Sağlığımızın sinsi düşmanı: Sigara

Türkiye’de sigara içimine bağlı hastalıklar nedeniyle her yıl yaklaşık 100 bin kişi yaşamını kaybediyor. Türkiye, 22 milyon tiryaki ve 20 milyon da pasif içiciyle sigara tüketiminde önde gelen ülkelerden biri. Bu oran erkeklerde yüzde 62, kadınlarda yüzde 25 dolayında. Yine Türkiye’de her yıl 30-40 bin kişi akciğer kanserine yakalanıyor. Bronşitin yüzde 75’i, kalp hastalıklarının ise yüzde 25’i sigaradan kaynaklanıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın birinci basamak sağlık hizmeti veren yerlerde çalışan doktorlara yönelik hazırladığı “Tanı ve Tedavi Rehberi”ne göre, sigara kullanımı, dünyada en önemli “önlenebilir erken ölüm nedenleri” arasında yer alıyor.

Sigaranın sağlığa zararları, içildiği andan itibaren başlar, ağız, dil, boğaz, yemek borusu, nefes boruları, akciğerler ve mideye doğrudan ulaşır. Sigara dumanının içinde bulunan zararlı maddeler de, saniyeler içinde kalp, beyin, kan damarları, böbrekler, mesane gibi pek çok organa ulaşır, zarar verir. Sigaranın her nefesinde 4 bin çeşit kimyasal madde ciğerlere çekilir. Nikotin vücuda ilk girdiğinde beyin ve sinir sistemini uyarır, ancak sonraki alışlarda beyin ve sinir sistemi üzerinde baskılayıcı ve uyuşturucu etkisi gösterir.

Bağımlılığın dereceleri var
Sigara, tiryakilerde fiziksel ve psikolojik bağımlılıklara yol açan bir madde. Fiziksel bağımlılığın derecesi, doktorlar tarafından uygulanacak “nikotin bağımlılık testleri” ile tespit edilebiliyor. Ancak bu testlerin uygulanmasından önce, doktorun hastanın sigara içme durumunu tespit etmesi ve bunu belgelemesi gerekiyor. Ayrıca doktorun, hastanın sigara bırakma isteğini değerlendirmesi ve motive etmesi de gözden kaçırılmaması gereken önemli bir ayrıntı. Her nikotin bağımlısının, ısrarlı ancak kişiye özel bir yöntemle sigarayı bırakmaya teşvik edilmesi ve bunun sağlık ve sosyal yanlarına da işaret edilmesi gerekiyor. Örneğin evde bir çocuğun bulunmasının, sigarayı bırakmak için bir caydırıcılığı olduğuna önemle değinilmeli. Bunlar yapılırken, doktorun hastanın sigarayı bırakma konusundaki endişelerini de anlaması ve sigaraya tekrar başlama konusunda da öngörülü olması gerekiyor.

Gebelikte sigara kullanımı
Sağlıklı bir gebelik dönemi geçirebilmek için ilk şart sağlıklı olmaktır. Ancak sağlığı yalnızca bedensel sağlık olarak anlamamak, konunun psikolojik yanını da birlikte ele almak gerekir.

Anne adayı, yalnızca kendi sağlığından değil başka bir canlının sağlığından da sorumludur. Bu nedenle normal yaşantısına oranla çok daha fazla dikkatli ve planlı davranmak durumundadır.

Bebek anne karnındaki ilk aylardan itibaren annenin duygularını hisseder, annenin olaylara bakışı olumsuz ve karamsarsa bebek de olumsuz etkilenir. Yaşama karamsar bir bakış açısıyla yaklaşma, olayları olumsuz yanından ele alma gibi alışkanlıkları olan gebelerin hem kendi sağlıkları hem de bebeğin sağlığı için bu alışkanlığı değiştirmesinde, olaylara olumlu yaklaşmaya çalışmasında yarar vardır.

Anne adayının kendini tam anlamıyla sağlıklı hissedebilmesi için sigaradan uzak durması şarttır. Gebelik gibi önemli ve hassas bir dönemde sigara kullanılmaması yalnızca fiziksel değil, ruhsal sağlık açısından da önemlidir. Sigara strese ve depresyona karşı kurtarıcı olarak bilinir, ancak araştırmalara göre, yaygın kanının aksine sigara depresyonu tetikliyor.

