Sağlıklı beslenmek isteyenlerin adresi: Akdeniz mutfağı

Sağlıklı bir yaşam sürdürmede sağlıklı beslenmenin ne kadar büyük önem taşıdığı artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. Sağlıklı beslenmeyi bir yaşam tarzı olarak benimseyen kişilerin, beslenmelerine dikkat etmeyen ya da geçici diyetler ve perhizler uygulayanlara göre çok daha az sağlık riski taşıdıklarını gösteren pek çok araştırma mevcut.
Sağlıklı beslenmenin bir yaşam biçimi olarak sürdürülmesi, benimsenen mutfak kültürünün sağlıklı beslenme için uygun olması sayesinde çok daha kolay uygulanabilir hale geliyor. Akdeniz tarzı beslenme, damak tadına hitap eden yemekleri barındırması, zengin yemek çeşitliliği ve aynı zamanda sağlıklı olması nedeniyle, beslenmenin bir yaşam biçimi haline getirilmesi için ortaya atılan önerileri neredeyse birebir karşılayan bir formül haline geldi.


Yapılan bazı araştırmalar Akdeniz tarzı beslenmenin, şişmanlığa yol açmayan, kansere karşı koruyucu, kalp ve damar sağlığını koruyan ve parkinson, alzheimer vb. zihinsel rahatsızlıklara yol açmayan bir beslenme biçimi olduğunu kanıtlıyor. Akdeniz tarzı beslenen toplumlarda sözü edilen rahatsızlıklara daha seyrek rastlanıyor.
Beslenme tarzı farklılıklarının sağlık açısından ne gibi farklar yaratabileceği uzmanlar tarafından eskiden beri araştırılıyor. 1950′lerin sonunda 7 ayrı ülkedeki kalp hastalıkları ve ölüm oranlarını araştıran çalışmada, Yunanistan ve İtalya’da, yüksek tansiyon, kolesterol gibi unsurlarda büyük farklılıklar olmamasına rağmen kalp rahatsızlıkları nedeniyle ortaya çıkan ölümlerin Finlandiya ve ABD’ye göre çok daha düşük olduğu gözlemlendi. Bu değişikliğin Akdeniz tarzı beslenmeden kaynaklanıyor olabileceği görüşü ortaya atıldı. Daha sona OECD’nin desteğiyle yapılan 20 yıl süren bir araştırmanın sonuçları, et ve süt ürünlerinden kaynaklanan doymuş yağların daha fazla tüketildiği ülkelerde kalp hastalıkları nedeniyle ölümlerin daha fazla olduğu ortaya çıktı.
2008 yılında İngiliz tıp dergisi British Medical Journal’da yayınlanan geniş kapsamlı bir araştırma Akdeniz diyetinin sağlık için uygunluğunu bir kez daha kanıtladı. Çalışma, 40 yılı aşkın süredir Akdeniz diyetiyle ilgili dünya çapında yapılmış, toplam 1,5 milyon insanı kapsayan 12 ayrı araştırmanın sonuçlarını sentezleyerek yapıldı.
Kalp ve damar hastalıkları olmayan insanların 10 yıl süreyle izlendiği çalışmada Akdeniz tarzı beslenen kişilerin kalp ve damar hastalıkları, kanser, Parkinson ve alzheimer hastalıkları yönünden korunduğu saptanıyor. Akdeniz diyetini benimseyenler, diğer katılımcılara göre kalp ve damar hastalıklarında %9, Parkinson ve alzheimer hastalıklarında %13 ve kanserde %6 oranında daha az belirti taşıyor.

