Sosyal fobi

Telefonda aradığınız kişi yerine başkası çıktı. Birdenbire ne söyleyeceğinizi şaşırıp ter içinde kaldınız. Çünkü karşınızda yabancı bir ses vardı. Çalıştığınız şirketteki yöneticiniz bu haftaki semineri sizin vermenizi istediğinden beri uykularınız kaçıyor. O korkunç günün gelmemesini hatta takvimlerden silinip atılmasını diliyorsunuz. Çünkü topluluk karşısında konuşmak sizin için bir karabasan. Yeni taşınan komşunuz, beklemediğiniz anda kapınızı çaldı. Göz deliğinden bakıp uzun süre kararsız kaldıktan sonra açmaktan vazgeçtiniz. Çünkü tanımadığınız kişiler karşısında ne söyleyeceğinizi bilemiyorsunuz.

Yukarıda sayılanlar uzmanların ‘sosyal anksiyete bozukluğu’ olarak tanımladığı sosyal fobinin belirtileri. Bazı kişilerde rastlanan bu tür davranışlar basitçe “çekingenlik” olarak nitelenip azımsanabiliyor. Ancak kimi insanlarda sosyal fobiler bu kadar basitçe geçiştirilemeyecek ağırlıkta psikiyatrik sorunlara yol açabiliyor.

Sosyal fobisi olan kişilerde, sosyal ortamlarda davranışlarının başkaları tarafından inceleme ve gözlem altında tutulduğu korkusu vardır. Hastalar performans gösterilmesi gereken, utanç doğurabilecek ya da gurur incitebilecek durumlarda korkuya kapılırlar ve korktukları durum ve ortamlardan kaçmaya çalışabilirler.

Yaygın olan ve “genel” diye nitelendirilen sosyal anksiyete bozukluğunda korkular hemen tüm sosyal durumlarda bireyin yakasını bırakmıyor. “Özel” sosyal anksiyete bozukluğu ise adından da anlaşılacağı gibi sadece özel durumlarda, örneğin imza atarken ortaya çıkıyor. Ya da sınıfta, öğrencilerinin tüm dikkatleri kendisine yönelmişken çok rahat ders anlatan bir öğretmen, bir kokteyle gittiğinde sosyal anksiyete bozukluğu yaşayabiliyor.

Anksiyete bozuklukları sınıfı içinde değerlendirilen sosyal anksiyete, genellikle 13-24 yaşları arasında başlıyor. Ancak daha küçük ve büyük yaşlarda da görülebiliyor. Kadınlarda, özellikle de ev kadınlarında daha fazla görülmesine karşılık, erkeklerin tedaviye daha çok müracaat ettikleri de saptanan bir diğer gerçek.

Sosyal fobiyi tetikleyen durumlar

Sosyal fobisi olan kişilerin başa çıkmakta zorlandığı durumlar benzerlik gösteriyor. Aşağıda sıralanan durumlar sosyal fobisi olanların en fazla zorluk çektiği konular arasında başta geliyor:

- Topluluk önünde konuşma yapmak,

- Yönetici konumundaki kişilerle konuşmak,

- Yabancı kişilerle tanıştırılmak,

- Telefon etmek,

- Topluluk içinde yemek yemek,

- Misafir kabul etmek,

- Bir iş yaparken seyredilmek,

- Bir toplulukta ilgi odağı olmak,

- Başkalarının önünde yazı yazmak,

- Karşı cinsle ilişki kurmak.

Uzmanların ‘anksiyete bozuklukları’ ya da ‘kaygı bozuklukları’ olarak tanımladığı rahatsızlıkların pek çok çeşidi var. Panik atak, halk arasında ‘temizlik hastalığı’ denilen ‘obsesif kompulsif bozukluk’, genelleşmiş anksiyete bozukluğu, basit fobiler gibi birçok rahatsızlık ansiyete bozuklukları kapsamına giriyor. Bunlardan bir tanesi de sosyal anksiyete bozukluğudur. Sosyal anksiyete bozukluğu olan bir araştırmacıya, şu konuyu incele, sonuçları rapor haline getirip bize faksla, dediğiniz zaman hiçbir anksiyete sorunu yaşamadan olağanüstü bir iş çıkarabilir. Fakat rapor haline getirdiklerini topluluk önünde anlatması istendiğinde durum farklılaşır. Çünkü bu kişi bildiklerini sosyal ortamda anlatamaz. Genelleşmiş bir anksiyete bozukluğu varsa kişi sürekli gergin, kaygılı olacaktır. Oysa sosyal anksiyetede kişi belli ortamlarda ya da belli durumlarda gergin ve kaygılıdır.

