Küreselleşen süt

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya’nın süt tartışmaları ve süt üretimi hakkındaki makalesini aşağıda yayınlıyoruz:

Model 1:  Brezilya ve ABD’den GDO’lu mısır ve soyalar ithal edilir. Bunlar olmaksızın hayvan beslenemeyeceği ileri sürülür. Ayrıca GDO’ya karşı olanların teknoloji düşmanı olduğu söylenir. Yem hammaddeleri Orta Anadolu’da bir yem fabrikasına süt yemi haline getirilmek için taşınır. Yemlerin bir kısmı bozulursa aflotoksin sorunu çıkabilir. Halk yatıştırılır. Süt yemleri Antalya’da süt üreticisine gelir. Üretilen çiğ süt yabancı veya yerli sermaye elindeki bir süt fabrikasında UHT süt haline getirilmek için İstanbul’a getirilir. UHT sütlerin bir kısmı Antalya’da marketlerde satışa çıkarılmak için tekrar Antalya’ya taşınır. Meraları geliştirmek için bir şey yapılmaz. Çeşitli hastalıklardan bizleri koruyan omega 3 ve CLA’nın sütteki oranları araştırılmaz. Araştırılsa bile “halkı paniğe” sokmamak için üzerinde pek durulmaz. Çevreyi kirletecek dev hayvancılık işletmeleri desteklenir. Başka çare olmadığı, dünyada açlık olduğu ileri sürülür. Model 2’yi savunanların hayalci olduğu açıklanır. Bu inandırıcı bulunmazsa, bunların Almanya’dan süt ithal edilmesini sağlamaya çalışan Alman Vakıflarının ajanları olduğu söylenir. Bu model toplumun %1’inin modelidir.

Model 2: Meraları geliştirmek için büyük çabalarda bulunulur.  Meradan otlama her yıl biraz daha arttırılır. Süt yemi kullanımı her yıl biraz daha düşürülür. Sadece yağlı, proteinli ve mikropsuz sütlere değil, Omega 3 ve CLA’ca zengin, aflotoksinsiz ve antibiyotiksiz sütlere de prim verilir. Devlet süt üretim ve işleme kooperatiflerini ve tüketim kooperatiflerini teşvik eder. Antalya’da üretilen süt yerel kooperatiflerde pastörize edildikten sonra Antalya’daki tüketicilere satılır. Çiğ süt satışı üzerindeki baskılar kaldırılır. Çiğ süt satanlar için bazı standartlar hazırlanır ve sıkı bir şekilde denetlenir. Okullarda çocuklara süt verilir. Bu sütler kooperatiflerden satın alınır. Kooperatifler güçleninceye kadar devlet çiftçi eline geçen süt fiyatlarının adil bir düzeye gelmesi için doğrudan alım yaparak destekler. Bunun için bir fon belirlenir. Bu fondan uygun fiyatla ve üstün kalitede süt ve süt ürünleri satan tüketim kooperatifleri de yararlanabilir. Bu model toplumun %99’unun modelidir.

Birinci model muazzam miktarda taşıma nedeniyle dünyayı ısıtacak sera gazları üretir. Süt içeni beslemez, hasta yapar. Çiftçinin eline geçen süt fiyatı düşüktür. Tüketicinin ödediği fiyat yüksektir. Birinci modelde daha çok insan işsiz kalır. Ancak tekeller çok kâr eder.

Sizin modeliniz hangisi?

Tayfun Özkaya

29.2.2012

Bir yorum

  1. ikinci ve desteklediğim model için öncelikle halkın bilinçlenmesi gerekiyor.köylü süt yemi kullanıyor,sütü kendi çocuğunuda içiriyor.çünkü zararını ne olduğunu bilmiyor bu yemin.zamanında benim annemde kullanırdı bizde içtik o sütlerden.yazı 2012 de yazılmş ben yeni okudum.halka ulaşmanın bir yolunu bulmak lazım bence yoksa tepki olmazsa hiç kimse bu gidişata dur demz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>