Gürültü kirliliği

Kalabalık kentlerde yaşayanların en sık karşılaştığı çevre kirliliği çeşitlerinden biri de gürültüdür. Çöp yığınları gibi koku yapmadığı, toprağa ve suya zarar veren çevre kirletici maddeler gibi birikmediği için kimilerince zararsız sayılabilir, üstelik ses ve gürültü arasındaki ayrım, kişiye göre de değişebilir. Ancak gerçekler hiç de sanıldığı gibi değildir; gürültü insan sağlığını bozan, olumsuz psikolojik etkiler yapan en önemli faktörlerden biridir.

OECD ülkelerinde yaşayan 100 milyondan fazla insan, motorlu araçlardan kaynaklanan gürültüye maruz kalmaktadır. İnsan için kabul edilebilir sınır 55 desibel iken, bu ülkelerde insanların maruz kaldığı gürültü miktarı 65 desibelin üzerindedir. Gürültünün insanlar üzerindeki olumsuz etkileri; hoşnutsuzluk, tedirginlik, stres, sinirlilik, konsantrasyon ve öğrenme zorluğu gibi psikolojik etkilerdir. Ayrıca gürültülü bölgelerde yaşayan insanlar dinlenememe ve uyku bozukluğu gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Ancak olumsuzluklar bunlarla da sınırlı değildir; bu etkiler zaman içerisinde sinsice birikerek bazı fiziksel rahatsızlıklara yol açabilmektedir.

Araştırmalara göre, trafik gürültüsüne maruz kalınan bölgelerde oturan insanlar, gürültülü olmayan bölgelerde oturanlara oranla yüksek tansiyondan yüzde 50 oranında daha fazla şikayetçi olmaktadır. Gürültüye maruz kalan insanlarda baş ağrısı, dolaşım bozuklukları ve kalp rahatsızlıkları artış göstermektedir.

Kimi insanları hiç rahatsız etmeyen bazı seslerin, daha hassas insanlarda sıkıntı yaratabileceğini de unutmamak gerekir. Komşu evlerden gelen klima, buzdolabı gibi aletlerin sesleri ya da işyerlerindeki bilgisayar, faks makinesi gibi aletlerin çıkardığı uğultu benzeri sesler de bazılarımız için stres nedeni olabilir.

Bu tür sorunların en önemli nedenlerinden biri ülkemizde şehirleşme hızının beraberinde getirdiği bazı sorunlar, bilinçsizlik sonucu ortaya çıkan özensiz ve çarpık yapılaşmadır. Yapılardaki ses yalıtımına dikkat edilmemesi, duvarların inceliği vb. faktörler, komşu evlerden gelen seslerin bize kadar ulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Gelişmiş ülkelerde havaalanı, otoyol vb. gürültü kaynaklarına belli bir mesafedeki konutlarda, ses yalıtımı zorunluluğu getirilmektedir

İnşaat makinaları vb. gürültü kaynaklarında ise sesin kaynağında yalıtım yapılmasına dikkat edilmektedir. Bazı fabrika ve atölyelerde bulunan iş makinalarının gürültüsünün dışarıya ulaşmasını engellemek için de kaynağında yalıtım gerekmektedir. Bu tür aletleri kullanan işçilerin korunması için kulaklık kullanma zorunluluğu getirilmiştir.

Ülkemizde AB standartlarına uyum için bazı çalışmalar yapıldı. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın öncülüğünde bazı üniversitelerle işbirliği yapılarak çalışma grupları oluşturuldu. Bu çalışma grupları bölgesel gürültü seviyelerini belirleyerek, gürültü haritaları çıkardı.

Çalışmalar ağırlıklı olarak İstanbul’da yürütülmektedir, ancak nüfusu 100 binden yukarı olan yerlerde gürültü haritasının çıkarılması da zorunlu hale getirilecektir. Bu haritalar belediyelerin imar planına girdikten sonra, gürültü sınırını aşan bölgelerde konut yapımına izin verilmeyecektir.

Çalışmaya göre İstanbul’un en gürültülü bölgeleri 90 desibel ile Beşiktaş ve Mecidiyeköy’ün merkezi ile Kadıköy Bağdat Caddesi’dir. Onları 85 desibelle Şişli ilçesi ve Merter semti takip etmektedir. Uzmanların belirttiğine göre 55 desibelin üzerinde gürültü olan yerlerde konut bulunması, insan sağlığı için zararlıdır.

Hangi sesin kaç desibel gürültü çıkardığını belirlemek için birkaç örnek vermekte fayda var; kaya delgi tabancası 125, grayder 120, havalı beton kırıcı 110, havalı matkap 95, lokomotif 90, yük araçları 85, motosiklet 80 desibellik gürültü çıkarmaktadır.

İnsan sağlığı için gürültüye maruz kalma süresi de önem taşımaktadır. 80 desibellik gürültüde günde 7,5 saatten fazla kalmamak gerekmektedir. 90 desibelde 4 saat, 95 desibelde 2 saat, 100 desibelde 1 saatten fazla kalmak insan sağlığı için zararlı olmaktadır. 110 desibelde 24 dakikadan fazla kalmak ciddi sorunlara yol açabilmektedir.

Hukuksal önlemlerin yanı sıra toplumda gürültü kirliliğiyle ilgili bilinç oluşturulması için de sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerde bulunması gerekmektedir. Daha sağlıklı ve gürültüsüz bir dünyaya ancak bu yolla ulaşılabilir.

Gürültünün ne kadarı hangi zararlara yol açıyor?

30-65 dB: Konforun bozulması, rahatsızlık, stres, konsantrasyon ve uyku bozukluğu.

65-90 dB: Solunum ve kalp atışıyla ilgili sorunlar, beyindeki basıncın artması.

90-120 dB: Metabolizmada bozukluk, başağrısı.

120-140 dB: İç kulakta bozukluk.

140 ve üzeri: Kulak zarının zarar görmesi.

Gürültünün önlenmesi için alınabilecek bazı tedbirler:

• Gürültünün kaynağında önlenmesi ya da azaltılması. Örneğin;

- Gürültü kaynağının ses yalıtımı için muhafaza içerisine alınması.

- Titreşimi önleyecek şekilde yerleştirme.

- Gürültüye yol açan parçalarda yapısal değişiklikler yapma.

• Ses yalıtımını sağlayan malzemelerin kullanılması.

- Sesten korunma sağlayan duvarlar. Tavan ve duvar kaplamaları.

- Titreşim azaltıcılar.

- Ses geçirmeyen hücreler yapılması.

• Gürültüye maruz kalınan bölgelerde pasif gürültü koruması.

- Gürültü önleyici duvarlar ve ses geçirmeyen pencereler.

- Gürültüye maruz kalan insanların kulaklık kullanması.

• Gürültü yaratan araçların kullanıldığı işletmelerde altyapı ve organizasyonun değiştirilmesi.

- Gürültü çıkaran çalışmaların dinlenme ve mola saatlerinin dışına çıkarılması.

- Gürültü çıkaran iş safhaları arasında daha sık dinlenme sürelerinin konulması.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>