Sigara bağımlılığının sosyoekonomik yönü

Tüm dünyada yaklaşık 1 milyar kişi sigara içmektedir. 2025 yılına kadar bu rakamın 1.6 milyarın üstüne çıkması beklenmektedir.

Günümüzde, çok az sayıda kişi, sigaranın insan sağlığı üzerinde global ölçekte oluşturduğu zararı tartışmaktadır. Ancak yönetimlerin çoğu müdahalede bulunmalarının zararlı ekonomik sonuçlar doğurabileceği endişesiyle daha yüksek vergi uygulanması, reklam ve promosyonlara kapsamlı yasaklar getirilmesi ya da halka açık yerlerde sigara içilmesinin kısıtlanması gibi sigara içilmesini kontrol altına almaya yönelik önlemlerden kaçınmıştır. Örneğin bazı politika belirleyicileri, sigara fiyatlarının düşürülmesinin binlerce kişinin işsiz kalmasına yol açacağından, daha yüksek tütün vergilerinin hükümetin yıllık gelirinin düşmesine neden olacağından ve fiyatların yükselmesinin sigara kaçakçılığını artıracağından korkmaktadır. Oysa tütün talebini azaltan politikalar, ülkelerin büyük çoğunluğunda uzun süreli iş kaybına neden olmayacaktır. Tütün vergisinin artırılması vergi gelirlerini artırmayacak, tersine, gelir orta vadede tırmanışa geçecektir. Özetle bu tür politikalar ekonomilere zarar vermeksizin, sağlık açısından daha önce benzeri görülmemiş yararlar sağlayabilir.

Güncel eğilimler

Tüm dünyada yaklaşık 1.1 milyar kişi sigara içmektedir. İki bin yirmi beş yılına kadar bu rakamın 1.6 milyarın üstüne çıkması beklenmektedir. Yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde sigara içme oranı uzun zamandan beri genel bir inişe geçmiş olmakla birlikte bazı gruplarda artış trendi sürmektedir. Buna karşılık düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerde sigara tüketimi artmaktadır. Sigara ticaretinin daha serbest hale gelmesi bu ülkelerde son yıllarda ortaya çıkan tüketim artışına katkıda bulunmuştur. Sigara içenlerin çoğu sigaraya genç yaşta başlamaktadır. Gelir düzeyi yüksek ülkelerde her 10 kişiden sekizi 13-19 yaş arasında sigaraya başlamaktadır. Düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerde sigara içenlerin çoğu sigaraya yirmili yaşların başlarında başlarken, bu ülkelerde sigaraya başlamanın tepe yaşı küçülmektedir. Günümüzde bu ülkelerde yoksulların sigara içme eğilimi zenginlere göre daha fazladır.

Sigara kullanımı sağlık üzerinde iki yönlü zarar getirir. Birincisi sigara içen kişi hızla nikotine alışkanlık kazanır. Nikotinin alışkanlık yapıcı özellikleri açıkça gösterilmiştir; ne var ki tüketici tarafından olduğunun altında tahmin edilebilir. ABD’de lise son sınıf öğrencilerinde yapılan çalışmalar, sigara içen ve sigarayı beş yıl içinde bırakacağına inananların beşte ikisinden azının gerçekten bırakabildiğini göstermektedir. Yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerdeki sigara içen her 10 erişkinden yedisi sigaraya başladıklarına pişman olduklarını ve bırakmak istediklerini ifade etmektedir. Ancak bırakmaya yönelik bireysel çabaların başarı oranı düşüktür, bırakma programlarının yardımı olmaksızın deneyenlerin yaklaşık yüzde 98’i sonraki bir yıl içinde sigaraya yeniden başlamaktadır.

Sigara yıkıcı ve kısıtlılık oluşturan hastalıklara neden olmaktadır ve diğer riskli davranışlar ile karşılaştırıldığında, erken ölüm riski son derece yüksektir. Uzun süreden beri sigara içenlerin yarısının ölüm nedeni tütüne bağlı olacak ve bunların da yarısı üretkenlik çağı olan orta yaş döneminde kaybedileceği için beklenenden 20-25 yıl daha az yaşayacaklardır. Sigara ile ilişkili hastalıklar iyi bilinmekte olup akciğer ve diğer organların kanserlerini, iskemik kalp hastalığını, amfizem gibi solunum sistemi hastalıklarını içermektedir. Tüberküloz prevalansının yüksek olduğu bölgelerdeki sigara içen kişiler bu hastalık nedeniyle ölen sigara içmeyen kişilere göre daha fazla risk altındadır.

