Hamilelik döneminde ortaya çıkan kanserler ve tedavisi

Doğurganlık hızının nisbeten yüksek olduğu Türkiye gibi ülkelerde,  gebelik döneminde ortaya çıkan kanserler ciddi bir sorun oluşturuyor. Araştırmalara göre, her 1000 gebelikten birinde kanser görülüyor. Hamilelik döneminde en sık görülen kanser rahim ağzı kanseri. 35 Rahim ağzı kanserinden birine hamilelik döneminde rastlanıyor.

Rahim ağzı kanserinden sonra hamilelikte ikinci en sık görülen kanser, meme kanseridir. Meme kanseri, 2000 hamileden birinde görülür. Ancak son yıllarda hamilelik döneminde meme kanserine rastlanma oranlarının artışı dikkat çekiyor. Gebelikle birlikte üçüncü en sık görülen kanser, yumurtalık kanseridir. Ayrıca kan kanserleri ve bağırsak kanseri de hamilelikte sık görülebilen kanserlerdir.

Son yıllarda yapılan  araştırmalar gebelikte kanser görülme sıklığının bir miktar arttığını gösteriyor. Bunun temel nedeni, değişen zaman içinde  toplumlarda sosyal yapının değişmesi, şehirleşme, yaşam tarzının değişmesi vb. gibi durumlara dayanıyor.

Bu değişikliklere ve yardımcı üreme tekniklerindeki gelişmelere paralel olarak çocuk doğurma isteği ileri yaşlara kaydı. Ayrıca,  genel olarak bakıldığında, yaş ilerledikçe kanser görülme sıklığı artar. Bu bağlantılar nedeni ile son yıllarda hamilelikte görülen kanserler de bir miktar arttı.

Rahim ağzı kanserinin erken tanısı

Gebelikte kanserle ilgili yapılması gereken bir diğer önemli işlem de, erken gebelik kontrolleri sırasında yapılan vajinal akıntı araştırmasıdır. Gebelikte  rahim ağzı kanserinin erken tanınmasını sağlayacak olan bu işlemin, düzenli olarak yapılmaması, rahim ağzı kanserinin artmasına zemin oluşturuyor. Gebelik sırasında görülen kanamalar gerek hasta ve gerekse hekim tarafından sıklıkla gebelikle ilişkili kanamalar olarak kabul edilmekte ve o yönde işlemler yapılmaktadır. Gebelik sırasında görülen her kanama, gebelikle ilişkili değildir. Kanama, rahim ağzı kanserinin bir bulgusu da olabilir. Hekimler, her gebeliğin başında en az bir kez vajinal smear araştırması yapılmasını ve gebelik sırasında görülen  kanamalarda  rahim ağzının da incelenmesini öneriyor. Uzmanlar, diğer kanser türleri için gebelik sırasında bir bulgu oluşmadıkça araştırma yapılmasına gerek olmadığını söylüyor.

Gebelikte kanser tedavisi

Gebelikte kanser tedavisi yapılırken annenin yaşamı ön planda tutuluyor. Gebeliğin ilk 3-4. ayında saptanan kanserlerde, gebelik sonlandırılarak kanserin tedavi edilmesi yoluna gidiliyor. Gebeliğin son 7-8. ayında saptanan kanserlerde bazen çok kısa bir süre beklenerek doğum gerçekleştiriliyor ve tedaviye başlanıyor. Gebeliğin 5-7. ayı arasında saptanan kanserlerde ise tedaviye başlama zamanının anne ve baba ile birlikte kararlaştırılması gerekiyor.

Hekimler, bu dönemde ortaya çıkan kanserlerde anne hayatını ön planda tutularak çoğu zaman bebeğin feda edilmesi yolunu öneriyor. Gebelikte kansere yönelik her tanı ve tedavi girişiminde bebeğin yaşamı etkilenebileceğinden, anne ve babaya konu ayrıntıları ile anlatılmalı ve izin alınmalıdır.  Rahim ağzı kanseri dışındaki kanserlerde bebeğe zarar vermeksizin gerekli ameliyatlar yapılabilir. Bunun için en uygun dönem gebeliğin 14-16. haftalarıdır. Gerektiğinde gebelik sırasında kemoterapi denilen kanser tedavileri uygulanabilir. Gebeliğin ilk 2-3 aylık dönemi dışında bu tedavilerin bebeği olumsuz şekilde etkilediğine yönelik kesin bir veri yoktur. Gebelikte radyasyon (ışın) tedavisi bebeğe zarar verdiği için yapılmamalıdır.

