Earth Open Source: GDO beklenmedik toksin veya alerjenlerin oluşumuna sebep olabilmektedir

Earth Open Source Genetik Mühendisleri  GDO’ya ilişkin yeni raporlarınına ilişkin  bir basın açıklaması yayınladı.  İlgili raporun temel yönelimlerini anlatan açıklamayı Kerem Morgül çevirdi.

Açıklama şöyle:

Basın bildirisi
Earth Open Source

LONDRA, İngiltere – Genetiği değiştirilmiş gıdaların muhalifleri bilim karşıtı değiller mi? GDO’lar (genetiği değiştirilmiş organizmalar) hakkındaki tartışma, duygusal ama bilgisiz aktivistlerle genetik mühendislik yanlısı akılcı bilim insanları arasındaki bir münakaşa değil mi?

Bugün yayımlanan “GDO Mitleri ve Gerçekler” [1] başlıklı yeni bir rapor bu iddialara meydan okuyor. Rapor, genetiği değiştirilmiş ürün ve organizmaların sağlık ve çevre için teşkil ettiği risklere dair hakem incelemesinden geçmiş çok sayıda bilimsel ve güvenilir kanıt sunuyor.

Alışılmadık bir biçimde rapor için girişim aktivistlerden değil, GDO’lu gıda ve ürünlere karşı ihtiyatlı olmak için güçlü bilimsel nedenler olduğunu düşünen iki genetik mühendisinden geldi.

Raporun yazarlarından biri olan Birleşik Krallık’taki King’s College London Tıp Fakültesi’nden Dr. Michael Antoniou, genetik mühendisliği tıbbi uygulamalarda kullanıyor; fakat bu teknolojinin gıda ve hayvan yemi geliştirilmesinde kullanılmasına karşı uyarıda bulunuyor:

“Genetiği değiştirilmiş ürünler kuvvetli iddialarla teşvik ediliyor. Bunların güvenli bir şekilde yenebileceği, çevreye faydalı olduğu, çiftçinin mahsulünü arttırdığı, pestisit bağımlılığını azalttığı ve dünyadaki açlık sorununa çözüm olabileceği savunuluyor.

İhtiyacımız olan şeyin bu teknolojiye bilimsel bir perspektiften yaklaşan kanıtların derlenmesi olduğunu düşündüm. Araştırmalar genetiği değiştirilmiş ürünlerin, yemleme deneylerinde laboratuvar hayvanları üzerinde ve ekildiklerinde çevre üzerinde zararlı etkilerinin olduğunu gösteriyor. GDO’lu ürünler pestisit kullanımını arttırdı, üretimi arttırmakta ise başarısız oldu. Raporumuz dünyanın gıda ihtiyacını karşılamak için daha güvenli ve etkili alternatifler olduğu sonucuna varıyor.”

Raporun bir diğer yazarı Dr. John Fagan, söz konusu teknolojinin güvenlik ve etik boyutlarına ilişkin kaygılarından ötürü 1994’te Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne $614,000 tutarındaki hibe parayı iade eden eski bir genetik mühendisi. Daha sonra bir GDO test şirketi kurdu.

Dr. Fagan şöyle konuşuyor: “Bugün icra edildiği şekliyle ürün genetik mühendisliği kaba, kesin olmayan ve modası geçmiş bir teknoloji. Gıdalarda beklenmedik toksinlere ya da alerjenlere yol açabiliyor ve onların besin değerini etkiliyor. Son gelişmeler, genom bilimi hakkındaki bilgilerimizi besin ürünlerini ıslah etmek için kullanabileceğimiz, genetik mühendislik dışındaki daha iyi yollara işaret ediyor.

Genetiği değiştirilmiş ürünlerin %75’inden fazlası herbisit kullanımını tolere etmek üzere tasarlanıyor. Bu, herbisitlere karşı bağışıklığı olan süper yabani otların yayılmasına ve çiftçilerle toplumların bu zehirli kimyasallara çok daha fazla maruz kalmasına sebep oldu. Epidemiyolojik çalışmalar herbisit kullanımıyla doğum kusurları ve kanser arasında bir ilişki olduğunu öne sürüyor.

Bu bulgular genetiği değiştirilmiş ürünlerin güvenliğine ve faydalarına dair iddialara meydan okuyor. Fakat biyoteknoloji sektörü nüfuzunu kullanarak bağımsız bilim insanları tarafından yürütülen çalışmaları engelliyor ve güçlü halkla ilişkiler makinesi aracılığıyla, bulguları kendi yaklaşımlarını tehdit eden bu bilim insanlarını gözden düşürmeye çalışıyor.”

