Sivilceler ve tedavisi

Çoğu kişide gençlik veya ergenlik döneminde birkaç sivilce çıkar. Tıp camiasında “akne” olarak anılan sivilceler ergenlik ve gençlik dönemiyle sınırlı kaldığında normal kabul edilir. Ancak bazı bireylerde ağır ve uzun süreli bir hastalık gelişir. Bu kişilerde akne fiziksel, sosyal ya da kültürel yetişme tarzına bağlı olmaksızın ortaya çıkar. Yağ bezlerinin tıkanmaya duyarlı olması (siyah noktaların ve beyaz başlı noktaların oluşumu) ve dışarı açılma eğilimi göstermesi (sivilce oluşumu) kalıtsaldır. Yağ bezleri çocukluk çağında aktif değildir ve ergenlik döneminde gelişir. Bu durum ergenlik çağında yüzün neden daha yağlı ve gözeneklerin neden görünür hale geldiğini (gözenek büyüklüğü yağ bezinin büyüklüğü ile ilişkilidir), dolayısıyla aknenin neden ortaya çıktığını açıklar. Gözenek büyüklüğü değiştirilemez; masaj, sauna ya da kozmetiklerden etkilenmez.

Sivilce neden oluşur:

1. Stres, hastalık ya da yorgunluk.

2. Güneş ışığı: Güneşe maruz kalma akneyi bazen olumlu etkileyebilir. Ancak bazı bireylerde (özellikle güneşten kolay yananlarda) kötüleşmesine neden olur.

3. Hormonal değişiklikler: Adet döngüsüne bağlı olarak aknede hafif alevlenmeler sık görülür. Gebelikte akne genellikle düzelir. Doğum kontrol ilaçları östrojen içeriğine bağlı olarak aknede düzelme sağlayabilir ya da etki göstermez.

4. Kozmetikler: Daha önceleri bazı kozmetiklerdeki belirli maddeler gözenek duvarlarının tahrişine neden olarak akneyi kötüleştirmekteydi. Bu maddeler artık kozmetiklerde kullanılmamaktadır ve günümüzde bütün kozmetiklerin aknede güvenle kullanılabileceği düşünülmektedir. Kozmetiğin kıvamı akneyi etkilemez ve yoğun yağ gözenekleri “tıkamaz”.

Sivilce oluşumunu etkilemeyen faktörler:

1. Diyet. Çikolata, “abur cubur yiyecekler”, yağlı besinler, vitaminler ve mineraller

2. Temizlik

3. Cinsel aktivite

Temel sorun siyah noktalar ve tıkanmış gözenekler

Siyah noktalar ya da gözenek tıkaçları aknedeki temel sorundur. Gözeneği döşeyen hücrelerin oluşturduğu ölü deriden oluşur. Tıkacı meydana getiren kir ya da sertleşmiş yağ değildir. Silinerek temizlenmeyecek kadar derinde bulunurlar. Oluşumları yıkama ile engellenemez.

Sivilce; yağ bezinin, kıl kökünün ya da her ikisinin dışarı açılmasına karşı gelişen doku reaksiyonun ortaya çıktığı iltihaplı alandır. Kıl kökü tıkaç oluşumu nedeniyle en azından kısmen dışarı açılır olur. Sivilcelerde bakteri bulunabilir. Ancak bu gerçek bir enfeksiyon değildir ve yüze kirli parmaklarla dokunma sonucu gelişmez.

Hasar oluşumu ciltteki ağır iltihabın doğal sonucudur. Nedeni koparma alışkanlığı değildir. Ancak sivilceyi koparmak iltihabı kötüleştirerek hasar gelişmesi olasılığını artırabilir. Koparmaya en duyarlı sivilceler, üzerinde iltihap içeren bir baş olmayan koyu kırmızı yumrulardır. Bu sivilcelerin akacakları herhangi bir yer yoktur ve hassastırlar. Bu yüzden oynanmaları daha fazla dışarı açılmalarına ve dokudaki iltihabın artmasına neden olur.

Tedavi sabır gerektiriyor

Sivilce için kesin “şifa” sağlayan bir tedavi yöntemi yoktur. Ancak modern tedaviler sivilceyi zaman içinde kendiliğinden geçene kadar kontrol altında tutabilir. Doktorunuz size en fazla yarar sağlayacak, yan etkileri en az olan tedavileri seçecek, kaydedilen ilerlemeyi izleyecek ve tedaviye alınan yanıt değişirse tedavinizi değiştirecektir.

Hekimler tarafından verilen kortizon tedavileri dışında akne tedavilerinin hepsi temelde yeni sivilce oluşumunu engelleyerek etki gösterir. Mevcut sivilcelerin iyileşmesini hızlandırmaya fazla katkıları olmaz.

