Çiğ süt üreticilerinden açıklama

Çiğ Süt Üreticileri  sütte yaşanan tartışmalarla ilgili  bir basın bildirisi yayınladı. Bugün yayınlanan basın bildirisini okurlarımızın dikkatine sunuyoruz:

Basın Bildirisi- 23.01.2012-Süt Tüketicilerinin Bilgisine

Son günlerde ambalajlı süt ve süt ürünleri denetimlerinde alfotoksin ve antibiyok kalıntısı çıktığı, gıda yoluyla alınan bu antibiyotik kalıntılarının insanlarda antibiyotik direncine sebep olduğu, aflatoksin M1’in ise karaciğer kanseri, sarılık ve siroza yakalanma riskini artırdığı, bunlarla ilgili gerekli yasal işlemlerin yapılmakta olduğunu basın aracılığı ile okumakta ve haber programlarında konuşulmaktadır.

Ambalajlı süt tüketiminin düşmesinin hayvancılık sektörüne de olumsuz etki yapacağı saiki ile üretici kuruluşların temsilcileri tarafından da bu endişelerin kaynağının sanayi üretimi paketli sütler değil de, açıkta satılan perakende sütler olduğu algısı yaratılmaya çalışılmaktadır.

Hatta bu alfotoksin ve antibiyok kalıntısı haberlerinin aslında süt tüketimini azaltmak üzere asitli içecek üreticileri tarafından düzenlenen bir komplo olduğu iltifat edilen ihtimaller arasındadır. Tam da okul kantinlerinde asitli içecek satışları yasaklanır ve okul sütü projeleri başlatılırken sütte antibiyotik kalıntısı ve aflatoksin haberlerinin gündeme düşmesi bu komplolara dayanak gösterilmektedir.

Büyük süt üreticisi markalar da temsilcileri aracılığı ile bu antibiyotikli, alfotoksinli sütlerin sorumlusunun merdivenaltı üreticiler olduğu iddiasını ileri sürmüşlerdir.

Sütte alfotoksin ve antibiyok kalıntısı haberleri aslında hayvancılık sektörünün medyaya yansıyan sorunlarıdır ve Türkiye’nin gerçekleriyle yüzleşilecek yerde, kendisini ifade etme imkânı bulamayacak küçük süt üreticileri ve sokak sütçüleri suçlanma yoluna gidilmektedir.

Bu, gerçekleri halının altına süpürmek olarak değerlendirilebilecek manasız bir uğraştır!

Şimdi sütte antibiyoik iddialarına cevap vermek istiyoruz.

Sütte antibiyotik kullanım artışının yegane sebebi hayvancılık politikalarıdır.

Nasıl mı?

Hayvan sayısınıdaki azalmayı, et fiyatlarındaki artış problemini tüketicilerin siyasi algısını farklılaştırmamak için  kasaplık, besilik, damızlık canlı hayvan, kesilmiş dondurulmuş et ithalatına başvurulmuştur. Veteriner Hekimler Odası’nın canlı hayvan, et ithalatının halk sağlığını tehlikeye düşürüceği ikazlarına da kulak asılmadan et, canlı hayvan ithalatı halen sürdürülmektedir.

2010 Nisan ayından beri süren hayvan ithalatı yerli hayvanların sağlığını tehlikeye düşürmüş olup, ithalat başladığından beri ülkemizin her tarafında hayvan hastalığından dolayı hayvan pazarlarının kapatıldığı haberleri medyaya yansımaktadır. İthalatın devam ettiği 2010-2011 yıllarında şap hastalığı görmeyen hayvan işletmesi kalmamıştır. Bir işletmede sadece bir değil tüm hayvanlar şap hastalığına düçar olmuştur. Hem de hayvan hastalıklarından ari olduğu ileri sürülen Trakya bölgemiz de bile!

Ülke hayvanlarının hastalanmasının temelinde hayvan ithalatları olduğu gerçeğini göz ardı edemez, bu gerçekle yüzleşmeden sağlıklı bir hayvancılık yapma imkânı bulamaz ve çocuklarımıza gerçek ve sağlıklı süt sözü veremeyiz!

Hayvan hastalıklarının önlenmesi ve dolayısı ile antibiyotik kullanımının azaltılması için damızlık, kasaplık, besilik canlı hayvan, kesilmiş, dondurulmuş et ithalatındaki gümrük oranları Mart 2010 Yılındaki seviyelere tekrar getirilmeli ve antibiyotik tedavisi gören hayvanların sütü devlet aracılığı toplanmalı ve hayvan sürülerimiz sağlığına kavuşana kadar bu sütlerin karşılığında süt üreticisi köylümüz desteklenmelidir.

Aflatoksini Süte Kim Katıyor?

Aflaotiksini yem sanayicileri sütün içine koyuyorlar.

Nasıl mı?

Aflatoksin küflerin ardında bıraktığı toksinlerin bir grubuna verilen isimdir. Hayvan yemlerinde kullanılan tahıllar yem fabrikasına gitmeden önce kurutulmaz ve nemli kalırlarsa, küf oluşur ve haliyle de bu tahılların katıldığı yemlerde aflatoksin oluşur. Bu aflatoksin kanatlılar için ölümcüldür, ancak daha dayanıklı oldukları düşünülerek yedirildiklerinde büyükbaş hayvanların etleri ve sütleri aracılığı ile biz insanlara kadar etkisi taşınır.

Anlayacağınız alfotoksinli sütlerin baş sorumluları büyükbaş ve küçük baş yem fabrikaları, tahıl kurutma tesisleri ve buraları yeterince denetlemeyenlerdir!

Annelere sesleniyoruz: Güvenli ve gerçek süt gıda güvenliği yasalarından önce sağlıklı hayvanlar ve sattığı sütten ekmeğini kazanabilen üretici ile mümkündür! Sokak sütü ya da sanayii üretimi kutu sütü.. tümü aynı üreticinin beslediği benzer koşulları paylaşan hayvanların ürünüdür. Sağlıklı süt için hayvancılık politikalarına yatırım gerekmektedir. Üreticinin gerçek anlamda desteklenmesi gerekmektedir.

Tarım Bakanı Eker’e sesleniyoruz: Türkiye’nin marka değeri gıdadır diyorsunuz, Türkiye’nin marka değeri UHT süt değildir! Türkiye’nin marka değeri temiz, sağlıklı hayvanlardan sağılan kaliteli çiğ süttür! Gıda fabrikalarda paketlense dahi, köylerde, küçük üreticiler aracılığı ile üretilir. Sütte yaşanmakta olan bu sağlık krizi bu üreticiye sahip çıkmak gerektiğinin işaretidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>