En sık rastlanan psikiyatrik rahatsızlıklardan biri: Panik atak

Günümüzde depresyondan sonra en yaygın olarak rastlanan psikiyatrik rahatsızlık; halk arasında “panik atak” diye bilinen rahatsızlık. Psikiyatristlerin “panik bozukluğu” diye  tanımladığı panik atak, giderek yaygınlaşarak toplum sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşıyor.

Modern ve şehirli insanın rahatsızlığı olarak tanımlanan panik bozukluğu günümüzün en yaygın olarak görülen psikiyatrik rahatsızlıklarından biri. Ülkemizde yapılan araştırmalar bu rahatsızlığın bizde de giderek yaygınlaştığını kanıtlıyor. 1992 yılında İstanbul’da yapılan bir çalışmada panik bozukluğunun yaygınlığı %1.2 idi. 2000 yılında Ankara’da, üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışmada panik bozukluğu görülme sıklığı %8.9 olarak saptandı.

Panik bozukluğu, aniden ortaya çıkan, çok şiddetli ve sarsıcı fiziksel belirtilerle birlikte yaşanan panik ataklarıyla kendini gösteren bir psikiyatrik rahatsızlık. Panik atakları çoğu kez kalp krizi, yüksek tansiyon gibi korkulan bir hastalığın taklidi olan fiziksel belirtilerle ortaya çıkıyor. Üstelik bu belirtiler, panik bozukluğu olan kişilerde, gerçek kalp krizinden ya da yüksek tansiyondan daha şiddetli olarak yaşanıyor. Kalp çarpıntısı, nefes almakta zorluk hissetme gibi fiziksel belirtilerle birlikte, ölüm korkusu ya da aklını kaybetme korkusu gibi korkular yaşatan panik atakları birçok insanın yaşamını kâbusa çevirmeye yetiyor.

Panik bozukluğu, sosyal yaşamı da olumsuz yönde etkileyen bir hastalık. Panik bozukluğu olanların büyük bir çoğunluğu agorafobik, yani evden dışarı çıkmaktan ve kalabalık arasına karışmaktan kaygı duyuyor. Hastaların evden çıkmakta zorlanmaları nedeniyle başta iş ilişkileri olmak üzere her türlü sosyal ilişkileri bozuluyor. Atak gelecek korkusu ile bazı yerlere gidememeleri, taşıtlara binememeleri, kalabalık yerlere çıkamamaları panik bozukluğu olanların hayat kalitelerini giderek düşürüyor.

Hastalığın seyri kronik, fakat inişli çıkışlı. Belirtilerin kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon gibi diğer hastalık belirtilerine benzerlikleri nedeniyle genellikle yanlış tanı sorunları yaşanıyor. Panik bozukluğu olanlar sık sık acil servis gibi psikiyatri dışı klinik başvurularda bulunuyor, buna bağlı olarak da hem duygusal hem de ekonomik yönden yıpranıyor. Hastaların sosyal ilişkileri bozulabiliyor, işlerini ve eğitimlerini aksatabiliyorlar.

Panik bozukluğu birçok olumsuz sonuca yol açabiliyor. Bunların başında alkol ve ilaç kötüye kullanımı, maddi sorunlar, evlilikle ilgili sorunlar, intihar düşünce ve girişimleri geliyor. Panik bozukluğu tanısı alan hastalardaki intihar riski oldukça yüksek. Bu hastaların yaklaşık %20’sinin intihar girişiminde bulunduğu saptanmış. Panik bozukluğu olan kişilerde sosyal ilişkilerde bozulma yaşanıyor, ayrıca eşlerine duydukları güven giderek azaldığı için hastalar evliliklerini yürütmekte zorlukla karşılaşıyorlar.

Kimler panik bozukluğuna daha yatkın?

Panik bozukluğu bir kadın hastalığı olarak tanımlanabilir. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerin 2-3 misli kadar fazla. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, bu alandaki bazı çalışmalar genetik yatkınlığın etkili olduğunu düşündürüyor. Ayrıca araştırmalar, hastaların büyük çoğunluğunun hastalığın başlangıcından kısa süre önce ayrılık, boşanma gibi travmaya yol açabilecek olaylar yaşadığını gösteriyor.

Panik bozukluğu olan kişilerin birinci derece akrabalarında %17.3 oranında panik bozukluğu var. Sağlıklı kişilerin akrabalarında ise sadece %1.8’inde panik bozukluğu bulunuyor.

Panik bozukluğu tanısı nasıl konur?