Akdeniz tarzı beslenme nedir?
Akdeniz coğrafyası oldukça fazla ve çeşitli kültürleri birarada barındırıyor. Akdeniz mutfağını tam olarak tarif etmek ve Akdeniz coğrafyasında yer alan ülkelerde yaşayan herkesin bu beslenme biçimini birebir uyguladığını iddia etmek zor. Çeşitli Akdeniz ülkelerinin arasında bölgesel farklar da yaşanabiliyor. Ancak bütün bu farklılıklara rağmen Akdeniz’e kıyısı bulunan kültürlerin mutfaklarında ortak bazı özellikleri tespit etmek mümkün. Akdeniz ülkelerinde; meyve, sebze, baklagiller ve tahılların ağırlıklı olarak kullanıldığı, zeytinyağının temel yağ olarak tercih edildiği, kırmızı etin az, balığın fazla tüketildiği, süt ürünlerine nispeten daha az yer verilen bir beslenme tarzı hakim.
Dünyadaki zengin mutfaklar arasında sayılan Türk mutfağının hakim özellikleri de Akdeniz beslenme biçimine uygun. Türk mutfağı, çevredeki pek çok kültürden ve yerel mutfaklardan beslendiği için bazı bölgelerimizdeki mutfak kültürü Akdeniz beslenme biçiminin dışına da taşabiliyor. Ancak ülkemizde, özellikle Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yerleşik mutfak kültürünün Akdeniz beslenme biçimine uygun olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Sofrada doymuş yağ ve ete az yer veren, su ürünleri, baklagiller ve tahıllara fazla yer veren, bu nedenlerden dolayı Akdeniz diyetine benzer özelliklere sahip olan Japon mutfağı da dünyadaki sağlıklı mutfaklar arasında sayılıyor. Japonya, yaşam beklentisi ve kronik hastalıklardan ölüm hızı yönünden dünyanın diğer ülkelerine göre avantajlı ülkeler arasında yer alıyor.

Akdeniz mutfağının genel özellikleri
Uzmanlar tarafından tavsiye edilen, “beslenme piramidi” olarak da anılan beslenme biçimi, Akdeniz kültürlerinde hakim olan beslenme biçimiyle oldukça uyumlu. Beslenme piramidinin temelinde tahıllar bulunuyor. Onun ardından en çok tüketilen gıdalar meyve ve sebzeler. Daha küçük dilimlerde et ve süt ürünleri bulunuyor, bu et ve süt ürünlerinin daha seyrek tüketilmesinin önerildiği anlamına geliyor. Piramidin en küçük diliminde ise yağlar bulunuyor. Piramit, Akdeniz ülkelerinde yaygın olan beslenme biçimine oldukça uygun bir beslenme biçimi öneriyor. Akdeniz mutfağında, besin piramidinde sayılan besin grupları içerisinde ağırlıklı olarak tercih edilenler ve edilmeyenler var. Örneğin yağlar içerisinde en sağlıklı yağ olarak kabul edilen zeytinyağı, et ürünleri içerisinde sağlığa yararları açısından çok daha önde olan balık, Akdeniz mutfağında kendi grubundaki gıdalar arasında daha fazla tercih ediliyor. Bu durum da Akdeniz mutfağının sağlıklı kabul edilmesini sağlayan özellikleri arasında sayılıyor.
Zeytinyağıyla pişirilen sebze yemeklerinin ve doğadan toplanan otlardan yapılan yemeklerin Akdeniz mutfağındaki yeri oldukça fazla. Çiğ sebzelerden ve otlardan yapılan salataları da unutmamak gerekiyor. Bu yemeklerde kullanılan sebzeler ve doğal otlar, içeriğinde bulunan antioksidanlar ve diğer mineral maddeler sayesinde başta kanser olmak üzere pek çok hastalığa karşı koruyucu özellik taşıyor.
Akdeniz mutfağının bir diğer temel taşı olan zeytinyağının yararlarını da unutmamak gerekiyor. Zeytinyağının kalp sağlığı üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu eskiden beri biliniyor. Kötü kolesterolü düşürerek kalp sağlığını koruyan zeytinyağı, mide tarafından da iyi tolere ediliyor. Gastrik asit salgısını azalttığı için ülser tedavilerinde, ilaç kullanımının yanısıra zeytinyağı da öneriliyor. Zeytinyağının içeriğinde bulunan linoleik asit ve E vitamini sayesinde yaşlanmayı geciktirdiği de biliniyor.
Büyük şehirlerdeki hızlı yaşam mutfak alışkanlıklarımızı da hızla değiştiriyor. Marketten alınan ve çabuk pişirilen hazır gıdalara ve fast-food tarzı hızlı beslenmeye her geçen gün biraz daha fazla mahkûm oluyoruz. Ancak beslenme tercihlerimiz değiştikçe sağlıklı yaşamdan da giderek uzaklaşıyoruz. Bu nedenle içinde yaşadığımız coğrafyanın bize sunduğu mutfak kültürünün zenginliklerini bu kadar kolay terketmememiz gerekiyor. Bu sayede hem damak tadımızı ve mutfak kültürümüzü, hem de sağlığımızı korumuş olacağız.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>