Diyabetle yaşam rehberi 7: Diyabetin komplikasyonları

Diyabetin ileri safhalarında vücutta bazı komplikasyonlar, yani hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan bazı bozukluklar görülebilir. Diyabetik nöropati, yani sinir uçlarının diyabete bağlı olarak hasar görmesi, gözde ve böbreklerde ince damarların hasar görmesinden kaynaklı rahatsızlıklar, sinirlerde ve damarlarda oluşan hasar sonucu cinsel organlarda ortaya çıkan sorunlar bu komplikasyonlardan en sık rastlananlardır. Diyabetin komplikasyonlarından korunmak için; iyi ve sürekli bir kan şekeri kontrolü sağlanması ve göz, ayak, böbrek gibi bu komplikasyonlardan en sık etkilenen organların düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gereklidir.

Diyabetik nöropati:

Nöropati diyabetlilerde sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Diyabetiniz ne kadar uzun süredir varsa, vücudunuzda nöropati gelişme riski de o kadar fazladır. Diyabetik nöropati uzun yıllar boyu devam eden kan şekeri yüksekliği sonucu sinir sistemini oluşturan hücrelerde ve bu hücreleri çevreleyen myelin kılıfında bazı yapısal değişiklikler oluşması ve buna bağlı olarak bu hücrelerin işlevinin bozulması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Diyabetik nöropati özellikle ayaklarda bazı rahatsızlıklara neden olur.

Nöropatisi olan diyabetlinin ayakları sıcak ve soğuğu ayırt edemez, ayaklarındaki ağrı ve acıyı kolay kolay hissedemez. Fakat nöropati yıllara yayılmış olarak yavaş yavaş geliştiği için diyabetli bu duyu kaybını fark etmeyebilir. Bu nedenle ayakkabısının vurduğunu, terliğinin içindeki batıcı cismi ya da ayaklarını yıkadığı suyun çok sıcak olduğunu fark edemez, bu nedenle ayakların yaralanması kolaylaşır. Diyabet damarlarda da sorunlara yol açtığı için ayaklarda oluşan yaraların iyileşmesi gecikir. Ayaklardakine benzer bir duyu nöropatisine seyrek de olsa ellerde de rastlanabilir.

Duyu nöropatisinin en yaygın belirtilerinden biri ayak parmaklarındaki sızlama ve karıncalanmadır. Bazı insanlarda nöropatiden kaynaklanan ağrı hissi de olabilir. Ağrı genellikle iki ayakta birden veya uyluklarda hissedilir, yanma, karıncalanma ve zonklama ile kendini gösterir. Bu tür belirtilerden rahatsızsanız hemen doktorunuza başvurun. Doktorunuz bu konuda yapılacak tedaviyi ve alınacak önlemleri belirleyecektir.

Diyabetik nöropati diyabetin kontrol derecesine ve süresine bağlı olarak ortaya çıkar. Sigara içenlerde ve kan yağlarında yükseklik olanlarda görülme sıklığı daha fazladır. Araştırmalar iyi bir kan şekeri kontrolünün sinirlerin tahrip olma oranını yavaşlattığını gösteriyor. Günümüzde nöropatiyi iyileştirecek herhangi bir ilaç yoktur fakat sebep olduğu zararları azaltacak bazı önlemler alınabilir. Nöropatiden korunmanın en iyi yolu ise kan şekerini normal sınırlarda tutmaktır.

Göz rahatsızlıkları:

Retinopati, gözdeki retina tabakasını besleyen kan damarlarında ortaya çıkan bazı sorunlar sonucu oluşur. Retina tabakasındaki kan damarları diyabet nedeniyle tıkanabilir, akıntı yapabilir ya da tıkanan kan damarlarının yerine rastgele damarlar oluşabilir. Retinopati tedavi edilmediğinde körlüğe kadar varan sorunlara yol açabilir ve ileri düzeye gelene kadar belirti göstermez. İlerlemiş retinopatinin tedavisi oldukça güçtür. Retinopatinin tedavisinde kullanılan en yaygın yöntem lazer tedavisidir. Lazer ile damarların sızıntı yapması engellenir ve anormal yeni kan hücreleri yok edilir.

Diyabetin gözde oluşturduğu komplikasyonlardan bir diğeri de katarakttır. Katarak hastalığın süresi ve kan şekeri seviyesinin ayarlı olup olmamasıyla yakından ilişkilidir. Katarakt uzun süredir diyabeti olan hastalarda oluşur. Görmenin ağrısız olarak bozulması, ışığa duyarlılık, bir gözde çift görme, okuma sırasında daha fazla ışığa ihtiyaç duyma, gece görüşünün zayıflaması ve renklerin solgun görülmesi gibi belirtilerle ortaya çıkar. Katarakt hastanın yaşam kalitesini etkilemeye başladığında cerrahi bir operasyonla tedavi edilebilir.

