Diyabetle yaşam rehberi 1: Diyabet nedir?

Vücudumuzun temel enerji kaynağı glukozdur. Glukoz, ekmek, patates gibi nişastalı gıdalar, şeker ve diğer tatlı gıdaların sindirilmesi sonucu karaciğerde üretilerek kan doaşımına aktarılır. Pankreas tarafından üretilen insülin hormonu da glukozun hücrelere alınmasına yardımcı olur. Diyabet, pankreas hücrelerinin insülin üretememeye başlamasından ya da vücudun ürettiği insülinin uygun şekilde kullanılamamasından kaynaklanır.

Dünyada 200 milyondan fazla diyabet hastası bulunuyor. Üstelik yapılan araştırmalar diyabetin görülme sıklığının giderek arttığını belirtiyor. Her yıl dünyadaki diyabetli kişi sayısına 6 milyon kişi ekleniyor. Dünyadaki toplam sağlık harcamalarının %10’u diyabet için yapılıyor. Sıklık oranlarında şişmanlığın giderek yaygınlaşması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hareketsiz yaşam ve genetik yatkınlıklar önemli rol oynuyor. Diyabet, dünyadaki erken ölümlerin önde gelen nedenlerinden biri. Her 10 saniyede bir kişi diyabete bağlı nedenlerle ölüyor.

Dünyadaki diyabetlilerin %10’u tip 1 diyabetli, geri kalan kısmı ise tip 2 diyabetlidir. Tip 1 diyabet, çevreden bünyeye giren zararlı unsurları (örneğin virüsler) yok etmekle görevli hücre türlerinin yanlış yola sapmaları ve pankreasın insülin yapmakla görevli beta hücrelerini, sanki yabancı ve zararlı unsurlarmış gibi yok etmeleri sonucu gelişen bir hastalıktır. Bu tür diyabet genellikle 30 yaşın altında ortaya çıkar. Tip 1 diyabetliler pankreaslarında üretilemeyen insülini vücutlarına dışardan enjekte etmek zorundadırlar. Bu nedenle tip 1 diyabete ‘insüline bağımlı diyabet’ de denir.

Tip 1 diyabetli hastalar, bu hastalığa genellikle genç yaşlarda yakalandıkları için önlerindeki yaşam beklentisi uzundur. Bu nedenle diyabetin göz, böbrek gibi organlarda ya da sinir sistemi ve damarlarda yapabileceği hasarlardan korunmaları gerekir. Bu komplikasyonlardan korunmanın en iyi yolu kan şekerini normal sınırlarda tutmaktır. Tip 1 diyabetli hastalar yoğun bir insülin tedavisi (genellikle günde 4 doz) ve kontrollü bir yaşam ile kan şekerini normal sınırlarda tutabilirler

Tip 2 diyabet ise, kas, karaciğer gibi insülinin etkili olduğu dokularımızda görülen insüline karşı direnç oluşumu, bu direnci aşmak, kan şekerini normal tutabilmek için beta hücrelerinden insülin salgılanmasında artış, direnci kırmak için aşırı çalışan adacık hücrelerinde zaman içinde görülen yorulma ve insülin salgısında azalma gibi nedenlerle oluşur. Bu tür diyabet genellikle 40 yaşın üzerindekilerde ortaya çıkar. Diyet, ilaçlar ve bazen de insülin enjeksiyonu ile tedavi edilir.

İnsüline karşı direncin en önemli nedenleri genetik yatkınlık ve şişmanlıktır. Ailesinde diyabet bulunan insanların diyabete yakalanma riski diğer insanlara göre daha fazladır. Şişmanlarda artan yağ dokusu, kan dolaşımında fazla miktarda serbest yağ asidi bulunmasına yol açar. Kandaki serbest yağ asitleri de insülinin görev yapmasını zorlaştırır. Bu da tip 2 diyabetin ortaya çıkmasına yol açar. Bazı kadınlarda yalnızca gebelik döneminde ortaya çıkan diyabete de rastlanır. Buna “gestasyonel diyabet” denir.

Diyabet yaşam boyu kontrol altında tutulması gereken bir rahatsızlıktır. Kontrol altında tutulmazsa, gözlerde, damarlarda, böbreklerde, ayaklarda ve sinirlerde bazı sorunlara yol açabilir. Şeker hastalığıyla barışık yaşamanın yolu kontrollü ve dengeli yaşamaktan geçer. Hastalığın yaratacağı sorunlardan kurtulmak için kan şekerinin gereken düzeylerde tutulması gerekir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>