenessee Çiftliği, Almanya’dan Lebensgarten Steyerberg, Avustralya’dan Crystal Waters, Rusya’dan Ecoville Petersburg, Macaristan’dan Gyurufu, Hindistan’dan Ladakh projesi, Danimarka’dan ise sürdürülebilir Topluluklar Birliği oldu.

Ekoköyler ağı

1995 yılında İskoçya’nın Findhorn komününde, 40 ülkeden 400 kişinin katılımı ile bir ekoköyler konferansı yapıldı. Toplantının düzenleyicilerinden Ross Jackson şöyle konuşuyordu: “1990 yılında, Trust kaynaklarını en iyi nasıl değerlendirebileceğini ve kalıcılık sorununu nasıl çözebileceğini düşünüyordu. Tartışmalarımız sonucunda, dünyanın her şeyden önce, kendi üzerinde doğa ile uyum içinde, gelişmiş bir topluluk halinde kalıcı olarak nasıl yaşanacağına dair iyi örneklere ihtiyacı olduğu sonucuna vardık. Şimdi insanların doğa ile uyum içinde tatmin edici bir biçimde nasıl yaşayacaklarına karar verme zamanıdır. Bu stratejinin ying bölümüdür. Yang bölümü ise bunu sağlayacak teknojileri üretme peşinde koşturmaktır. Bu hareketin raporlara, bilgilere, araçlara ihtiyacı yok. Bizler artık Kuzey’de evimizi, toplumumuzu kurmalıyız.  Bu toplantı çok yararlı oldu, ortak bir projenin heyecanını paylaşan ve birbirlerini tanımayan kişiler, birbirlerini tanıdılar ve aralarında sıcak bir iletişim kuruldu.”

Toplantı sonucunda; GEN Avrupa/Afrika, GEN Amerika, GEN Okyanusya ve Asya olmak üzere üç bağımsız bölgesel ağ kuruldu. Bunların hepsinin üstünde ise bir çatı şeklinde GEN bulunuyordu. Köyler bir internet sayfası vasıtasıyla uluslararası bir iletişim ağı üzerinden birbirleriyle bilgi alışverişinde bulunacaklardı.

İletişim ağı üzerinden yapılan bilgi alışverişleri sonucunda, ekoköylerin dünyanın farklı bölgelerinde, farklı farklı yapılar oluşturdukları ortaya çıktı. Bunların ‘doğayla uyumlu bir yaşam’ genel felsefesinin dışında kendilerine özgü farklı felsefeleri ve örgütlenme biçimleri vardı. Ross Jackson, ekoköyler arasındaki farklılıkları şöyle açıklıyordu: “Problem, sürdürülebilir yaşamın geleneksel ilişkilerle çözümlenemeyecek kadar karmaşık ve farklı olmasından kaynaklanıyor. Güney, kuzey, kent ve köy arasında bulunan çelişkiler bu kadar büyükken, ortak bir çözüme ulaşmak elbette mümkün görünmüyor. Aynı biçimde, farklı kültürler açısından da farklı çözümler söz konusudur.”

İdeal, her yere uygun olan ve taşınabilen bir ekoköy modeli olamayacağı, iletişim ağı sayesinde iyice görüldü. Ağa bağlı olan ekoköyler arasında oldukça önemli farklılıklar vardı ama bunların hepsi GEN’i, yani ekolojik köyler zincirini oluşturuyordu. Bunların kimisi, kentin içinde yeşillikler ortasında evler inşa etmişler, bazıları toprak satın alıp bir köye yerleşmişler, kimileri 2. Dünya Savaşı’ndan kalan esir kamplarını kendilerine ekoköy alanı olarak seçmişlerdi. Kimisi tarım, hayvancılık yapıyor, bazıları Noel ağacı yetiştirerek gelir sağlıyor, kimileri de ekolojik kurslar düzenliyordu…

En eskilerden biri Findhorn

Ekoköy olarak kabul edilen bu köylerin içinde İskoçya’daki Findhorn komünü, en eski ve en büyük olanlardan biridir. Bir ekoköyün oluşumunu anlamak açısından bu deneyime bir göz atmakta yarar var. Findhorn’un temelleri 1962 yılında İskoçya’da, ismini aldığı köyün yakınlarında, Eileen Caddy ve Peter Caddy ve Dorothy McLean tarafından bir karavanda atıldı. Peter Caddy, pozitif düşünmenin teori ve pratiğini çok iyi bilen bir subaydı. Eileen Caddy ise üç çocuklu bir anneydi ve psikolojik dünyalar, özellikle iç ses üzerine düşünüyordu. Dorothy McLean ise ruhsal olaylara ilgi duyan bir kadındı. Ruhlarla, meleklerle bağlantısı olduğuna inanıyordu.

