Güneşin zararlı etkilerinden korunun

Aylardır özlemle beklediğimiz yaz mevsimi geldi. Sevinç hormonlarını harekete geçiren, mutlu olmamızı sağlayan güneş ışınları, bağışıklık sistemimizi güçlendirirken, kemiklerimiz için de gerekli olan D vitaminini sağlar. Ancak güneşin, hayatımızı zehir edebilen yönleri de var. Bunların arasında deri lekeleri ve güneş alerjisinin yanı sıra en sık karşılaşılanı güneş (sıcak) çarpması.

Güneş çarpması, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulmasına bağlı ciddi bir durumdur. Tedavi edilse bile öldürücü olabilir ya da kalıcı zararlar verebilir; bu nedenle güneş çarpmasına karşı önlem alınmalıdır. Çok sıcak günlerde, güneş altında uzun süre kalınca başımıza güneş geçeceğini sanırız ama asıl sorun yaratan tepemizdeki güneş ışınları değil, içinde bulunduğumuz ortamın ısısıdır. Sözgelimi makine dairesi, çelik tezgahları gibi çok sıcak yerlerde çalışanlarda da hiç güneş görmemelerine karşılık, “güneş çarpması” etkileri ortaya çıkabilir. Bu nedenle doktorlar son yıllarda “güneş çarpması” yerine “sıcak çarpması” terimini kullanmaktadırlar. Bedende ortaya çıkan değişiklikler, aşırı ısıya tepkidir.

Bedenin, ısı yitirmeye yarayan iki mekanizması vardır. Birincisi, damarların genişleyerek deriye daha fazla kan taşımasıdır. İkincisi de ter bezlerinin salgısıyla derinin soğutulmasıdır. Ter bezleri deri yüzeyine tuzlu bir salgı gönderirler ve bu hemen buharlaşarak  derinin ısı yitirmesini sağlar. Sıcak çarpmasında önemli olan, yalnızca termometrede okunan sıcaklık değildir. Isının beden üstündeki etkisini artıran çeşitli koşullar vardır. Sözgelimi hava çok nemliyse, ter kolayca buharlaşamaz ve bu yüzden ısı yitimi zorlaşır. Hava çok durgunsa, hava akımıyla beden yüzeyinden ısı atılması zorlaşır.

Sıcak yerlerde fiziksel güç harcayanlar da çok ısı üretirler ve saatte bir litreye yakın terlerler. Terle birlikte tuz ve su yitirilmesi, “sıcak yoğunluğu” denen duruma yol açabilir. Bu da, denetim altına alınmazsa, bedenin ısı ayarlayıcı mekanizmalarını iflasa kadar götürür. Ama beden zamanla sıcağa uyum sağlayıp, tuz yitimini düşürür ve böylece sıcaklık değişikliklerinden daha  az etkilenir. Çocuklar ve yaşlı insanlar, bedenlerindeki ısı düzenleyici mekanizmalar yetersiz olduğundan, sıcaklık değişikliklerinden fazla etkilenirler. Ayrıca yaşlılar, genellikle sıcakta gereğinden fazla giyinirler. Sıcağa alışkın olmayanlar, şişman kişiler, çok içki içenler ve ateşli hastalık geçirmekte olanlar için de sıcak çarpması tehlikesi fazladır.

Sıcak çarpmasının üç ana belirtisi, çok yüksek ateş (41 dereceden fazla), terleyememe ve komaya kadar giden sinir sistemi bozukluklarıdır. Ruhsal durum bozuklukları, uyumsuzluk ve baş ağrısı, sersemlik ve yürümede zorlukla birlikte görülebilecek ilk belirtilerdir. İleri evrelerde bilinç yitimi de olabilir. İlerlemiş sıcak çarpması çok tehlikelidir, tedavi edilse bile hastaların yüzde 20’si ölür. İyileşenlerin sinir sistemlerinde kalıcı hasarlar oluşabilir, denge ve koordinasyonlarının normale dönmesi ise aylar alır. Ama ilk belirtide tanı konur ve tedaviye bilinç yitiminden önce girişilirse, iyileşme şansı yüksektir.

Belirtiler ortaya çıkar çıkmaz doktor çağırılmalıdır. Bu arada hastanın ateşi düşürülmeye çalışılmalıdır. Ateş 39°C’ye kadar düşürülebilir ama daha aşağı inerse hastanın dolaşım şokuna girebileceği unutulmamalıdır. Hastayı serinletmenin en iyi yolu serin suyla banyo yaptırmaktır.