Yoksullar zenginlere göre sigara içmeye daha yatkın oldukları için sigara ile ilişkili erken ölüm riskleri daha fazladır. Yüksek ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerin en düşük sosyoekonomik düzey grubunda yer alan erkeklerde orta yaş döneminde ölüm riski, en yüksek sosyoekonomik düzey grubunda yer alanların riskinin yaklaşık iki katıdır ve sigara bu risk artışının en azı yarısından sorumludur.

Sigara sigara içmeyenlerin de sağlığını etkiler. Sigara içen annelerin bebekleri, sigara içmeyenlerinkilere göre daha düşük doğum ağırlığına sahiptir. Bu bebeklerde solunum sistemi hastalığı ve ani bebek ölümü sendromuna bağlı kaybedilme riski de daha yüksektir. Sigara içmeyen erişkinlerde, başkalarının içtiği sigaranın dumanına maruz kalma nedeniyle ölümcül ve kısıtlılığa yol açan hastalık riski az da olsa artmıştır.

Sigara içenler riskleri biliyor ve bedeli üstleniyorlar mı?

Bir ekonomi teorisine göre; tüketicilerin paralarını mal ve hizmet almak için nasıl harcayacaklarına genellikle en iyi karar veren kişiler olduğu kabul edilir. Tüketici hakimiyetine ilişkin bu prensip belli varsayımlara dayanmaktadır. Bunlardan ilki tüketicinin, satın almanın maliyet ve yararını tartarak, bilgilendirilme sonucu mantıklı seçimler yapması; ikincisi ise seçimin bedelini bütünüyle üstlenmesidir. Tüketicilerin hepsi riskleri bilip bedeli üstlenerek bu varsayımları uygulamaya geçirdiğinde, kuramsal olarak toplum kaynakları olabildiğince verimli biçimde tahsis edilebilir.

Sigara içenler sigaradan keyif alma ve yoksunluğun engellenmesi gibi yararlar sağladıklarını hissetmekte ve bunları kendi seçimlerinin kişisel bedeline karşı tartmaktadır. Hissedilen yararlar bu şekilde tanımlandığında bedele ağır basmaktadır; aksi takdirde sigara içenler sigaraya para harcamayı düşünmeyeceklerdir. Ancak sigara içme seçimi göründüğü kadarıyla diğer tüketim ürünlerinin satın alınmasından üç açıdan farklılık gösterir.

Birincisi sigara içen birçok kişinin seçimlerinin beraberinde getirdiği yüksek hastalık ve erken ölüm riskinin tam anlamıyla bilincinde olmadığına dair kanıtlar bulunmaktadır. Düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerde sigara içen pek çok kişi bu risklerden haberdar olmayabilir. İkinci olarak sigara içmeye genellikle ergenlik çağında ya da erişkinliğin erken dönemlerinde başlanır. Gençler kendilerine bilgi verildiğinde bile bu bilgiyi her zaman doğru kararlar almak için kullanma kapasitesine sahip değildirler. Gençler erişkinlere göre sigara içmenin sağlık açısından taşıdığı riskin daha az bilincinde olabilirler. Üçüncü olarak, sigara içilmesi sigara içmeyenlere de bir bedel yüklemektedir. Bedelin bir bölümünün diğerleri tarafından üstlenildiğini bilmek, sigara içenler için bedelin bütününü üstlenmeleri durumunda içeceklerinden daha fazla sigara içmelerini sağlayan itici bir güç oluşturabilir. Sigara içmeyenlerin üstlendiği bedel, çevredeki tütün dumanına maruz kalmaya bağlı rahatsızlıkların yanısıra sağlığa verilen zararı içermektedir.

Yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde sigara içme ile ilişkili sağlık hizmetlerinin maliyeti, toplam yıllık sağlık hizmetleri maliyetinin yüzde 6-15’ini oluşturmaktadır. Sağlık hizmetlerinin bir ölçüde genel kamu vergisi tarafından karşılanması halinde, sigara içmeyenler içenlerin maliyetinin bir bölümünü üstlenecektir. Sigara içenlerin çoğunun seçimlerinin getirdiği risklerin tümüyle bilincinde olmaları ya da bedelin tamamını üstlenmeleri pek olası gözükmemektedir. Bu nedenle yönetimler, birincil olarak çocukların ve ergenlerin sigara içmesini engellemek ve sigara içmeyenleri korumak, ama aynı zamanda erişkinlere seçim yapabilmeleri için gereksinim duydukları bütün bilgileri vermek amacıyla müdahalede bulunmak gerektiğini düşünebilirler.