Sıradan sabunlar, özel akne sabunları ya da cildi soyucularla aşırı yıkamanın akne üzerinde pek az etkisi vardır. Bu uygulama daha çok ciltte kurumaya, çatlamaya ve tahrişe yol açar. Dolayısıyla akne kremleri ya da losyonları daha fazla yanmaya ve tahrişe neden olur. Hafif bir sabunla günde bir iki kez yıkamak en iyisidir. Gün içinde yüzün bazı bölgelerinin yağlandığı hissediliyorsa bu bölgeler alkol ve su içerikli hafif bir losyonla silinebilir.

Aknede en sık kullanılan tedaviler cilt üzerinden uygulanan akne ilaçlarıdır. Akne alevlenmesine eğilimli alanlara düzenli olarak uygulanırlar. Yeni sivilcelerin oluşumunu önleme etkileri yavaş yavaş ortaya çıkar. Bir ay ya da daha uzun süre etki gözlenmeyebilir ve sağlanan etki 2-3 ayı aşan sürelerde artabilir. Hastaların yaklaşık üçte ikisi bu tedavilere iyi yanıt verir.

Cilt üzerine uygulanan antibiyotikler de yeni sivilce oluşumunu önler. Siyah noktalar üzerinde etkileri yoktur. Çoğu alkol solüsyonlarında bulunduğu için, hafif kurutucu etki gösterebilirler.

A vitamini türevi ilaçlarla tedavi

Tretinoin ya da A vitamini asidi en fazla siyah noktalarda etki gösterir. Ancak sivilceleri de azaltır. Genellikle günde bir kez, hatta yalnızca iki günde bir kullanılabilir. Birkaç hafta sonra cildiniz ilacı daha fazla tolere eder hale gelebilir. Sıklıkla hafif bir kırmızılık ortaya çıkar. Tretinoin gece kullanılmalıdır. Cildinizi güneşe karşı daha hassas hale getirebilir. Bu nedenle o yıl içinde güneşe ilk defa maruz kalırken dikkatli olun. Dışarıda uzun süre kalıyorsanız güneşten koruyucu losyonlar kullanmalısınız. Aknede kullanılan ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde uygulanmalıdır. İki ilacın birlikte kullanılması yan etkilere neden olabileceği gibi, faydalı etkiyi ortadan da kaldırabilir.

İzotretinoin ağır aknede ağız yoluyla alınan bir A vitamini türevidir. Büyük ölçüde yağ bezi debisini ve olasılıkla iltihap ile gözeneklerde tıkaç oluşumunu azaltarak etki gösterir. Yüzdeki akneyi hastaların hemen hepsinde, göğüs ve sırttaki akneyi de çoğu hastada siler. İzotretinoin etkisinin kullanımına son verilmesini takiben haftalarca, aylarca, hatta yıllarca sürmesi açısından diğer akne ilaçları arasında benzersizdir.

İzotretinoin genellikle 3-5 ay süreyle kullanılır. Pahalı bir ilaçtır, yan etkilere yol açabildiğinden dikkatli olunmalıdır. Yağ bezi debisi çok azaldığı için cilt kuruluğu sık karşılaşılan bir sorundur. İlacı kullananlar içinde %80’e varan oranlarda kuru, çatlamış cilt; kaşıntı; burun, ağız ya da her ikisinin kuruluğu, hatta burun kanamaları gelişebilir. Çoğu kişide dudaklar kurur ve çatlar. Gözlerde kuruluk ve tahriş ortaya çıkar, saçlarda kuruma, cansızlık, kırılma ya da incelme gelişir. Bazılarında avuç içleri ve ayak tabanlarında soyulma gözlenir. İlacın neden olduğu diğer semptomlar kas ya da eklem ağrıları ve acıyı içerir. Bu ilacı kullanan hastalarda baş ağrısı ya da yorgunluk ortaya çıkabilir. Depresyona yol açabileceği de ileri sürülmektedir.

İzotretinoin anne rahmindeki bebekler için zararlıdır. Bu nedenle gebelik ya da emzirme sırasında kullanılmamalıdır. İlacı alan kadınlar güvenilir doğum kontrol yöntemleri kullanmalıdır ve ilacın bırakılmasını takiben gebe kalmadan önce en az bir adet döngüsü geçirilmelidir.

İzotretinoin alan kişilerde ortaya çıkan yan etkiler çok fazla miktarda A vitamini alınması ile ortaya çıkan yan etkilere benzer. İzotretinoin tedavisi sırasında A vitamini içeren vitamin takviyesi yapılmamalıdır. Diğer ilaçlar da yan etkilerin abartılı biçimde ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu nedenle kullandığınız ilaçlar hakkında doktorunuzu bilgilendirdiğinizden emin olun.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>