Radyasyonun zararları

Kanser ve türlerinin dağılımı, artık bilinen sınırların dışına çıkmaktadır. Eskiden belli kanser türlerinin ırk, cinsiyet ve ülkeye göre dağılımları homojen özellikte olmasına karşın, günümüzde daha yaygın bir dağılım gözlenmektedir. Yakın zamana dek akciğer, mide veya lenf kanserleri gibi demografik sabit dağılım özellikleri belli olan kanser türlerinin, gün geçtikçe dünyanın her yerinde ve her insan grubunda görülmeye başlanması, daha çok insanların göç hareketlerine bağlanmıştır. Bu varsayıma göre insanlar başka yerlerde yerleşip lokal şartlara kendi genetik birikimlerini katarak kanser çeşitliliğini artırdılar. Kadın ve erkekler arasındaki kanser sıklığı ve çeşitleri arasındaki farkın kalkmasında ise önemli bir neden olarak kadınların meslek sahibi olmaları ve sosyal hayata daha fazla katılmaları gündeme gelmektedir. Ancak gözden kaçan bir etken daha var. Çevremizde kanserojen olan ve çevreye radyasyon yayan birçok madde vardır. Radyonüklid olarak bilinen bu maddeler, bu radyoaktivitenin dünya çapında yayılmasından da sorumludurlar. Dünya, oluşumundan bu yana 60’ın üzerinde radyonüklidi günümüze kadar taşımıştır.

Radyasyon ve insan ilişkisi

İnsan var olduğu süreden beri doğal radyoaktivitenin etkisi altındadır. Yürürken, nefes alırken, yemek yerken radyasyona maruz kalır ve güneş sisteminden kaynaklanan radyoaktivite insanları etkiler. Dünya, uzay boşluğunda radyoaktif ışınımın etkisindedir. İnsanların yıllık aldıkları radyasyon dozunun %82’si doğal kaynaklıdır.

İnsanların günlük hayatta maruz kaldıkları radyasyonun kaynakları; sırasıyla radon gazı, kozmik (evrende kendiliğinden bulunan) radyasyon, bölgesel, dahili (insan bedeninde doğal olarak bulunan), tıbbi X ışınları, nükleer tıp, tüketilen çeşitli ürünler ve diğer radyasyon kaynaklarının katkılarıdır. Kişi başına radyasyon dağılımı  360 mrem/yıl olacak şekilde bu veriler gösterilmektedir.

Yiyecekler ve radyoaktivite

Her yiyecek bir miktar radyoaktiviteye sahiptir. Yiyeceklerdeki temel radyoaktivite kaynakları potasyum 40 (40K), radyum 226 (226Ra) ve uranyumdur 238 (238U).

İnsan vücudundaki doğal radyasyon

İnsan kimyasal bir yapıdır. Bu yapıda radyonüklidlerin bulunması da şaşırtıcı değildir. 70 kg ağırlığındaki bir erişkin vücutta ortalama olarak; 90 µg. uranyum,  30  µg. toryum, 17  µg. potasyum 40, 31 pg. radyum, 95 µg. karbon 14, 0,06 pg. tirityum ve 0,2 pg. polonyum bulunur. Bu maddelerin vücutta yaydığı doğal bir radyasyon mevcuttur.

Yapı malzemelerindeki doğal radyoaktivite

Her noktada radyoaktivite olduğu gibi, modern yapılarda, bina içinde de bir radyoaktivite vardır. Bu malzemeler içerisinde en çok, uranyum, toryum ve potasyum bulunmaktadır.

Doğal radyasyon

Uranyum’un ışınımıyla oluşan birçok radyonüklidden biri de radon’dur.  Radon asal gazdır. Kimyasal olarak aktif bir gaz değildir. Solunduğunda akciğerlerde kısmen bir değişime uğrar ve akciğerde radyoaktif kalıntılar bırakır. Bunlar toplam alınan radyoaktif doz içerisinde önemli bir bölüm oluşturur. Bundan başka radyonüklidler de vardır. Bunlar arasında  Karbon 14 (C-14) ve Potasyum 40 (K-40) başlıcaları olarak kabul edilirler.

Evdeki radyasyon

Ev ortamında da radyoaktif ışınımlar mevcuttur. Örneğin televizyon ekranından düşük dozda da olsa X ışınımları yayılır. Yangın dedektörleri az da olsa radyasyon yayarlar.

İş ortamında radyasyon

İş dallarına bağlı olarak değişken radyoaktivite ışınımına maruz kalınmaktadır. Bu radyoaktivite her insanın aldığı background (bazal miktar) dozdan farklı olarak ilave dozdadır. Doktorlar, hemşireler, radyologlar, astronotlar, eczacılar ve hava taşımacılığı ile uğraşan kişilerde ilave alınan dozdan bahsedilebilir.