Gebelikte sigara kullanımının getirdiği riskler
1. Düşük riski artar.
2. Erken doğum riski artar.
3. Su kesesinin erken açılması riski artar.
4. Düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme riski artar.
5. Gebelikte kanama riski artar.
6. Bebeğin karında ya da yenidoğan döneminde ölme riski artar.
7. Solunum problemleri nedeniyle ıkınmada sorunlar ortaya çıkar. Buna bağlı olarak vakum ve sezaryenle doğum riski artar.
8. Bebeğin damak ve dudak yarıklarıyla doğma riski artar.
9. Bebeğin fiziksel ve beyinsel gelişimi engellenir. Çocukta zekâ geriliği görülme riski artar.
10. Lohusalıkta süt miktarı azalır.
11. Sütteki C vitamini ve bebeği besleyici etkileri azalır.
12. Bebeğin yakınında sigara içilmesi bebekte pnömoni ve bronşit riskini artırır.

Bütün bu risklerden kurtulmak için en ideali gebelik planlamaya başlandığı andan itibaren sigarayı bırakmaktır. Planlı olmayan bir gebelik durumunda da “bebek nasıl olsa zarar gördü” düşüncesine kapılmamak gerekli. Gebeliğin fark edildiği andan itibaren sigarayı bırakmanın hem anne adayına hem de bebeğe büyük faydaları var. Ayrıca pasif içici olmamak için sigara içilen ortamlardan uzak kalmakta fayda var.

Bebeğin doğumundan sonra, emzirme döneminde de sigara içilmemesi gerekiyor. Anne ve babaların bebeğin bulunduğu ortamda sigara içmemeleri, başkalarının içmelerine izin vermemeleri çok önemli.

Sigaranın en sık rastlanan zararları:
• Kan dolaşımını yavaşlatarak ereksiyon sorunlarına ve iktidarsızlığa yol açıyor.
• Cilt hücrelerine oksijen ve besin gitmesini önlüyor ve ağız civarında dikey kırışıklıklara yol açıyor.
• Sigara tiryakilerinde erken yaşlarda diş kaybı daha çok görülüyor. Ayrıca dişlerde leke meydana getirerek nefesin kötü kokmasına yol açıyor.
• Sigara içenler içmeyenlere göre daha az koku alıyor.
• Kemik yoğunluğunu azaltarak, osteoporoz hastalığına yol açıyor. Sigara içenlerde kalça kırılmalarına daha çok rastlanıyor.
• Depresyonu tetikliyor.
• Alyuvarların vücuda taşıdığı oksijeni engelleyerek, kalp hastalıkları ve inmeye neden oluyor.

Sigarayı bıraktıktan sonra vücutta neler oluyor?
Sigarayı bırakmanın etkisi vücutta 20 dakika içinde hissedilebiliyor. Sigarayı bıraktıktan sonra vücutta şu değişiklikler oluyor:
20 dakika sonra: Kan basıncı ve kalp hızı normale döner. Eller ve ayaklar, dolaşım normale döndüğü için ısınmaya başlar.
8 saat sonra: Kanda oksijen düzeyi normale döner. Kalp krizi riski düşmeye başlar.
24 saat sonra: Karbonmonoksit vücuttan atılır. Akciğerlerdeki balgam ve diğer birikimler temizlenmeye başlar.
48 saat sonra: Nikotin vücutta artık saptanamaz. Tat ve koku alma duygusu gelişmiştir.
72 saat sonra: Solunum yolları gevşediği için nefes almak kolaylaşır. Vücut enerjisi artar.
12 hafta sonra: Dolaşım bütün vücutta düzelir. Yürümek kolaylaşır.
3-9 ay sonra: Öksürük, nefes darlığı düzelir. Akciğer işlevi yüzde 5-10 oranında artar.
5 yıl sonra: Kalp krizi riski, sigara içenlerin taşıdığı riskin yarısına iner.
10 yıl sonra: Akciğer kanseri riski, sigara içenlerin taşıdıkları riskin yarısına iner. Kalp krizi riski, hiç sigara içmemiş biri ile eşit olur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>