Diyabetin gözde yarattığı sorunlar yavaş yavaş ortaya çıkar. Bu nedenle gözlerinizde sorun oluşana kadar beklemek çok yanlıştır. Retinopati, katarakt gibi rahatsızlıklarda erken teşhis çok önemlidir. Eğer erken teşhis yapılmazsa kalıcı bazı görme sorunlarına yol açabilir. Diyabeti 5. yılı aşan her diyabetli yılda en az 1 kez göz doktoruna muayene olmalıdır. Ayrıca yüksek tansiyon gibi ek risk faktörlerinin ortadan kaldırıması da oldukça önemlidir. Diyabetin gözde yarattığı komplikasyonlardan korunmanın en iyi yolu kan şekerini normal sınırlarda tutmaktır.

Böbrek rahatsızlıkları:

Diyabetin komplikasyonlarından biri de nefropatidir. Nefropati, diyabetin kılcal damarlarda yaptığı bozukluklar sonucunda oluşan böbrek rahatsızlığıdır. Nefropatinin başlıca belirtilerinden biri mikroalbuminüri’dir.  Diyabeti olmayanların idrarında protein bulunmaz. Mikroalbuminüri idrarda protein bulunması demektir. Bu durum böbrek rahatsızlığının başladığının haber verir. Nefropati erken saptanırsa alınacak önlemlerle bozukluk durdurulabilir. Bu nedenle her diyabetli yılda bir kez mikroalbümin testi yaptırmalıdır.

Nefropatinin ortaya çıkmasının en önemli nedenleri kötü kan şekeri kontrolü, yüksek tansiyon, proteini fazla beslenme, kan yağlarında bozukluk ve sigara içilmesidir. Kan basıncının yüksek olması böbrek hasarını daha da hızlandırır. İdrarında mikroalbümin saptanan hastalarda öncelikle kan şekerinin normal seviyelerde gitmesi sağlanır. Ardından kan basıncını düşürücü ilaçlar kullanılmaya başlanır. Ayrıca, yüksek proteinli besinler böbrek için basıncı artırdığı için mikroalbüminürili hastaların düşük proteinli bir diyet uygulamasında fayda vardır.

Kalp ve damar hastalıkları:

Diyabetlilerde kalp ve damar hastalıklarına diyabetli olmayanlara oranla yaklaşık 3 kat daha fazla rastlanır. Diyabetin damarlar üzerindeki olumsuz etkisi, kan yağlarında yükseklik, şişmanlık, hareketsiz yaşam, sigara kullanımı, yüksek tansiyon gibi kalp hastalığı riskini artıran diğer etkenler ile birlikte ise daha da belirginleşir. Diyabetlilerde uzun yıllar yüksek seyreden kan şekeri küçük damarları ve sinirleri etkileyerek bazı bozukluklara yol açabilir. Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi kanın akışkanlığını bozar ve pıhtı oluşumunu sağlayan trombosit adlı hücrelerin yapışkanlığı artar. Bu hücreler kan yağları ile birleşerek damar duvarına yapışır.  Bu plaklar zamanla büyür ve damar boşluğunu tıkar.

Diyabetlilerin kalbinde en sık gözlenen hastalık koroner arter hastalığıdır. Koroner arterler kalbi besleyen damarlardır. Bu damarlarda oluşan tıkanıklıklar kalp kaslarının beslenmesini önler. Beslenme bozukluğu kalp kasındaki fonksiyon bozukluklarından doku ölümüne, yani enfarktüse kadar değişik seviyelerde olabilir. Hastalığın tespit edilmesinde geç kalındığında ölüm riski oldukça fazladır.

Diyabete bağlı kalp ve damar rahatsızlıklarından korunmanın en iyi yolu bu konuda bilgi sahibi olmak ve riskleri önlemektir. Yağlı gıdalarla beslenmemek, şişmanlığı önlemek ve hareketli bir yaşam sürmek, sigara kullanmamak gibi önlemler kalp ve damar rahatsızlıklarını önlemede oldukça etkilidir. Fakat en önemlisi, kan şekeri seviyesini normal sınırlarda tutmaktır. Bu sayede kan şekeri yüksekliğine bağlı tüm komplikasyonlardan korunmak mümkündür.

