Güçlü bir hafızaya sahip olmak için neler yapılmalı?

Hafızaya öğrenebilmeyi ve hatırlayabilmeyi kapsayan bir süreç olarak bakılabilir. İnsanlık son yüzyıl içerisinde özellikle de teknoloji alanında pek çok gelişmeye tanık oldu. Ve artık insanların bu günlerde öğrenmek ve hatırlamak zorunda oldukları daha fazla numara ve tarih var. Buna rağmen eskiden daha fazla şey hafızada tutulurken şimdi neredeyse hiçbir şey hatırda tutulmuyor. Çünkü hatırlanması gereken şeyler için teknoloji var.
İyi bir hafızaya sahip olmak için yapılan araştırmaların, MÖ 477’de Keos’lu ozan Simonides’in görsel ya da resimsel imgelerin belleğin işleyişini kolaylaştırdığını belirttiği “bellek sanatı” adlı tekniği buluşuna kadar uzandığı biliniyor. Günümüzde yapılan araştırmalarsa beynimizdeki enformasyonu geniş bir teknolojik araçlar ağına teslim ettiğimizi gösteriyor. Artık yaşadığımız deneyimleri kaydetmek için fotoğraflarımız ve video görüntülerimiz, tarihleri tutmak için takvimlerimiz, ortak bilgimizi saklamak için kitaplarımız ve internetimiz, not almamız için arkası yapışkanlı kâğıtlarımız var.

Günümüzde, basılı kitapların, üzerine not alabildiğimiz arkası yapışkanlı kâğıtların ya da cep telefonu ve bilgisayarın olmadığı bir kültürde yaşamanın nasıl olacağını hayal etmek bile çok zor. Artık, yakınlarımızın telefon numaralarını ve doğum günlerini bile cep telefonumuz olmadan hatırlayamıyoruz.
Hafıza nedir?
Hafıza, sinir hücrelerinin (nöronların) oluşturduğu bağlantı ağıdır. Bir nöron tarafından salınan kimyasal bir nörotransmitter başka bir hücreye sinyal gönderir. Her bir bağlantı noktasına sinaps denir. Ortalama bir yetişkin beyninde trilyonlarca sinaps vardır.
Yapılan araştırmalar beyinde yaklaşık yüz milyar nöron olduğunu gösteriyor. Hafıza, beyindeki nöronlar arası bağlantılardan oluşan bir depolama modelidir. Beyinde bu nöronlardan yüz milyarlarca bulunuyor ve her nöron, diğer nöronlarla beş bin ila on bin sinaptik bağlantı kurabiliyor. Bu da ortalama bir erişkinin beyninde beş yüz trilyon ila bir katrilyon arasında değişen sayıda sinaps bulunabileceği anlamına geliyor.
Bu kadar çok nöronun bilgi depolama kapasitesi dünyadaki bilgilerin çok büyük bir kısmını içerebilecek büyüklükte. Bilgilerin nöronlara yüklenebilmesine öğrenme, bu bilgilerin yüklendikleri nöronlardan çağrılması sürecine ise hatırlama deniyor. Nöronlara yüklenmiş olan bilgi kümeleri arasında bağlantı kurabilmek ise üretici zekânın ortaya çıkmasına yol açıyor. Hafıza, hem öğrenebilmeyi yani bilginin depolanmasını hem de hatırlamayabilmeyi yani bilginin depodan çağrılabilmesini kapsıyor.
Beyinde sürekli bir değişim var
Beyin hücrelerine diğer hücrelerden farklı olarak sürekli yeni bilgiler yüklenir. Beyin her yeni bilgiyi aldığında beyindeki nöronların zarlarındaki elektrik potansiyeli değişime uğrar. Bu değişimleri nöronlar yeni bilgi olarak kaydederler. Sinir sisteminin tüm yaptığı, duyu organlarının onları yorumlayacak büyük bir nöron grubuna gönderdiği bilgilerle, bugün ne olduğunu, gelecekte ne olacağını anlayarak en iyi biçimde tepki vermeyi sağlamaktır. Beyin, temelde geleceği tahmin etme makinesidir ve çalışabilmek için beyindeki anılar kargaşası içerisinde bir düzen oluşturmalıdır.
Beyinden geçen şeylerin çoğunun, onlar üzerinde düşünülen süreden fazla hatırlanmaya ihtiyacı yok. Hatırladığımız ve düşündüğümüz her şey, bu büyük sinir ağındaki bağlantıları değiştirir. Sinapslar kuvvetlenir, zayıflar ya da yenileri oluşur; fiziksel yapı değişir. Aslında bu yapı her zaman değişim halindedir; her an, hatta uykudayken bile.
Çocukluğumuzdan kalma pek çok bilgiyi hatırlayabiliriz. Bu durum nöronlarımızın çocukluğumuzdan beri hayatlarını sürdürmelerinin bir sonucudur. Vücut hücrelerimizin önemli bir bölümü ortalama üç ay yaşayıp ölmekte ve yerlerine yenileri yapılmaktadır. Beyin hücreleri ise varlıklarını sürdürmektedir. Beyin hücresinin ölmesi demek onun taşıdığı bilginin ömür boyu kaybedilmesi demektir. Beyin, çocukluğumuzda yaşadığımız önemsiz deneyimleri yaşam boyunca saklayıp bizim için çok önemli bir telefon numarasını iki dakikadan fazla saklayamayabilir.
