Plazalar sağlığımızı tehdit ediyor

Modern yaşamın gerekleri, uyku saatlerinden yeme alışkanlıklarına kadar pek çok şeyi değiştirdi. Vücudumuzun biyoritmi bile teknolojiye ayak uydurmak zorunda kaldı. Hayatımızın değişen yönlerinden biri de iş ortamları. Modern iş merkezleri, açılmayan pencereleri, aynı havayı temizleyip sirküle eden havalandırma sistemleriyle, yer döşemesinden aydınlatmaya çeşitli yapay dekorlarıyla 50 yıl öncesinin çalışma ortamlarından çok farklı. Bu ortamlarda çalışmak çok keyifli olsa da beraberinde getirdiği pek çok sağlık sorunu var.

Bu sağlık sorunları ilk kez 20. yüzyılın ortalarında ele alınmaya başlandı. Chicago Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Theron G. Randolph, 1940’larda insan vücudunun bazı maddelere tepki gösterdiğine, bunun da modern iş merkezleri ve modern yaşamın getirdiği madde ve gıdalardan kaynaklandığına dikkat çekti. Konuyla ilgili araştırmalarını sürdüren Randolph, böylece çevresel tıp çalışmalarını başlatmış oldu. Prof. Dr. Randolph, modern ortamlarda çalışanların; baş ağrısı, egzama, yorgunluk, kireçlenme, depresyon ve sindirim sistemi şikayetlerinin ortamın koşullarının ve yabancı maddelerin etkisiyle ortaya çıktığını saptadı. Randolph, ayrıca, iş merkezlerinin yapımında kullanılan ya da çevrede bulunan kimyevi ve sentetik maddelerin, insan üzerinde olumsuz etkileri olduğunu, 1962’de yayınlanan kitabında açıkladı. Randolph’a göre; kimyevi katkı maddeleri, haşere ilaçları, plastikler, formaldehid gibi maddeler, bir takım gazlar insanda çeşitli hastalıklara neden oluyor, bir de bunlara fast food tarzı beslenme sistemi ve gıdaları korumak için kullanılan katkı maddeleri eklenince kronik rahatsızlıklar ortaya çıkıyor.

Çevresel hassasiyet

Vücudumuz yukarıda sözü edilen türde ortamlara ve çevredeki yabancı maddelere gösterdiği reaksiyon ‘çevresel hassasiyet’ olarak adlandırılıyor. Bu hassasiyetin sonucunda çeşitli semptomlar ortaya çıkabiliyor.

Günümüzün önemli bir bölümünü çalışma ortamında geçiriyoruz. Modern iş ortamları havalandırmaları, aydınlatmaları, yer döşemeleriyle doğal olmayan ortamlar. Uzun süre bu tür ortamlarda kalan vücut, zaman içinde çevresindeki yabancı maddelere tepki gösteriyor. Bu tepkilerden biri de alerji. Bazı faktörler alerjik reaksiyonların alevlenmesine neden olabilir. Örneğin; vitamin eksikliği, bağırsaklarda parazit veya mantar enfeksiyonu bulunması, tiroid ve adrenal hastalıkları, diş çürükleri ve birtakım psikolojik rahatsızlıklar. Alerji belirtileri; egzama türü kaşıntılar, alerjik hapşırmalar, burun tıkanıklığı, genizde rahatsızlık hissi, astım ve bronşit olarak sıralanabilir. Ama alerjinin dışında da çeşitli hastalıkların belirtileri ortaya çıkabilir. Artık otomasyon sonucu iş yerlerinde fazla hareket etmek de gerekmiyor. Çoğu insan gün boyunca bilgisayarın karşısında oturuyor, iş günü sonunda arabasına binip evine dönüyor, genellikle akşam yemeği sonrasında da televizyonun karşısında oturarak zamanını geçiriyor. Bu koşullarda çalışanlarda yorgunluk, eklem ağrıları, kas tutulmaları ve kas ağrıları, migren, baş ağrısı, yüksek tansiyon, anjin, ödem, tekrarlayan enfeksiyonlar, tekrarlanan kulak ve boğaz enfeksiyonları, kronik baş ağrıları, nedensiz ishal, karında gaz ve şişme, kolit, mide ağrıları, ülser, tiroid, şeker düşüklüğü, göz iltihabı, ışığa karşı hassasiyet, baş dönmeleri, dengesizlik, uykusuzluk, davranış bozukluğu, konsantrasyon bozukluğu, panik atak, adet öncesi gerginlik ve kronik yorgunluk ortaya çıkabiliyor.