Raporun üçüncü yazarı, Earth Open Source’un araştırma direktörü Claire Robinson ise şöyle diyor: “GDO endüstrisi gıda arzını, kapsamlı ve potansiyel olarak tehlikeli bir biçimde değiştirmeye çalışıyor. Hepimiz neler olduğu hakkında bilgilenmeli ve gıda sistemiyle tohumlara biyoteknoloji şirketleri değil, kendimiz hakim olmalıyız.

Umarız raporumuz genetiği değiştirilmiş ürünlerin ve halihazırda çiftçilerle toplumlar için başarılı bir şekilde işleyen sürdürülebilir alternatiflerin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunur.”

Notlar

1. “GDO Mitleri ve Gerçekler, Genetiği değiştirilmiş ürünlerin güvenliğine ve yararlılığına dair iddiaların kanıt temelli incelemesi” başlıklı rapor. Yazarlar: Michael Antoniou, PhD, Claire Robinson, ve John Fagan, PhD. Earth Open Source tarafından Haziran 2012’de yayımlandı. 123 sayfa uzunluğundaki rapor, çoğu hakemli bilimsel literatürden olmak üzere 600’ü aşkın alıntı içeriyor. Kalan alıntılar ise bilim insanları, fizikçiler, hükümet organları, sektör ve basın tarafından hazırlanan raporlara gönderme yapıyor. Rapora şu bağlantıdan ulaşılabilir:

http://earthopensource.org/index.php/reports/58

Rapordaki yeni noktalar

1. Ürün geliştirmede kullanıldığı haliyle genetik mühendislik kesin ya da öngörülebilir bir bilim değildir ve güvenli olduğu kanıtlanmamıştır. Söz konusu teknoloji, gıdalarda mevcut düzenlemelerin şart koştuğu tetkiklerle saptanamayan beklenmedik toksin veya alerjenlerin oluşumuna sebep olabilmektedir.

2. Bazıları çoktandır gıdalarımızda ya da hayvan yemlerinde bulunan genetiği değiştirilmiş ürünler hayvan yemleme denemelerinde açık zehirlilik belirtileri göstermiştir – özellikle karaciğer ve böbrekte fonksiyon bozuklukları ile bağışıklık sisteminde bozulmalar.

3. GDO taraftarları, istatistiksel olarak anlamlı olan bu bulguları “biyolojik açıdan anlamlı/önemli değil” diyerek bilimsel bir perspektiften savunulması mümkün olmayan argümanlarla gözardı etmişlerdir.

4. GDO taraftarları sıklıkla, genetiği değiştirilmiş gıda ve ürünlerle yapılan ve Avrupa Birliği’nce yürütülen kimi hayvan yemleme denemelerinin bu ürünlerin güvenli olduğunu gösterdiğini savunmaktadırlar. Oysa bu çalışmalar daha yakından incelendiğinde kontrol hayvanları ile genetiği değiştirilmiş ürünlerle beslenen hayvanlar arasında endişeye neden olan önemli farklılıklar gözlenmektedir.

5. Genetiği değiştirilmiş gıdalar insanlarda tam anlamıyla test edilmemiştir; ama insanlar üzerinde yürütülen az sayıdaki çalışma endişeleri desteklemektedir.

6. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi genetiği değiştirilmiş ürünler için zorunlu güvenlik testi istememekte, hatta bu ürünlerin güvenli olup olmadığını değerlendirmemektedir. Bunun yerine biyoteknoloji şirtketlerinin, genetiği değiştirilmiş ürünlerin genetiği değiştirilmemiş muadilleriyle “temelde denk” olduğu teminatına dayanarak bu alandaki denetimi en aza indirmiştir. Bu, deli dana hastalığına sahip olan bir ineğin bu hastalığa sahip olmayan bir inekle temelde denk olduğunu ve dolayısıyla güvenli bir şekilde yenebileceğini iddia etmeye benzer! Temelde denklik iddiaları bilimsel olarak savunulamaz.

7. Genetiği değiştirilmiş gıdalara ilişkin en zayıf mevzuat bu gıdaların güvenlik açısından değerlendirilmediği ya da pazar yerinde etiketlenmediği ABD’dedir. Dünyanın pek çok bölgesindeki düzenlemeler insan sağlığını genetiği değiştirilmiş gıdaların olası olumsuz etkilerinden korumak için yetersizdir.