Tütün talebini azaltmaya yönelik önlemler

Gelir düzeyi farklı ülkelerden elde edilen kanıtlar sigara fiyatlarındaki artışın talebi azaltma konusunda oldukça etkili olduğunu göstermektedir. Fiyat artışı sigarayı bırakıp da yeniden başlayanların sayısını ve içmeye devam edenlerin tükettiği sigara miktarını da azaltmaktadır. Bir paket sigara fiyatının ortalama yüzde 10 oranında artmasının, talebi yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde yaklaşık yüzde 4, daha düşük gelirin insanları fiyat değişikliklerine karşı daha duyarlı hale getirdiği düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerde yaklaşık yüzde 8 oranında azaltması beklenebilir. Çocuklar ve ergenler fiyat değişikliklerine erişkinlerden daha duyarlı oldukları için bu girişimin onlar üzerinde önemli bir etkisi olacaktır.

Reel sigara fiyatlarını tüm dünyada yüzde 10 oranında yükselten vergi artışlarının 10 milyon ölümün engellenmesini sağlayabileceği düşünülmektedir. Fiyat artışı, diğerlerinin sigaraya başlamasını da engelleyecektir. Günümüzde yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerde vergiler, bir paket sigaranın perakende fiyatının ortalama üçte ikisi ya da daha fazlası kadardır.

Talebi azaltmaya yönelik diğer önlemler

Yönetimler fiyatı artırmanın dışında bir dizi etkili yöntem de uygulamıştır. Bunlar, tütün reklamları ve promosyonuna yönelik kapsamlı yasaklar, bilgilendirme ile ilgili olarak kitle iletişiminin kullanıldığı sigara karşıtı reklamlar, dikkat çekici sağlık uyarı etiketleri ve sigara içmenin sağlık üzerindeki etkileri ile ilgili araştırma bulgularının yayınlanıp dağıtılmasının yanı sıra, iş yerleri ve halka açık yerlerde sigara içilmesine yönelik kısıtlamaları içermektedir.

Sigara içilmesinin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli yeni bilgiler veren araştırmaların sonuçlarının yayınlanması gibi “bilgi şokları” talebi azaltır. Bunların etkisinin en fazla olduğu durum, toplumun sağlık riskleri konusundaki genel bilinç düzeyinin göreceli düşük olmasıdır. Yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerdeki ekonometrik çalışmalara göre, reklam ve promosyonlar üzerindeki kapsamlı yasaklar, talebi yaklaşık yüzde 7 oranında azaltabilmektedir.

Nikotin replasmanı ve sigarayı bırakmaya yönelik diğer tedaviler

Üçüncü bir girişim, sigarayı bırakmak isteyenlere nikotin replasman tedavisi (NRT) ve diğer tedavileri sunarak yardımcı olmaktır. NRT sigarayı bırakma çabalarının etkinliğini belirgin olarak artırır ve bireylerin yoksunluğa bağlı olarak ödediği bedeli azaltır. Buna karşın birçok ülkede NRT bulunmamaktadır. NRT’nin, daha yaygın olarak kullanılabilmesi durumunda talebi azaltabileceği düşünülmektedir.

Hareket planı ne olmalı?

Her toplum, bireysel seçimleri ilgilendiren politikalar hakkında kendi kararını alır. Politikaların çoğu gerçekte yalnızca ekonomik kriterlere değil, bir kriterler karışımına dayanır. Toplumların çoğu, tütünün neden olduğu hastalık ve erken ölüm yükünün getirdiği ölçülemeyen acıları ve duygusal kayıpları azaltma arzusundadır. Halk sağlığını geliştirme arayışı içinde olan politika belirleyicisi için de tütün kontrolü çekici bir seçenektir. Bu denli büyük bir hastalık yükünde ortaya çıkan orta dereceli azalmalar bile sağlık açısından anlamlı düzeyde kazanç getirecektir.

Bazı politika belirleyicileri girişimde bulunmak için en geçerli nedenin çocukları sigara içmekten uzak tutmak olduğunu düşünecektir. Ancak yalnızca çocukları korumayı hedefleyen bir strateji pratik değildir ve halk sağlığına uzun yıllar anlamlı bir fayda sağlamayacaktır. Önümüzdeki 50 yıl içinde gerçekleşmesi beklenen tütün ile ilişkili ölümlerin çoğu, bugün sigara içmekte olan insanlarda ortaya çıkacaktır. Bu nedenle orta vadede sağlık açısından fayda sağlamayı planlayan resmi yönetimler, erişkinlerin de sigarayı bırakmasına yardımcı olacak daha geniş kapsamlı önlemlerin alınmasını düşünmelidirler.

Kaynak

Epideminin Önüne Geçmek, Resmi Yönetimler ve Tütün Kontrolünün Ekonomisi, Dünya Bankası, Washington, ABD.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>