Çevresel hassasiyet tepkisi insandan insana değişebiliyor. Kiminde ağır hastalıklara yol açarken, kimilerinde en azından gözle görülür sorunlar yaratmıyor. Bunu belirleyen ise kişinin savunma sisteminin güçlü olması, genetik faktörler, beslenme profili, yaşama biçimi ve söz konusu ortamda kalma süresi.

Ne yapmalı?

Modern yaşamın gereklerinden kaçmak, iş hayatını terk etmek mümkün değil. Öyleyse ne yapmalı? Taşıdığımız genetik faktörler nedeniyle bazı hastalıklara yatkın olup olmadığımızı kontrol etmek mümkün değil ama çeşitli yöntemlerle savunma sistemimizi güçlendirerek sözü edilen rahatsızlıklardan korunabiliriz.

Öncelikle beslenmeye dikkat etmek, belirli vitamin ve antioksidanlar yönünden zengin beslenmek gerekiyor. Bunların yanısıra sigara ve alkolden uzak durmak şart. Bu tür mekanlarda çalışanların beslenme profilinde yer alan gıdaların öncelikle doğal olması gerekiyor. Lifli gıdalar, meyve ve sebze, beyaz et, az miktarda yağ, belirli oranda protein ve karbonhidratın dengeli bir biçimde alınması önem taşıyor. Rafine ve işlenmiş gıdalarda vitamin, mineral ve enzim eksikliği bulunuyor.  Aşırı rafine edilmiş ve fast food tarzı gıdalar vücutta alerjik reaksiyonların oluşmasına ortam hazırlıyor; kansere neden olan, bağışıklık sistemini çökerten serbest radikallerin artmasına neden olabiliyor.

Kapalı mekanlarda çalışan kişilerin kendilerini sağlıklı bile hissetseler bazı semptomlara karşı dikkatli olmaları ve beslenme sistemleri konusunda hassasiyet göstermeleri gerekiyor.

Bütün bunların haricinde, tatil günlerinde ve iş saatleri dışında fırsat buldukça yeşil alanlarda, doğal ortamlarda yürümek iş ortamının doğurduğu semptomları gidermek için yararlı olabilir. Ayrıca yaş, kronik hastalık bulunup bulunmaması gibi durumları gözeterek seçilecek egzersizleri yapmak ya da trekking, bisiklet vb. sporları yapmak son derece faydalı. Egzersiz hem vücuttan toksik maddelerin atılmasını sağlıyor, hem zindelik kazandırıyor, hem de bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İş dönüşü alınan ılık bir duş ise -kentlerde yaşayanların toprağa basmaları pek mümkün olmadığından- vücutta biriken statik elektriği azaltıyor. Yapay ışıklar altında çalışanların arada avuç içi ile gözlerini kapatarak rahatlatması, akşamları ayakların altına bir yastık koyarak oturmak da olumsuz etkilerden vücudu koruyan küçük önlemler.

Tüm bunlar uygulansa bile, uzmanlar zaman zaman vücudun detoksifikasyonla (toksin atma programı) temizlenmesi gerektiğini söylüyor. Uygulanacak detoks programı sırasında, en az 10 gün boyunca şeker, et, un, sigara, alkol, çay ve kahveden uzak durularak sadece sebze ve meyveyle besleniliyor. Bol sıvının alındığı bu süre içinde bitki çayları da içilebiliyor. Detoks programı egzersizle desteklendiğinde ve 30 gün uygulandığında ise daha iyi sonuç veriyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>