8. Mevzuatın katı olduğu sıklıkla ileri sürülen AB’de, GDO’lu ürünler piyasaya sürülmeden önce sınırlı bir testen geçirilmektedir ve bu testler söz konusu ürünlerin onaylanması durumunda onlardan kar elde edecek olan şirketler tarafından yürütülmektedir. Bu, açık bir çıkar çatışması durumudur.

9. Dünya üzerinde herhangi bir denetleyici kurum GDO’ların hayvanlar ya da insanlar üzerindeki etkilerine yönelik uzun dönemli toksikolojik testler istememektedir.

10. Biyoteknoloji şirketleri, patent iddiaları ve fikri mülkiyet koruma yasaları yoluyla bağımsız araştırmacıların genetiği değiştirilmiş ürünlere araştırma amaçlı erişimini sınırlamaktadır. Bu nedenle genetiği değiştirilmiş gıdalar üzerinde GDO endüstrisinden bağımsız olan bilim insanları tarafından sınırlı sayıda araştırma yürütülebilmiştir. Çalışmaları GDO’ların güvenliğine yönelik kaygıları arttıran bilim insanları, GDO’lu ürünlerin destekçilerinin düzenlediği kampanyalarla gözden düşürülmüştür.

11. Çoğu genetiği değiştirilmiş ürün (%75’inden fazlası) herbisit tatbikini tolere etmek üzere tasarlanmıştır. Bu tür ürünler, kullanıma sokuldukları yerlerde herbisit kullanımında muazzam artışlara yol açmıştır.

12. Genetiği değiştirilmiş ürünlerin %50’sinden fazlasının tolere etmek için tasarlandığı Roundup marka herbisit iddia edildiği gibi güvenli değildir, test hayvanlarında sakatlıklara (doğum kusurları), üremeyle ilgili sorunlara, DNA hasarına ve kansere yol açtığı bulunmuştur. İnsanlar üzerindeki epidemiyolojik çalışmalar Roundup’a maruz kalma ile

düşük yapma, doğum kusuru, nörolojik gelişim sorunları, DNA hasarı ve bazı kanser türleri arasında ilişki olduğunu tespit etmiştir.

13. İnsanların Roundup ve diğer zirai kimyasallara maruz kaldığı Güney Amerika’nın genetiği değiştirilmiş soya üretilen bölgelerinde kamusal bir sağlık krizi patlak vermiş, artan sayıda doğum kusuru ve kanser rapor edilmiştir.

14. Çok sayıda çalışma Roundup ile artan ürün hastalıkları arasında ilişki olduğuna işaret etmektedir- özellikle de soyada solgunluğa yol açan ve insanlarla çiftlik hayvanlarında toksik etkileri olabilen Fusarium adlı mantar bulaşmasıyla.

15. Bt böcek öldürücü içeren genetiği değiştirilmiş ürünler pestisit kullanımını önemli ölçüde azaltmamakta, daha ziyade pestisitlerin kullanım biçimini değiştirmektedir: pestisitler ürün üzerine püskürtülmek yerine ürünün içine yerleştirilmiştir.

16. Haşeler zehire direnç geliştirdiği için Bt teknolojisi sürdürülebilir değildir, ikincil böcek istilaları yaygınlaşmaktadır.

17. GDO yanlıları, geleneksel ve organik çiftçiler tarafından uzun zamandır sprey şeklinde tatbik edilen doğal Bt güvenli bir kullanım geçmişine sahip olduğu için genetiği değiştirilmiş bitkilere yerleştirilen Bt zehirinin de güvenli olduğunu savunmaktadırlar; fakat Bt zehirinin genetiği değiştirilmiş formları doğal formlarından farklıdır ve değişik toksik ve alerjen etkilere sahip olabilir.

18. Genetiği değiştirilmiş Bt zehirinin toksik etkisi böceklerle sınırlı değildir. Bt’li ürünlerin yemleme denemelerinde laboratuvar hayvanları üzerinde de toksik etkileri olduğu bulunmuştur.

19. Bt’li ürünlerin çevrede zehirin hedefi olmayan organizmalar üzerinde toksik etkileri olduğu görülmüştür.

20. Bt zehiri sindirim sırasında tamamen parçalanmamaktadır, Kanada’da hamile kadınların kan dolaşımlarında ve fetüslerine sağladıkları kanda tespit edilmiştir.