Radyasyonun tıpta kullanımı

Tıpta radyasyon, temel olarak teşhis ve tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Tedavide amaç, hedef tümörün yok edilmesidir ki genellikle kanser hücrelerinden bahsedilir. Bu yöntemde belirlenen bir bölgeye yüksek dozda radyoaktivite uygulanarak hücrelerin dejenerasyonu sağlanır. Teşhis yöntemi olarak ise en yaygın radyasyon kullanımı X ışınlarıdır. Hâlâ geliştirilmekte olan bu yöntemde radyoaktivite geçirmeyen materyallerle değişik kombinasyonlarda görüntüleme sağlanmaktadır. Bu yöntemlerde birkaç yüz mrem teşhis için yeterli olurken, bu dozların onlarca katı, tedavi için gerekli olmaktadır.

Radyasyon ile ilgili temel kavramlar

Radyasyon: Radyasyon yüksek hızlı partiküllerin ve elektromanyetik dalgaların enerjisi olarak değerlendirilebilir. Hergün elektromanyetik dalgaların etkisinde kalınmaktadır. Bu enerjiye örnek olarak görünür ışık, radyo, televizyon dalgaları ile ultraviyole (UV) dalgaları ve mikrodalga verilebilir. Bu tür ışınımlar düşük enerji seviyeleri nedeniyle non-iyonize radyasyon sınıfında ele alınırlar.

İyonize radyasyon: Atomla etkileşime girebilecek kadar güçlü enerji seviyesine sahip atomların meydana getirdikleri etki iyonizasyon olarak adlandırılmaktadır. Yüksek enerjili elektronların atom yakınından geçerken oluşturdukları elektron yörüngesindeki değişimler yada elektronun yörüngesinden çıkması, iyonize radyasyonu başlatır. Gama ışınımı ve nötronlar buna örnek olabilirler.

İyonize olmayan radyasyon: Enerji seviyeleri yeterli değildir. Bu nedenle atomların yörüngesinde meydana gelen değişim, organizma üzerinde büyük bir değişime neden olmaz. Bu tür radyasyona mikrodalga ve görünür ışık örnek olarak verilebilir.

Sağlık fiziği: Radyasyonun uygulama ve korunmasına yönelik interdisipliner bir bilim dalıdır. Bu dalda fizik, biyoloji, kimya, istatistik ve elektronik desteği vardır. Tüm bu dallar radyasyonun hem etkisini, hem de aynı zamanda radyasyondan korunmayı amaçlamaktadır.

Radyoaktivite: Stabil olmayan atomlar tarafından kendiliğinden yayılan ışınıma, radyoaktivite denir.  Burada unstabil atom, elektron enerji seviyeleri ve ışınımdan bahsedilir.

Radyoaktif materyal: Radyoaktif atom içeren materyallere denir.

Radyoaktif bulaşma: Radyoaktif bir materyal tarafından etkileşime girerek ya da radyoaktif materyalin ilgili radyoaktif olmayan materyale bulaşması sonucu meydana çıkan ışınımdır. Sıklıkla insana bulaşma da olmaktadır. Medikal cihazlar da bulaşma tehditi altındadır. Temizlenmek yada arındırmak amacıyla bulaşma önlenebilmektedir.

Radyasyon tipleri

Gamma ışınımı: Gamma ışınları elektromanyetik dalgalardır. Atom çekirdeğindeki fotonlar tarafından yayılmaktadır.

Beta ışınımı: Beta ışınımı çok yüksek hızlı taneciklerdir. Atom çekirdeğinden yayılır ve elektron olarak da adlandırılmaktadır.

Alpha ışınımı: Atom çekirdeğinden yayılır. İki proton ve 2 nötron içermektedir. Buna en iyi örnek elektronsuz Helyum atomudur.

Neutronlar: Kollüsyon ve fizyon tepkimeleri sonucunda yayılırlar. Nötr taneciklerdir. Atomun çekirdeğinden yayılırlar.

X ışınları: X ışınları atom çekirdeğinden yayılmaz. Elektromanyetik dalgalardır. Elektronların enerji seviyelerindeki değişimden bu nedenle ışınım olmaktadır.

Radyasyon dozuna bağlı terimler

İnsan sağlığını direkt genetik materyale (DNA, RNA) zarar vererek tehdit eden radyasyon, onkolojinin temel konularından birinidir. Malign hastalıkların zemininde çevresel faktör yer alabilir. Alınan doz akut veya kronik olabilmekte ve buna göre hasar değişmektedir. Radyasyonun alınmasından sonra çıkan etikiye somatik etki ve genleri bozan etkiye de genetik etki denir. Teratojenik etkiler ise hamilelik esnasında değişikliklere yol açan radyasyon etkisidir.

Stokastik etki: Dozun büyüklüğüne bağlı olmaksızın görülen radyoaktivite etkisine denir. Belirli bir dozu olmadığı gibi hastalandırma olasılığı da rastlantısaldır. Ancak dozun artmasıyla etki de artar. Kanser bu tür etkiye iyi bir örnek oluşturur.

Non-stokastik etki: Non-stokastik etki bütünüyle alınan doza bağlıdır. Etki görülmemesi için alt doz belirlidir. Doza bağlı olarak etki artar. Radyasyona bağlı deri yanması buna örnek teşkil eder.

