Ramazan sofraları

Onbir ayın sultanı Ramazan ayı, Türk mutfağının en özgün buluşlarının ve çeşitli tatların vitrini özelliğini de taşır. İftarda ve sahurda düzenlenen sofralar, hem ailenin bir araya geldiği, hem de farklı bir yemek düzeninin oluştuğu kutsal ayın mutluluk dolu zamanlarıdır.

Ramazanda iftar sofraları, bütün aile fertlerini ve dostları bir araya getirir. Genelde yemek iftariyelik olarak, zeytin, beyaz peynir, kaşar peyniri, evde yapılmış ekmek, hurma, reçel çeşitleri, bal, kaymak, tereyağı, sucuk, pastırma, kuru meyve çeşitleri ile başlar.

İftariyeliklerin yanında çay, ayran, şerbet veya limonata servis edilir. Bu yiyeceklerin devamında muhakkak çorba içilir. Çorbadan sonra mönü kimi evlerde soslu et yemeği, börekle devam eder. Kimi evlerdeyse, gün boş mideyle geçirildiği için sossuz et ve daha hafifçe bir mönü tercih sebebidir. Yemeğin sonu tatlı ve taze meyve, meyve salatası, hoşaf veya komposto ile sona erer.

Ramazan yemekleri diğer yemeklerden çok daha farklı hazırlanmaktadır. Tüm aile dostlarının bir araya gelmeleri, uzun süre aç kalmanın doğurduğu psikoloji ile yemeklerin çeşitliliği ve miktar her zamankin mönülerden daha zengin olur.

Eskiden top patlama sesiyle haber verilen oruç açma zamanı, günümüzde iletişim araçlarıyla bildiriliyor. Top sesini duyanlar aile sofralarının töresine uyarak yerlerine otururlar ve oruç açarlardı. Yani bütün günü hiçbir şey yemeden geçirenler ya birkaç yudum suyla, bir zeytinle ya da hurmayla oruç bozarlardı.

Geleneklere göre Ramazan sofralarının ilki olan iftar sofrası iki aşamalıdır. Birinci aşama “iftariye” denilen ilk fasıl, ikincisi de yemeklerin yendiği ikinci fasıldan oluşur. İftariye, açlığın verdiği hızla yemeklerin üstüne atılmayı önlemek üzere tertiplenmiş çerez sofrasıdır bir anlamda. Küçük tabaklarda ve sahanlarda reçeller, peynirler, zeytinler ve benzeri yiyeceklerden teker teker alınır. Bunların yanında fırınlardan yeni çıkmış pideler vardır. İftarın ilk faslı bittikten sonra iftariyelikler kaldırılır. O sıra akşam namazının kılınma sırasıdır. Sonra, yeniden hazırlanmış olan sofranın başına oturulur.

İftar menüsünde börekler, tatlılar, içli pilavlar, kızartmalar, turşular, pideler vs.  baş tacı olarak yerlerini alırlar. Ama uzun süre açlıktan çıkmış bir mideye bir anda yüklenilirse, sindirim sistemi ve kalp yorulur ve tansiyon birden yükselir. İşte bu sebepten dolayı iftar ve sahur yemeklerinde sindirimi kolay, hafif ama vücut metabolizmasını fazla yormayan ve  yararlı olan besinler tercih edilmesinden fayda vardır.

Uzun süre susuz kalındığından ilk iş susuzluğun giderilmesidir. Bol sulu gıdalar tüketilmelidir.

İftar öncesi 2 bardak oda sıcaklığında su ve hafif iftariyelikler tüketildikten sonra ana mönüye kadar 15 dakika ara verilmelidir. Bu sürede beyinden mideye giden açlık uyarıları kontrol altına alınır. Ana mönü ağır yağlı yemekler, kızartmalar, kalorisi yüksek yiyeceklerden uzak hazırlanmalıdır. Az yağlı hafif sebze yemekleri, ızgara ya da fırında etler ve yoğurt, iftar yemeği için ideal besinlerdir. İftardan 2-3 saat sonra bir ara öğünün alınarak Ramazan öncesindeki 3 öğünlük yemek düzenine uyulmasında yarar vardır. Ara öğünde, 1 porsiyon mevsim meyvası, 1 bardak şekersiz bitki çayı (kuşburnu, adaçayı, ıhlamur), 1-2 porsiyon tahıl tüketilebilir.

En önemli öğün: Sahur

Ramazan boyunca dikkat edilmesi gereken öğünlerin başında sahur geliyor. Birçok kişi uykusunun en tatlı yerinde kalkmak istemediği için sahur yapmadan gün boyunca oruç tutmaya çalışıyor. Ya da geceden bir şeyler yiyip öyle yatıyor. Oysa uzmanlar sahurun oruç tutanlar için en önemli öğün olduğunu belirtiyor. Özellikle yazın en sıcak zamanlarına denk gelen bu Ramazanda sahura kalkmama alışkanlığı olanların bu alışkanlığından vazgeçmesi gerekiyor. Çünkü oruç tutulan zaman uzun. Sıcaklarda aç ve susuz geçirilen zamanın mümkün olduğu kadar az tutulmasında fayda var. Bu nedenle sahura kalkmak çok önemli. Sahurda hazmı kolay besinleri tercih edilmesi öneriliyor. Bir tost, fazla yağlı olmayan börek tarzı yiyecekler, yoğurt ve 1 veya 2 porsiyon meyve ideal sahur sofrası için uygun bir seçenek olabilir. Bağırsak tembelliğini önlemek için de yeterli miktarda posalı ya da lifli besin alınması gerekiyor. Bu nedenle uzmanlar tarafından tam tahıllı (kepeğinden ve özünden ayrıştırılmamış) ekmeklerin ve taze sebze-meyve tüketiminin artırılması tavsiye ediliyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>