Doğanın çeşitliliğini sofranıza taşıyın: Ot yemekleri


Ülkemizde yerel mutfakların da katkıda bulunduğu zengin bir mutfak kültürü mevcut. Bu kültür içerisinde sağlıklı beslenme için en ideal mutfaklardan biri olan Akdeniz mutfağının yeri oldukça önemli. Akdeniz ve Ege bölgelerinde ağırlıklı olarak zeytinyağlılar, sebze yemekleri, özellikle buğday ağırlıklı olmak üzere tahıllar, su ürünleri, süt türevleri ve baharatların ana hatlarını oluşturduğu beslenme kültürünün en önemli halkalarından biri de yabani otlar. Doğadan toplanan yabani otlardan yapılan yemeklerin Ege ve Akdeniz bölgesindeki mutfak kültüründe yeri büyük. Doğada hangi otun hangi mevsimde yeşerdiğini çok iyi bilen Ege ve Akdenizliler tarihten bu yana yabani ot ve köklerden, mantarlardan ve yabani meyvelerden zengin bir yemek çeşitliliği yaratarak doğanın sunduğu imkânları çok iyi değerlendirmeyi bildiler.

Modern yaşam tarzının beraberinde getirdiği bazı zorluklar beslenme kültürünü olumsuz etkiledi. Zaman azlığı nedeniyle beslenmeye gerekli özeni göstermeyen günümüz insanı bunun bedelini bozulan sağlığıyla ödedi. Ancak son zamanlarda sağlıklı beslenme ile ilgili duyarlılığın arttığını gözlemliyoruz. Unuttuğumuz mutfak kültürlerini yavaş yavaş yeniden hatırlamaya başladık. Bu hatırlama sürecinde en başı çekenler sağlıklı beslenme için ideal yapıları nedeniyle Ege ve Akdeniz mutfağı oldu. Ege ve Akdeniz mutfağı yalnızca kendi bölgeleriyle sınırlı kalmayıp diğer bölgelerde yaşayanlar tarafından da benimsenmeye başladı.

Akdeniz mutfak kültürünün otlar gibi bir başka önemli bileşeni olan zeytinyağı ile birlikte pişirilen ot yemekleri Ege ve Akdeniz insanının sağlıklı beslenme tarzının önemli bir parçası.

Sağlıklı beslenme ve ot yemeklerinden söz edince Girit mutfağını anmamak olmaz. Ot yemekleri çeşitliliği Girit mutfağının en belirgin özelliklerinden. Beslenme tarzının Giritlileri ne kadar sağlıklı kıldığı artık araştırmalar tarafından da kanıtlanmış, herkesçe bilinen bir gerçek.

Vücudun hastalıklara karşı direncinin artmasında önemli katkıları olan yabani otların birçoğu antioksidan özellik taşıyor. Örneğin dağ eteklerinden toplanan kapari iştah açıcı ve kuvvet verici özelliğe sahip. Ispanak gibi pişirilerek yenen ebe gümeci idrar söktürüyor ve kanı temizliyor. Suda haşlandıktan sonra salatası yapılan kenger otu ise karaciğer için çok faydalı. Hindiba, radika, ısırgan, kuzu kulağı, labada gibi birçok yabani otun taze yaprakları salata yapılarak tüketiliyor. Bu bitkilerin vitamin ve mineraller bakımından çok zengin yeşil yapraklarında bulunan maddelerin iştah açıcı, spazm çözücü ya da vücut direncini artırıcı özellikleri var.

Ot yemeklerinden söz ederken Karadeniz bölgesini de unutmamak gerekiyor. Karadeniz’in yeşil doğası ve zengin bitki örtüsü bölgenin mutfağını da zenginleştirmiş. Ege ve Akdeniz mutfağındaki kadar tanınmış olmasa da Karadeniz’in ot yemekleri çeşitliliği dikkate değer. Melevcan, taflan, sakarca, mendek, kara lahana (pancar), pazı (pezik), hoşuran, ısırgan Karadeniz sofralarında en fazla yer kaplayan otlardan.

Zehirli ot ve mantarlara dikkat
Kar çiçeği, banotu, boru çiçeği, baldıran gibi bazı yabani bitkiler zehirlenmelere yol açabiliyor. Aynı durum mantarlar için de geçerli. Bu yüzden bitkileri iyi tanımadan doğadan toplamak sakıncalı olabilir. Otları iyi tanımıyorsanız doğadan kendiniz toplamak yerine, pazarlarda satılan kuşotu, ısırgan, şevketibostan, turpotu gibi iyi tanınan ve başka bitkilerle karıştırılması mümkün olmayan bitkileri tercih etmenizde fayda var.

Doğanın zenginlik ve çeşitliliğini sofranıza taşımak istiyorsanız ot yemeklerini denemekten kaçınmayın. Çeşit çeşit ot yemekleriyle sadece sofranıza yeni lezzetler katmakla kalmayacak sağlığınıza da katkıda bulunmuş olacaksınız.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>