İki tür hafıza
Kesin bir fikir birliği olmasa da bilim insanları hafıza türlerini genel olarak kısa ve uzun süreli hafıza olarak ikiye ayırıyor. Biyofizik bir süreç olan kısa süreli hafıza, öğrenilen bilginin otuz saniyeyi geçmeyen hatırlama durumlarında görülmesi demek oluyor. Uzun süreli hafıza ise biyokimyasal bir süreç. Otuz saniyeyi geçtikten sonra hatırlanan her bilgi veya olay uzun süreli bellekten çağrılıyor.
Bir bilginin uzun süreli belleğe girmesi protein sentezi ile gerçekleşiyor. Uzun süreli hafıza da alt bölümlere ayrılıyor. Bunlar şöyle sıralanabilir:
Açık hafıza: İstemli olarak, anımsanarak, sözlü olarak ifade edilebilecek anılardan oluşur. Örneğin, bir dizi sözcük verilerek bu sözcüklerin tekrarlanmasının istenmesi durumunda “açık bellek” kullanarak bu işlem gerçekleştirilir.
Örtük hafıza: Açık belleğin karşıtı olarak tanımlanır. Anıların tekrar yoluyla ya da pratikle birikmesidir. Kayak yapmak ya da bisiklete binmek örnek olarak verilebilir.
Olaysal hafıza: Kişinin başından geçen olaylardan ve özel durumlardan oluşur. Sözgelimi ilk kez İstanbul’da tiyatroya gitmiş olmak gibi.
İlintilendirme hafızası: Sembollerin yorumlanmasında ve yapılandırılmasında kullanılan bilgilerden oluşur. Örneğin, Ankara’yla ilgili bu tür bir anı, bu kentin Türkiye’de olduğu, yüzölçümü, burada Türkiye Büyük Milet Meclisi’nin bulunduğu gibi bilgilerle ilgilidir. Kişinin Ankara’ya yaptığı bir geziyle ilgili olmak zorunda değildir.
Hafıza süreci; alış, kodlama, depolama, geri çağırma ve unutma olarak sıralanıyor. Bu süreçte ilk sırada yer alan alış, kısa ve uzun süreli hafıza türlerinde farklı işler. Kısa süreli hafızada anlık ve çalışma hafızası şeklinde alış olur. Uzun süreli bellekte ise bu süreç olayları ve bilgileri hatırlamak, alışkanlık/beceri hafızası ve duygusal hafıza olarak işler. Kodlama, dış dünyadaki uyarıcıların belleğe kaydedilebilecek biçime dönüştürülmesidir. Depolama, kodlanan bilginin tutulmasıyken, geri çağırma depolanan bilginin gerektiği zaman aranıp, bulunup çıkarılmasıdır. Unutma ise son süreçtir. Unutma bir hafıza problemi olarak sayılsa da aslında gerekli bir olaydır. Her şeyi hatırlamak bazen önemli sorunlara yol açabilir. Sözü edilen süreçler hem kısa süreli bellekte hem de uzun süreli bellekte yer alıyor.
Sinirdilbilimdeki (nörolinguistik) gelişmeler beynin nasıl öğrendiğini ve hatırladığını görmeye imkân sağlıyor. Hafızayı tanımlamak için kullanılan fotoğraf ve kayıt cihazı gibi benzetmeler, belleğin kusursuz çalışan bir makine gibi olduğunu düşündürtüyor. Hafızayı sanki dış dünya deneyimlerini bize titiz biçimde çeviren bir makine gibi düşünüyoruz.
Halbuki hafıza çok daha karmaşık bir işleyişe sahip. Örneğin, çoğu insan üç ya da dört yaşından önceki deneyimleri hatırlamaz. Bu olguya çocukluk amnezisi denir. Bu büyük olasılıkla, beynin tümüyle gelişmemiş olmasından kaynaklanır. Yaş lerledikçe bellek giderek zayıflar; özellikle de daha önce gördüğümüz ya da öğrendiğimiz şeyleri hatırlama yeteneğimiz zayıflar.
Hatırlama ve unutmaya yönelik elde edilen bulgular bu konunun tarihsel süreci içerisinde çeşitlilik gösteriyor. Harvard psikologlarından Daniel Schacter’in 2001 yılında “Hafızanın Yedi Günahı” (Seven Sins Of Memory, Psycology Today, Mayıs 2001) başlığıyla yayınyadığı çalışmasında hafıza ile ilgili yedi sorunu şöyle sıralıyor:
1. Dalgınlık: Dikkat ve hafıza arasında yaşanan bir sorundur. Hatırlanması gerekilen şey üzerinde yoğunlaşılamamasından kaynaklanır. Örnek olarak anahtarları yanlış yere koyma, randevu unutma verilebilir.