İşte bu üç kişilik grup, çocuklarla birlikte İskoçya’da Findhorn köyü civarında bir karavanda, maddi yoksulluk içinde yaşamaya başladılar. Karavan civarında bulunan verimsiz toprağı uğraşarak verimli hale getirdiler. Burayı ekip biçerek, yaşamlarının merkezine koydular. Topraktan elde ettikleri ürünler, zaman içinde çeşitlendi ve arttı. Ürünlerin yanı sıra, bulundukları bahçe otlar, ağaçlar ve çiçekler açısından da bir hayli zengindi. Bir süre sonra İskoçya’daki harika bahçe, bahçıvanların, ziraatçilerin ve biyologların dikkatini çekti. Endüstriyel tarım tekniklerinin hiçbir biçimde uygulanmadığı bahçenin, mucizevi bir biçimde büyüyüp gelişmesi onları hayrete düşürmüştü. Findhorn komünü, doğa ile dost olarak yaşamak arzusu duyan pek çok kişinin buraya gelmesiyle büyük bir patlama yaşadı. Karavanlar kiraya verilmeye başlandı, topraklar büyüdü, karavan parkı satın alındı. Topluluğun büyümesiyle birlikte, organizasyonda değişikliklere gidildi. Findhorn Vakfı kuruldu. Şimdi köyde 450 kişi, ortak bir yaşam sürdürüyorlar.

Findhorn, kurulduğu günden bu yana, ruhsal etik değerlerin günlük yaşama geçirilmesi yoluyla ekolojik, ekonomik ve kültürel sürdürülebilirliğin sağlanması için, orada yaşayan nüfusa, ziyaretçilerine eğitim veriyor.  Komün, hristiyanlık ve spirüalite temelinde şekillendiği için, doğa ile uyum içinde bir yaşam konsepti, bu iki kavrama göre belirleniyor. Her yıl 4 bin kişi, değişik zamanlarda komünü ziyaret ediyor.  Burası ekoköy deneyimini öğrenmek isteyen yetişkinler için önemli bir merkez görünümünde. Findhorn komününün içinde bir bilgisayar firması, bir dizayn ve ses stüdyosu, bir kitapçı, bir çömlek yapım atelyesi, bir eczane, bir dokuma atelyesi ve Rudolf Steiner Okulu (Andropozofi felsefesinin mimarı ve alternatif yaşam tarzı savunucularının ve alternatif tıpçıların kendine örnek aldığı bir düşünür) var… Komünde verilen ve Volvo, Shell, IBM, Philips gibi firmaların da katıldığı yüksek ücretli seminer ve ekonomi konferanslarından, topluluğa büyük gelir elde ediliyor.

Kurslarda öğretilen bilgiler 5 konu etrafında toplanıyor.

1- Kişisel ve spiritüel (ruhani) gelişme,

2- Ekolojik yaşam biçimi

3- Sanat

4- Sağlık ve iyileşme

5- Topluluk içinde yaşama

Ekoköyde günlük yaşam

Köyde bir yandan yukarıda anlattığımız türden gelir getirici faaliyetler yapılırken, diğer yandan da yaşam sürüp gidiyor. Komününün günlük yaşamının temelini çalışma oluşturuyor. Ekoköy sakinleri, günlerinin büyük bir bölümünü işyerlerinde geçiriyorlar. Herkes, istediği işte çalışıyor. Kimisi, çevreyi kolluyor, kimisi temizlikle uğraşıyor, bazıları yemek yapıyor, bazıları bahçe bostan işleri ile uğraşıyor. Köyün yönetiminde de çalışanlar var. Her sabah insanlar işlerine meditasyonla başlıyorlar. Meditasyon, insanların işlerine severek ve bilinçli yaklaşmasını sağlıyor. Findhorn’daki slogan şu: “Çalışma bir aşk hareketidir”… Findhorn’da yaşayanlar, en iyi öğrenme biçiminin iş yaparak öğrenme olduğuna inanıyorlar.

Fakat, GEN’in içinde yer alan ekoköyler içinde, spirütüalite ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan ekoköyler de var. Hatta bunların büyük bir bölümü, Findhorn gibi yapıları eleştiriyorlar. GEN’in içinde küçük topluluklardan oluşan ekoköyler de var. Bunlardan biri de Tori Superiore… İtalya’da bulunan bu eko köy, terk edilmiş bir ortaçağ köyünde kurulmuş.

Türkiye’de de Harman, Eko Foça gibi ekoköy deneyimleri oldu. Bir başka deneyim Ütopya ekolojik köyüydü. Son zamanlarda kuruluş çalışmaları süren başka ekoköy girişimleri de mevcut.

Büyükşehir yaşamının bir yandan delirtici bir karmaşa diğer yandan tekdüzelik içeren yaşantısı, insanı öğüten yarışma, stres ve bunaltısından kurtulmak isteyen, son yıllarda giderek artan doğa ile yabancılaşmayı aşmaya çalışan insanların alternatif yaşam tarzlarına yönelmelerinde şaşılacak bir şey yok.  Ekoköyler Batı’da kabul görmüş alternatif yaşam alanları. Türkiye gibi köylü toplum olma özelliğini henüz terk etmiş olan bir toplum için ekoköylerin ne derece alternatif oluşturacağını zaman gösterecek. Fakat şunu kesin olarak söyleyebiliriz; alternatif yaşam arayışları her zaman sürecek

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>