21. Yabani otların herbisit kullanılarak kontrol edildiği ve toprağın sürülmesini gerektirmeyen herbisit toleranslı genetiği değiştirilmiş ürünlerle yapılan çiftçilik, toprağın sürülmesinden daha fazla iklim dostu değildir. Daha derin toprak düzeyleri incelendiğinde bu tür arazilerdeki topraklar sürülen arazilere kıyasla daha fazla karbon depolamamaktadır.

22. Toprak sürülmeden yapılan çiftçilik, kullanılan herbisitler nedeniyle soya ekiminin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini arttırmaktadır.

23. Beta-karoten içeriği zenginleştirilmiş Altın Pirinç genetiği değiştirilmiş bir ürün olarak beslenme yetersizliği olan insanların A vitamini eksiliğini giderebileceği iddiasıyla teşvik edilmektedir. Lakin Altın Pirinç toksikolojik güvenlik açısından test edilmemiştir, temel gelişim sorunlarından muzdariptir ve 12 yıl ile milyonlarca dolarlık araştırma ödeneğinden sonra hala piyasaya sürülmek için hazır değildir. Öte yandan A vitamini eksikliğini giderebilecek ucuz ve etkili başka çözümler yetersiz ödenek nedeniyle yeterince değerlendirilememektedir.

24. Genetiği değiştirilmiş ürünler sık sık alet çantasında dünyanın büyüyen nüfusunu besleyebilecek hayati bir araç olarak savunulmaktadır; ne var ki pek çok uzman üretimi arttırmadıkları veya kuraklığa karşı genetiği değiştirilmemiş ürünlerden daha başarılı olmadıkları gerekçesiyle bu ürünlerin katkısını sorgulamaktadır. Çoğu genetiği değiştirilmiş ürün herbisit kullanımını tolere etmek için yahut pestisit ihtiva etmek üzere tasarlanmıştır ve bu özelliklerin açları doyurmakla bir ilgisi yoktur.

25. Genetiği değiştirilmiş ürünlerin çiftçiler tarafından yüksek oranda kullanılması bunların genetiği değiştirilmemiş çeşitlere üstün olduğu anlamına gelmez. Zira genetik mühendislik firmaları tohum piyasalarına hakim olunca genetiği değiştirilmemiş tohum çeşitlerini piyasadan çekmektedir. Bu durum “çiftçi tercihi” ile açıklanamaz.

26. Genetiği değiştirilmemiş ve organik ürünlerin GDO’lu ürünler nedeniyle genetik kirlenmeye maruz kalması gıda ve yem sektöründe, ürün toplatmaları, davaları ve kaybedilen piyasaları içeren büyük maddi kayıplara neden olmuştur.

27. Çoğu insan verimli, böceklere ve hastalıklara karşı dirençli, kuraklığa dayanıklı ve besin değeri açısından iyileştirilmiş süper ürünlerden bahsedildiğinde genetiği değiştirilmiş ürünleri aklına getirmektedir. Oysa gerçekte bu ürünler söz konusu özellikler açısından genetik mühendislikten daha başarılı olan geleneksel yetiştiriciliğin sonuçlarıdır. Rapor, geleneksel ürün yetiştiriciliğinin başarılı örneklerinden oluşan uzun bir listeye yer vermektedir.

28. Genetik mühendisliğin başarısı olduğu ileri sürülen bazı “süper ürünler” aslında geleneksel yetiştiriciliğin ürünleridir. Bazı örneklerde genetik mühendislik içermeyen bir biyoteknoloji olan belirteç destekli seçim (marker assisted selection/marköre dayalı seçim) geleneksel yetiştiriciliğin yardımına koşulmuştur.

29. Belirteç destekli seçim gibi genetik mühendislik içermeyen biyoteknolojilerle desteklenen geleneksel bitki yetiştiriciliği, mevcut ve gelecekteki gıda üretim ihtiyacını karşılamak için genetik mühendislikten daha güvenli ve daha güçlü bir yöntemdir, özellikle de hızlı iklim değişikliği koşullarında.

30. Geleneksel şekilde yetiştirilen ve yerel koşullara adapte olmuş ürünler, agro-ekolojik tarım pratikleriyle birlikte kullanıldığında küresel gıda güvencesini sağlamak için kanıtlanmış ve sürdürülebilir bir yaklaşım sunmaktadır.