2. Geçicilik: Zamanla hafızanın zayıflaması ya da kaybolması olarak tanımlanır. Zaten hafıza ile ilgili temel problemlerden biri budur.
3. Engelleme: Hatırlanmaya çalışılan bilginin engellenmesidir. Yüz ile ad eşleştirmesi yapamamak, bir bilgiyi günler sonra hatırlamak bu hafıza sorununa örnek olarak verilebilir.
4. Yanlış adlandırma: Hafızayı yanlış kaynağa yönlendirme, gerçekle hayal kurulan şeyi karıştırma, arkadaşının söylediğini zannettiği şeyi aslında gazetede okumuş olma gibi.
5. Telkin: Soru, yorum, teklif ya da telkinle bir kişinin geçmişi hatırlamaya çalışırken kafasına bir şeyler sokmak.
6. Yönlendirme: Şu anki bilgi ve inançların, geçmişin hatırlanması üzerindeki etkisi. Bu durumda geçmiş gözden geçirilir ve yeniden yazılır.
7. Israrcılık: Unutmayı istediğimiz şeyin unutulamaması, istemediğimiz bazı şeylerin akıla gelmesi. Örneğin işte yapılan bir gaf, önemli bir sınavda alınan bir sonuç bu guruba girmektedir.
Doğru beslenme ve uyku
Beslenme biçimi beyinsel gelişimde ve hafızanın güçlendirilmesinde en önemli faktörlerden biri. Uyku da bilinenin aksine vücudu dinlendirmek için değil beynin sağlıklı çalışması için gereklidir. Beyin, uyku sırasında, ayıkken yüklenen tüm bilgileri gözden geçiriyor ve gerekli merkezlere yerleştiriyor. Uyku sırasında beyin enerji depolar, gereksiz bilgileri atarak ertesi güne hazırlanır. Ayrıca uyku, henüz açıklanamayan bir sistem sayesinde bisiklete binmek, piyano çalmak gibi yeteneklerin gelişmesini de sağlıyor. 
Bazı kişilerin hafızaları diğerlerine göre daha iyi, hatta mükemmel diye tanımlanır. Herkes güçlü bir hafızaya sahip olmak, daha kolay öğrenmek, çabuk okumak, iş yaşamında ya da öğrenim süresince daha başarılı olmak ister. Ancak gerçek olan şu ki pek çok insan hafızasını etkin ve verimli kullanmayı sağlayacak stratejilerden yararlanmıyor. Aslında bu sanıldığı kadar zor değil. Beyin egzersizleri, bedeni sağlıklı ve zinde tutacak diyet programı, bedensel ve zihinsel sağlığı koruyacak, güçlendirecek beyin egzersizleri ve stresten arınma programı güçlü bir hafıza sağlayabilir.
Hafızayı güçlendirme teknikleri
Günlük hayatta saç tararken, diş fırçalarken, kahve karıştırırken ya da diğer basit işleri yaparken bile hafızanızı güçlendirmek mümkün. İşte hafızayı geliştirmek için birkaç basit teknik:
Ters el alıştırması: Sağ eliniz yerine biraz da sol elinizi kullanmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın, ya da kalemi ters elinizle tutun… Sonuç olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz.
Polisiye alıştırması: “Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım?” gibi, genellikle polisiye romanlarında sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz.
Ressam alıştırması: Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu çizim hareketleri, yorgun zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi etkili biçimde yok eder.
Çocuk oyunu alıştırması: İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Bu şekilde zihninizdeki çok ender kullandığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini artırırsınız. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, hafızanız o kadar canlı kalır.
Harf alıştırması: Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Mesela, çift ‘t’ ve ‘m’lerin üzerini işaretleyin. Böylelikle konsantrasyonunuzun ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Bu, zihnin canlanmasını artırır.
Yürüyüş alıştırması: Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, sağ elinizle, sağ bacağınızı her kaldırdığınızda sol elinizle dizlerinize dokunun. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını kullanmış olursunuz.
Ajan alıştırması: Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece hem kelime hazinenizi geliştirir hem de beyninizi canlandırırsınız.
Resim alıştırması: Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem kağıt alın ve kağıdın üzerine mum, kaktüs, yonca gibi semboller çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Bu alıştırmayla, zihninizde listeler oluşturmayı kolay başarırsınız.
Otobiyografi alıştırması: Hayat hikayenizi tekrar yazmanızın gerektiğini düşünün. Burada, işe, gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızı, tipini, sınıfınızın düzenini hatırlamanız gerekiyor. Bu alıştırmayla, kişilerle ilgili hafızanızı harekete geçirirsiniz.
Hipnoz alıştırması: Özellikle stresli anlarınızda olumlu kelimelerden destek almaya bakın. Bunlarla olumsuz düşüncelerinizi yok edersiniz. Mesela, “Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim” cümlesini tekrarlayabilirsiniz.
Kaynaklar
• Uygulamalı Etkin Hafıza Teknikleri, Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan – Tuğrul Türkkan, Pegasus Yayınları.
• Hafıza Geliştirme Teknikleri, Dr. Gary Small – Gigi Vorgan, Omega Yayınları.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>