Gebelikte kanser taraması

Kadın sağlığı açısından en önemli dönemlerden biri olan hamilelik döneminde, oluşabilecek bir kanser riskine karşı yapılan muayenelerde daha dikkatli davranılması öneriliyor.

Özellikle hamileliğin başında yapılan muayeneler sırasında, sık görülen kanserlere ait bulgulara dikkat edilmeli ve gerektiğinde bazı testler yapılmalıdır. Rahim ağzı kanseri ve meme kanseri gebelikte sık görülen kanserler olduğu için özellikle bu kanser türlerine karşı dikkatli olunmalıdır. Bu nedenle gebelik muayeneleri sırasında memeler de muayene edilmelidir. Ancak gebelikte memelerin büyümesi sonucunda, küçük tümörler muayene sırasında saptanamayabilir. Bu muayene sırasında saptanan kitleler, meme derisindeki çekilmeler, asimetrik cilt kalınlaşmaları, meme başı anormallikleri, kanlı akıntılar ve koltukaltı bezelerinin büyümesi meme kanseri yönünden değerlendirilmeli ve anne adayı bu bulgulara karşı uyanık olmalıdır.

Kemoterapi ve radyoterapi doğurganlığı nasıl etkiliyor?

Kemoterapi amacıyla, çeşitli kanser türlerinde kullanılan pek çok ilaç var. İlaçların yumurtalıklar üzerindeki etkisi birbirinden farklı. Kemoterapi süresince kadınların yaklaşık yüzde  50-70 kadarı adetten kesiliyor. Tedavi sonrasında bu hastaların yaklaşık yarısında adetler tekrar başlıyor. Kemoterapi ile kadınların yüzde 30-40 kadarında yumurtalıklar düzelmeyecek şekilde tahrip olur ve hasta menopoza girer.

Yaş ilerledikçe ve kemoterapinin süresi uzadıkça yumurtalıkların tahrip olma olasılığı artar. Kasık bölgesine yapılan radyasyon (ışın) tedavisi sonrasında yumurtalıklar genellikle tümü ile tahrip olur ve hasta menopoza girer. Bu nedenle kasık bölgesine yapılacak ışın tedavisinden önce yumurtalıkların yeri ameliyatla değiştirilir ve kasık bölgesi dışına çıkartılır. Kemoterapi sırasında yumurtalıkların tahrip olmasını önlemek için bazı ilaçlar denenmektedir. Bunların başında doğum kontrol hapları gelmektedir. Kemoterapi yapılırken doğum kontrol hapları kullanan kadınlarda yumurtalıklar daha az tahrip olmaktadır.

Embriyon dondurulması

Gelişen tıp teknolojisiyle, kanser olan kadınların tedavi sonrasında hamile kalmalarını sağlayacak uygulamalar artık başarıyla yapılıyor. Bunların başında ise embriyon dondurulması yöntemi geliyor.

Embriyon dondurulması şu şekilde uygulanıyor: Kanser tedavisi öncesi anneden yumurta alınır. Babadan alınan sperm ile birleştirilerek embriyon (bebeğin ilk hali) oluşturulur ve dondurularak saklanır. Tedavi sonrasında anne rahmine koyularak büyümesi sağlanır. Bu yöntem ülkemizde de yapılmaktadır. Deneme aşamasında olan ve henüz uygulamaya girmemiş iki yöntem daha vardır. Bunlardan birinde, yumurta dondurularak saklanmaktadır. Ancak henüz başarılı olunmamıştır. Bir diğer yöntem, yumurtalık parçalarını dondurmak ve kanser tedavisi sonrası cilt altına yerleştirmektir. Bu yöntem de hayvanlarda denenmektedir. İnsanlarda henüz istenen başarı sağlanamamıştır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>