Yazarlar Hakkında

Michael Antoniou (PhD) moleküler genetik okutmanıdır ve King’s College London Tıp Fakültesi’nde Gen İfadesi ve Terapisi Grubu başkanıdır. Genetik mühendislik teknolojisinin gen organizasyonu ve kontrolü için kullanılmasında 28 yıllık tecrübesi vardır. Bilimsel hakem tarafından değerlendirilmiş 40’tan fazla özgün yayına ve gen ifadesi üzerine bir dizi biyoteknoloji patentinde yatırımcı statüsüne sahiptir. Dr Antoniou’nun sanayi ve akademide geniş bir iş ortaklığı ağı bulunmaktadır. Bunlar, Dr Antoniou’nun gen kontrolü mekanizmaları alanındaki buluşlarından araştırma, teşhis/tedavi ürünleri ve insanlarda kalıtımsal ya da sonradan edinilmiş gen bozuklukları için somatik gen terapileri üretmek için faydalanmaktadırlar.

John Fagan (PhD) gıda sisteminde sürdürülebilirlik, biyogüvenlik ve GDO testi alanlarında önde gelen bir otoritedir. GDO’lu gıdaları test eden ve GDO’suz ürün sertifikasyonu yapan yan kuruluşlara sahip bir şirket olan Global ID Group’un kurucusu ve baş bilim görevlisidir.

Earth Open Source’ta direktörlük yapmaktadır. Eskiden ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde ve akademide kanser araştırmaları yürütmüştür. Biyokimya ile moleküler biyoloji ve hücre biyolojisi alanlarında Cornell Üniversitesi’nden doktorası vardır. 1994’te germ-line gen terapisine karşı çıkan etik duruşuyla (bu teknoloji daha sonra çoğu ülkede yasaklanmıştır) genetik mühendisliğe ilişkin bilimsel tartışmadaki ilk seslerden biri olmuştur. Tarımda genetik mühendisliğe dair tartışmalarda da öncüdür. Genetik mühendisliğin bir araştırma aracı olarak kullanıldığı kanser araştırmaları için ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından verilen $614,000 tutarındaki hibeyi iade ederek bu konudaki kaygılarını ortaya koymuştur. Araştırmaları sonucunda elde edilecek bilgilerin, gerek güvenlik gerekse de etik açıdan kabul edilemez bulduğu bir teknoloji olan insanlarda germ-line genetik mühendisliğinin geliştirilmesi için (örneğin özel tasarım bebekler yaratmak için) kullanılabileceğinden endişe etmiştir. Benzer nedenlerle yaklaşık olarak aynı zamanda, Ulusal Sağlık Enstitüleri ile Ulusal Çevre Sağlığı Bilimleri Enstitüsü’ne yaptığı ve toplamda $1.25 milyon’u bulan iki ayrı hibe başvurusunu daha geri çekmiştir. GDO testinin, sektöre gıdalarda GDO’ların varlığına ilişkin olarak tüketicilerin talep ettiği şeffalığı sağlamada yardımcı olabileceğini görerek 1996’da Global ID’yi kurmuştur.

Claire Robinson (Mphil) Earth Open Source’ta araştırma direktörüdür. Kamu sağlığı, bilim ve politika ve çevre konularında araştırmaya dayalı raporlama ve habercilik deneyimi bulunmaktadır. Genetik mühendislikle ilgili konularda kamuoyunu bilgilendiren GMWatch adlı web sitesinde (www.gmwatch.org) editördür. SpinProfiles’ta (şimdi Powerbase) yönetici editörlük yapmıştır.

Earth Open Source

Earth Open Source (www.earthopensource.org) küresel gıda sisteminin sürdürülebilirliği, güvencesi ve güvenliği için çalışan ve kar amaçlı olmayan bir örgüttür. Toprağı, suyu ve enerjiyi koruyan, gereksiz toksinler içermeyen sağlıklı ve besleyici gıdalar üreten agro-ekolojik ve çiftçi temelli sistemleri desteklemektedir. Hem sağlık ve çevre açısından teşkil ettikleri bilimsel açıdan kanıtlanmış riskler nedeniyle hem de olumsuz toplumsal ve ekonomik etkileri sebebiyle tarımda pestisitlerin, sentetik gübrelerin ve GDO’ların kullanılmasına karşı çıkmaktadır. Earth Open Source, tohumların ve gıda sisteminin GDO ve kimya endüstrisine değil, çiftçilere ve vatandaşlara ait kamu malları olduğunu savunmaktadır. Earth Open Source’un, her biri misyonunun belirli bir yönünü gerçekleştiren dört temel faaliyet hattı vardır:

• Bilim ve politika platformu

• Bilimsel araştırma

• Vatandaşların bilgilenmesi ve faaliyete geçmesi

• Sürdürülebilir kırsal kalkınma.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>