Ayak bakımı:

Diyabetlilerde, diyabetik nöropatiye bağlı olarak gelişen ayak problemlerine oldukça sık rastlanır. Nöropatinin ayaklarda yol açtığı hissizleşme sonucunda batıcı cisimler ya da başka sorunları algılamada bazı sorunlar ortaya çıkar. Bu da ayakta yaralanmalara yol açabilir. Diyabetin kan damarlarında yol açtığı sorunlar yüzünden yaraların iyileşmesinde gecikmeler ortaya çıkabilir. Bu tip durumlar, diyabetli ayak bakımını yapmıyorsa küçük bir problemin büyümesine ve kangrenden ayak ve bacağın kaybına kadar birçok probleme neden olabilir.

Diyabetli, büyük problemlerin oluşmasını engellemek için ayak bakımına dikkat etmelidir. Ayaklar her gün ılık su ve sabunla dikkatle yıkanmalı ve kurulanmalıdır. Ayakları yıkarken herhangi bir değişiklik olup olmadığına bakılmalıdır. Tırnaklar ne çok uzun ne de ağrı verecek kadar kısa olmalıdır. Diyabetlinin gözleri iyi görmüyorsa tırnak kesme işlemi bir yakını tarafından yapılmalıdır. Ayakların rahat edebileceği ayakkabılar seçilmeli, alçak topuklu ayakkabı kullanılmalıdır. Çıplak ayakla dolaşılmamalı, batıcı ve kesici cisimlerden korunmak için evde dahi rahat bir terlik giyilmelidir.

Diyabet nedeniyle ayaklarda soğukluk hissi oluşabilir, ayakları ısıtmak için sıcak suya sokmak, kalorifer ya da soba gibi sıcak nesnelere dayamak yanıklara neden olabilir. Diyabetliler ayaklarda oluşabilecek nasır ya da tırnak batması gibi problemleri kendi başına tedavi etmeye kalkışmamalı bu konuda doktora başvurmalıdır. Ayaklarda renk değişiklikleri (kırmızılıklar, morluklar), şişlikler ya da ağrı ve zonklama varsa hemen doktora başvurmakta fayda vardır.

Ağız sağlığı:

Kontrolsüz diyabet ağız sağlığını da olumsuz yönde etkiler. Yüksek kan şekeri tükürükteki şeker oranının da yüksek olmasına yol açar, bu da dişlerde çürük oluşumunu kolaylaştırır. Tükürükteki şeker seviyesinin yüksek oluşu dişeti iltihaplarını ve ağızdaki mantar enfeksiyonlarını da kolaylaştırır. Diyabet kontrol altına alındığında tükürükteki şeker oranı düşer ve diş çürümeleri azalır.

Diyabette yaşanan ağız sorunlarından bir tanesi de ağız kuruluğudur. Bazen ağız kuruluğu teşhis edilmemiş diyabetin belirtisi de olabilir. Ağız kuruluğu ağızda yeteri kadar tükürüğün bulunmamasından kaynaklanır. Tükürüğün ağıza ve dişlere olan olumlu etkisinden yoksun kalmak bazı ağız ve diş sorunlarını da beraberinde getirir. Ağız kuruluğu hastanın ağızda ağrı hissetmesine, yaraların ve iltihapların gelişmesine, hatta dişlerde plak oluşumuna yol açabilir.

Dişler, sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce olmak üzere günde en az iki kez üçer dakika fırçalanmalıdır. Dişler fırçalandıktan sonra mutlaka diş ipi kullanılmalıdır. Diyabetlilerin altı ayda bir diş hekiminin kontrolünden geçmelerinde yarar vardır. Yapılan tedavi diyabetlinin beslenme düzenini ve ilaç kullanım saatlerini aksatmamalıdır. Diş hekiminden kahvaltıdan sonraki sabah saatleri için randevu almak yemek ve ilaç saatlerini aksatmamak açısından yararlı olabilir.

Diş hekimine gitmeden bir gün önce açlık kan şekeri seviyesi ölçülmeli ve öğrenilen rakam diş hekimine bildirilmelidir. Diyabet kontrolsüz olduğunda yaraların ve iltihapların iyileşmesi gecikir. Ayrıca herhangi bir cerrahi müdahaleden önce kan şeker seviyesinin 180 mg/dl’nin altında olması gereklidir. Kan şekeriniz 180 mg/dl’nin üzerindeyse acil enfeksiyon müdahaleleri dışında herhangi bir tedavi yapılmaz ve kan şekeri seviyesi normal sınırlara gelene kadar beklenir. Bu nedenlerden dolayı doktorunuzun kan şekeriniz hakkında bilgi sahibi olmasında yarar vardır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>