Ne kadar radyasyon zaralıdır?

Soru basit ancak buna cevap vermek çok kolay değildir. Dozu alanın kendi özelliklerine, dozun alındığı yerdeki riske göre değişkenlik gösterir. Daha önce belirttiğimiz gibi normal bir insan yılda yaklaşık olarak 360 mrem radyasyon almaktadır. Bir ülkede yasal olarak yıllık alınacak olan doz miktarı yılda 5,000 mrem’dir. Bu dozun kısa bir sürede organizmaya uygulandığımızı varsayarsak, akut etkileri görülebilir. Buna kısaca akut doz etkisi de denir. Laboratuvar analizleri sonucunda biyolojik etkinin başladığı doz ise 10,000-25,000 mrem olarak saptanmıştır. 100.000 mrem ve üstü dozlar, tedavi dozları olarak değerlendirilebilirler. Konservatif olarak sıfır doz/sıfır risk olarak görülüyorsa da, düşük miktarlardaki radyasyon dozu risk faktorü içermesine rağmen hücre yenilenmesi ve yüksek risklere karşı bir savunmanın hazırlığını da beraberinde getirmektedir. Çocuklar, fetüs ve embriyo, erişkinler için uygun karşılanan dozlara karşı da çok hassastırlar. Sorunun doğru yanıtı, yüksek doz radyasyonun kişinin durumuna göre de değişmekte olduğudur. 100 mrem civarındaki dozlar bazı durumlarda ve kişinin yaşam şekliyle uyum gösteriyorsa kabul edilebilir sınırlarda olduğu söylenebilir. Bu miktarın yukarısında olan radyasyon dozları sağlık için risk oluşturur.

Radyasyon hastalığı nedir?

Halk tarafından tam olarak bilinmeyen bu hastalık, medyada yanlış olarak verilmektedir. Alınan radyasyonun etkisinden söz edebilmek için hangi sürede ne doz alındığının net bir şekilde ortaya konması gerekir (örneğin mrem olarak). Örneğin doğal alınan doz  0.200-0.300 mrem/yıl  şeklinde hesaplanırken (ya da 200-300 mrem) yaşanan yere göre bu doz değişkenlik göstermektedir. Diğer bir faktör ise zamandır. 100 mrem dozun bir dakikadan az bir sürede alınması ile, bir yılda alınması arasında etki bakımından çok fark vardır. Bilindiği gibi atomdan elektron ayrılmasına neden olan radyasyona, iyonize radyasyon denmektedir. Bu olay insan hücresinde meydana geliyorsa, bu hücrenin ölümüne yol açmaktadır. Doğal radyasyon gibi faktörler nedeniyle hasara uğrayan hücrelerin yerine yenileri gelmektedir. Bu doz uzun bir zamana yayılmış olarak alınmaktadır. Bununla birlikte süreyi kısaltır ve dozu yükseltirsek, vücudun tamir hızı, hücrelerin yıkım hızından daha yavaş olacağından, radasyon etkileri görülmeye başlayacaktır. Radyasyon hastalığı hücre yıkımıyla meydana gelir. Vücutta radyasyona duyarlı hücreler sırasıyla etkileşime girer. Bu hücreler barsak emilim hücreleri, kan beyaz hücreleri ile kırmızı kan yapımından sorumlu kemik iliği hücreleridir. Etkiler, radyasyonun vücudun normal fonksiyonlarını yerine getirmesini engelleyecek miktarda deforme etmesiyle oluşur. Bitkinlik, kusma, suyun emilememesi, ishal temel belirtiler olarak görülür. Radyasyon nedeniyle ölümler, yüksek doz ve kısa zamanla tarif edilir. Radyoaktif sızıntı kazalarından ölümlerde (Çernobil) bu durum net olarak saptanmıştır. Dönüşü olan doz, kısa zamanda 100-250 mrem doza karşılık gelen dozdur.

Radyasyonu hangi yollarla alıyoruz?

Radyoaktivite 3 yolla insan vücuduna etki eder:

1. Radyasyonun gaz olarak solunmasıyla.

2. Radyasyon içeren maddenin ağızdan alınması ya da enjektörle verilmesiyle.

3. Deri yoluyla.

Televizyon seyrederken alınan radyasyonun tehlikesi nedir?

TV seyrederken radyasyon tehlikesi yoktur. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada yıllık televizyon seyretmede alınan doz, 1 mrem olarak saptanmıştır. 1 mrem yaklaşık olarak 1 akciğer röntgeni dozunun 1/10’u kadardır. Ya da bir başka deyişle, doğal alınan radyasyonun 1 günde alınan miktarı, 1 yıllık TV seyretme radyoaktivite dozuna eşittir. Günümüz televizyonlarında düşük voltajın kullanılmasıyla rayoaktivite tehlikesi minimuma inmiştir.

Fakat cep telefonları için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Cep telefonlarının yaydığı radyasyonun insan vücuduna zarar verdiği yeni araştırmalar ve yayınlar tarafından kanıtlanmıştır.

Kaynak: www.who.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>