Panik bozukluğun tanısı için temel özellik, belirli çevresel koşullar veya durumlarla sınırlı olmayan yineleyici, ağır bunaltı nöbetleri, yani panik ataklar. Sıklıkla bulunan belirtiler ani başlayan çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, sersemlik hissi ve gerçeklik duygusunun kaybı. Bunlarla birlikte ölüm korkusu ya da kontrolü kaybetme ve çıldırma korkusu yaşanıyor. Nöbetler genellikle birkaç dakika sürüyor, fakat bazen daha uzun sürmesi de mümkün.

Panik atağı tanısı konması için aşağıdaki belirtilerden dört veya daha fazlasının bulunması gerekiyor. Panik atağı, bu semptomlardan dördünün ya da daha fazlasının birden başlaması ve 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaşması ve ayrı bir yoğun korku ya da rahatsızlık yaşanması ile ortaya çıkıyor.

Panik atağı sırasında ortaya çıkan semptomlar:

1. Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması,

2. Terleme,

3. Titreme ya da sarsılma,

4. Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma,

5. Soluğun kesilmesi,

6. Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi,

7. Bulantı ya da karın ağrısı,

8. Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma,

9. Gerçeklik duygusunun yitimi ya da benliğini yitirmiş olma,

10. Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu,

11. Ölüm korkusu,

12. Uyuşma ya da karıncalanma,

13. Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları.

Geçirilen tek bir panik atağına panik bozukluk adını vermemek gerekiyor. Panik bozukluk tanısı için birden fazla panik atağı olması, atak olmadığı zaman atak geçireceği endişesinin olması ve ataklardan dolayı zor durumda kalacağını düşünerek bazı şeylerden kaçınma ve tedbir alma çabalarının olması gerekiyor. Buna örnek olarak bazı yerlere gidememe, yanında bazı nesneler taşıma gösterilebilir.

Başka rahatsızlıklarla birlikte görülebiliyor

Bir araştırmaya göre, panik bozukluğu olan hastaların yaklaşık %37’sinde majör depresyon, %21’inde obsesif-kompulsif bozukluk, %16’sında alkol kötüye kullanımı bulundu. Panik bozukluğu %20 oranında anksiyete (kaygı) bozukluğu ile birlikte görülüyor. Panik bozukluğu olanlarda %15-20 oranında sosyal fobi görülebiliyor.

Panik bozukluğunun tedavisi

Amerikan Psikiyatri Derneği’nin yayımladığı Panik Bozukluğu Tedavi Rehberi’nde başarılı bir akut dönem tedavisinin ardından, ideal olarak, “panik ataklarının tamamen yok olması, panik atağı endişelerinin en aza inmesi ve hiç ya da minimal fobik kaçınmanın bulunması gerektiği” vurgulanıyor.

Bazı araştırmacılara göre “panik atakları, beklenti anksiyetesi ve agorafobi” üçlüsünün dışında “sosyal, mesleksel ve kişiler arası ilişkilerdeki işlevsellik ile organik hastalık inancının” da izlenmesi gerekiyor.

Panik bozukluk tedavisi, hekimler tarafından antipanik ilaçlar ve psikoterapi teknikleri ile yapılıyor. Psikoterapi uygulamalarında bilişsel teknikler ve davranış tedavisi teknikleri oldukça etkili sonuç verebiliyor.

Bilişsel-davranışçı terapi kuramına göre; psikolojik ve biyolojik olarak yatkınlığı bulunan bireylerde, stres verici yaşam olayları ile tetiklenen korku sisteminin oluşturduğu bedensel duyumlara bağlı bir “korkudan korkmak” durumu söz konusu. Bedensel duyumların oluşturduğu uyarılma korkuyu artırarak bir kısır döngü yaratıyor. Bu beden duyumlarından kaçınamayan ve bunları denetleyemeyen hastalar panik beklentisi yaşıyor. Kaygı yaratıcı panik beklentisiyle baş edebilmek için de agorafobi ve diğer fobiler geliştiriliyor. Bilişsel-davranışçı terapiler, beden duyumlarının yanlış yorumlanması nedeniyle “psikoeğitim ve bilişsel yeniden yapılandırma”, yorum hatalarının düzeltilmesi, bedensel denetimin kazanılması için “solunum egzersizleri ile kas gevşetme teknikleri”, beden duyumlarından korkmayı azaltmak için “interoseptif alıştırma”, iç ve dış panik atağı tetikleyicilerini belirlemeye yönelik olarak “korku uyarıcı bilişlerin monitorizasyonu” ve agorafobiyi yenmek için de “gerçek yaşamda alıştırma” gibi bilişsel-davranışçı teknikleri kullanıyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>