Güneş çarpmasından korunmak için bedenin aşırı ısınmamasına, güneş altında fazla kalmamaya, sıcakta bol ve serin tutan giysiler giymeye, sıcak iklimde çalışırken fazla su içip tuz almaya dikkat edilmelidir. Güneş çarpması çoğunlukla dikkatsiz davranma sonucu oluşur. Özellikle yaz aylarında insanların bronzlaşma hevesleri ağır sonuçlara yol açabilmektedir. Kısa sürede yanık bir tene kavuşmak isteyen çoğu kişi güneşe çıktıkları ilk gün çok uzun süre güneş altında kalırlar. Oysa bunun sıcak çarpmasının yanı sıra yanıklara da yol açması gibi ciddi sonuçları vardır. En iyisi güneşe yavaş yavaş alışmak ve bu konuda aşırıya kaçmamaktır.

Aşırı sıcaktan kaynaklanan acil durumlar

Vücut ısısı 36-37°C’dir. Bu ısı genelde sabit kalır, yoğun bir egzersiz ile vücut ısısı 40°C’ye kadar çıkabilir, uykuda ise 35.8°C’ye kadar düşebilir. Bu tip değişiklikleri vücut karşılayabilir. Vücut, dış ortam ile kendisi arasında denge sağlamak için ya ısı üretir ya da ter ile ısı kaybeder. Isı merkezi, hipotalamustur. Bunlar olmazsa sıcak ya da soğuktan kaynaklanan acil durumların görülmesi kaçınılmazdır.

Sıcaktan kaynaklanan acil durumlar üç başlıkta toplanır: Sıcak krampları, sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması.

Sıcak krampları

Genellikle bacaklarda, karında veya her ikisinde aşırı sıcaktan tuz kaybı ile görülen ağrıdır. Aşırı sıcakta çalışan ya da oyun oynayan birinde, su içse bile terlemeyle birlikte kaybedilen tuz yerine konmadığı için hiponatremi gelişebilir, bu da kramplara neden olur. Sıcak krampları tedavi edilmezse, sıcak bitkinliğine yol açar.

Belirtileri: Alt ekstremitede ağrı, karında ağrı ve bulantı, tansiyonda düşme, nabız taşikardik ve dolgun, deri nemli ve soluk, vücut ısısı normal.

Tedavi: Hasta serin bir ortama alınmalı, bayılma hissi varsa sırt üstü yatırılmalıdır. Bulantı yoksa, 1-2 bardak tuz içeren sıvı verilmelidir (bir çay kaşığı tuz ilave edilmiş su, limonata, ayran vb). Hastanın ağızdan sıvı almasını engelleyecek bulantısı varsa, serum fizyolojik verilir. Kramp girmiş kasa kesinlikle masaj yapılmaz. Sıcak krampı girmiş bir kişi en az 12 saat aktivite yapmamalıdır. Hastaya ayrıca oksijen de verilebilir.

Sıcak bitkinliği

Kan dolaşımında problemlerin ortaya çıkmasının yanı sıra sıvı ve tuz kaybı sonucunda halsizlik ortaya çıkar. Genellikle aşırı sıcakta bulunan kişilerde görülür. Ayrıca yaşlı, vücutta su kaybı yaşayan ve hipertansiyonlu hastalarda sık rastlanır. Hipertansiyonlu hastalarda alınan bazı ilaçlar vücudun sıvı-elektrolit dengesini bozar ve kan damarlarının çeperinde değişiklikler meydana gelir.

Belirtileri: Bayılma, baş ağrısı ve dönmesi, halsizlik, bulantı, kusma, aşırı terleme sonucu soluk-nemli deri, nabızda zayıflama, hızlı ve yüzeysel solunum, denge bozukluğu, düşük tansiyon gibi belirtiler gözlenir.

Tedavi: Hasta kişi bulunduğu yerden serin bir ortama alınmalıdır. Eğer varsa üzerindeki fazlalıklar çıkarılmalıdır. Hasta sırt üstü yatırılmalı ve bacakları yukarı kaldırılmalıdır. Ortamın soğutulması sırasında ani ısı değişiklikleri yapılmamalı, ortam oda sıcaklığından daha düşük sıcaklığa getirilmemelidir. Doktorlar damar içinden ya da ağızdan sıvı verilmesine karar verecektir. Hasta yaşlı ise kalp ritmi vb. sorunlar gözlenerek daha dikkatli olunmalıdır.

Sıcak (güneş) çarpması

Sıcaktan kaynaklanan acil durumların içerisinde ölüm ihtimali en yüksek olanıdır. Vücudun ısı düzenleyici mekanizmaları bozulmuştur. Vücudun ısı düzenleyen mekanizmasının bozulmasının sonucunda, ısı aniden tehlikeli düzeylere çıkabilir. 40ºC ve üzerindeki vücut ısısı hücrelerde ve özellikle beyin hücrelerinde ve kan damarlarında hasara neden olur.

Klasik sıcak çarpması: Genellikle sıcak hava dalgaları oluştuğunda gözlenir. Vücut aşırı terleme sonucunda su ve tuz kaybetmiştir. Genellikle çok yaşlı, çok genç olanlar ve kronik hastalığı olanlar etkilenir. Alkoliklerde ve idrar söktürücü ve yatıştırıcı ilaç alanlar daha fazla etkilenirler.

Egzersize bağlı sıcak çarpması: Genellikle genç sağlıklı kişilerde görülür (sporcular, askerler vb.). Çoğunlukla aşırı sıcak ve nemli havalarda uzun süre kalan kişilerde görülür. Dış ortamın ısısı vücut ısısına yaklaşmışsa ve nem yüzde 60’larda ise görülme olasılığı sıktır.

Belirtileri: Zihin bulanıklığı, koma, santral sinir sistemi bozuklukları (titremeler, havale, gözbebeğinde büyüme), vücut ısısının 40.6ºC’den yükseğe çıkması, nabızda yükselme, solunumun hızlanması, tansiyon yüksekliği, ciltte kızarıklık ve kuruluk gözlenir.

Tedavi: Hasta bulunduğu ortamdan serin bir yere alınmalıdır. Hava yolu açılmalı ve oksijene başlanmalıdır. Elbiseleri çıkartılmalıdır. Hasta baş tarafı yüksekte, yarı oturur pozisyonda tutulmalıdır. Hastanın karın bölgesine buz paketi uygulanmalı ve hastaya yavaşça masaj yapılmalıdır. Hastanın üzerine ılık su serpilmeli ve vantilatörle soğutmaya devam edilmelidir. Her 10 dakikada bir vücut ısısı ölçülmeli ve 39ºC’ye düşene kadar soğutma işlemine devam edilmelidir. Doktorlar hastanın durumuna göre yüzde çeşitli ilaçlar ve serum uygulanmasına karar verebilir.

Nem oranı artınca hissedilen sıcaklık da artıyor

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, yüksek nisbi nem, sıcaklığın etkisini önemli ölçüde artırıyor. Gölgede olmak koşuluyla 30°C sıcaklık, nisbi nem yüzde 40 olursa 29°C, yüzde 100 olduğunda ise 44°C olarak hissediliyor. Nisbi nem yüzde 40 olduğunda 38°C olan sıcaklık 43, nisbi nem oranı yüzde 65 olduğunda ise 58°C olarak kendisini hissettiriyor. Güneş altına çıkıldığında, hissedilen sıcaklık 10°C kadar artıyor. 39°C sıcaklık yüzde 60, 40°C sıcaklık yüzde 55, 41°C sıcaklık yüzde 50, 42°C sıcaklık yüzde 45, 43°C sıcaklık yüzde 40 nisbi nem olduğunda, 58°C olarak hissediliyor. Nisbi nem oranı arttıkça, hissedilen sıcaklık oranı da yükseliyor.

Hissedilen sıcaklık 54°C ve üzerine çıkınca, ısı ve güneş çarpması, termal şok ve benzeri sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Hissedilen sıcaklık 41-53°C arasında olduğunda, sıcak çarpması, sıcak krampları ve sıcak bitkinliği görülebiliyor. Hissedilen sıcaklık oranının daha az olması halinde, fiziksel etkinlik ve şartlardan etkilenme süresine bağlı olarak kuvvetli termal stres ile birlikte sıcak çarpması, sıcak krampları ve yorgunlukları, halsizlik, sinirlilik, dolaşım ve solunum sisteminde rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların genel belirtileri arasında, deri kızarması, su toplaması, şişme, ateş, baş ağrısı, kan basıncında hızlı düşüşe bağlı bayılma, karın kaslarında ve özellikle bacaklarda kramplar, aşırı terleme, vücudun tuz kaybı, baş dönmesi, halsizlik, soluk bir yüz, zayıf ya da hızlı nabız, kusma, uyuşukluk, şaşkınlık ve bilinç kaybı bulunuyor.

Doğru güneşlenmenin püf noktaları

Güneşlenmek vücut için faydalıdır, ancak bazı riskleri de bulunuyor. Tehlikelerden sakınmak, doğru güneşlenmek ve sağlıklı bronzlaşmak için birkaç basit önlem almak yeterli:

1. Sabahları 09.00-11.00 saatleri arasında ve saat 16.00’dan sonra güneşlenin. Diğer saatlerde dışarıda az zaman geçirmeye ve güneşten korunmaya çalışın. Uzun süre güneşin altında kalmayın. Özellikle güneşlenmeye başladığınız ilk günlerde 15 dakikadan fazla güneş altında kalmayın.

2. Güneşli günlerde başınızı güneşten koruyacak önlemler alın.

3. Sizi güneşin zararlı etkilerinden koruyacak giysiler seçin. Pamuklu, ince fakat vücudunuzun büyük bir kısmını kapatan, bol kesimli giysiler güneşten korunmanıza yardımcı olur.

4. Güneşin altında uzun süre kaldığınız zaman vücudunuzun su ve tuz kaybedeceğini unutmayın. Maden suyu, ayran vb.  içecekler vücudun su-tuz dengesinin tekrar kazanılmasına yardımcı olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>