Bir kişinin sosyal fobisi olduğu nasıl anlaşılır?

Uzmanların başvurduğu bilimsel kaynaklar (DSM 4; psikiyatrik bozuklukları detaylı olarak tanımlayan ve sınıflandıran uluslararası bilimsel kaynak) sosyal anksiyete bozukluğunun yetişkinler için tanı ölçütlerini şöyle sıralıyor:

1. Sosyal ortamlarda ya da performans gerektiren durumlarda veya tanımadık insanlar önünde ortaya çıkan belirgin ve inatçı korku. Kişi aşağılanmasına veya utanmasına neden olacak biçimde davranacağından ya da anksiyete (kaygı) belirtileri göstereceğinden korkar.

2. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete doğurur, bu da duruma bağlı ya da durumsal olarak yatkınlık gösterilen bir panik atağı biçimini alabilir.

3. Kişi, korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir.

4. Korkulan toplumsal durumlardan ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlardan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ya da sıkıntıyla bunlara katlanılır.

5. 18 yaşının altındakilerde süresi en az altı aydır.

6. Korku ya da kaçınma bir maddenin (örneğin kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanmaz.

7. Genel tıbbi bir durum ya da başka bir mental bozukluk varsa bile 1. tanı ölçütünde sözü edilen korku bununla ilişkisizdir.

Yaşam kalitesini düşürüyor

Sosyal fobi, terim olarak ilk kez 1960’lı yıllarda kullanılmaya başlandı. O dönemde nadir görülen bir kişilik sorunu olduğu düşünülüyordu. Ancak son yıllarda batılı ülkelerde yapılan çalışmalar sayesinde ve hekimlerce tanınabilirliğinin de artmasıyla birlikte bu sorun anksiyete bozuklukları çerçevesinde ele alınıyor. Yine aynı araştırmalara göre sosyal anksiyete bozukluğunun görülme sıklığının yüzde 9-16 arasında olduğu tahmin ediliyor. ABD’de ise en sık karşılaşılan üçüncü psikiyatrik bozukluk olarak gösteriliyor.

Sosyal anksiyete bozukluğunun nedenleri hakkında çeşitli teoriler var. Psikodinamik teoriye göre sosyal anksiyete bozukluğunun meydana gelmesinde en önemli neden, ebeveynlerin aşırı disiplinli olması ve ailenin işbirliğinden uzak bir tutum içine girmesi. Belirlenmiş bir genetik nedeni olmamakla birlikte ailesinde sosyal anksiyete bozukluğu olan kişilerin diğer insanlara göre üç katı daha fazla risk altında bulunduğunu araştırmalar ortaya çıkartmış.

Uzmanlar sosyal fobinin farklı etkenlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor. Beyinde düşünce kalıplarının oluştuğu kognitif merkezler, geçmişte yaşanan bir olayı, belleğe kaydedilmiş olumsuz bir şeyi farklı yorumlayıp sosyal fobinin oluşmasına neden olabiliyor.

Sosyal anksiyete bozukluğu olanlar, korktukları durumlarla karşılaştıklarında kaygılı ruh hali ortaya çıkıyor ve çarpıntı, nefes darlığı, titreme, terleme, kas gerginliği, kekeleme, boğaz kuruması, yüz kızarması gibi belirtiler başlıyor. Bu belirtilerin çevredekiler tarafından farkedilmesi endişesi korkuyu daha da tırmandırıyor. Böylece sosyal anksiyete bozukluğu olan birey bu ortamlara girmekten kaçınıyor. Ama kaçtıkça korkular da büyüyor ve birey kısır döngüye giriyor.

Uzmanlar, yol açtığı sınırlamalar nedeniyle sosyal anksiyete bozukluğu yaşayanların ekonomik durumlarının da genellikle kapasitelerine kıyasla beklenenden bozuk olduğuna dikkat çekiyorlar. Çünkü bu insanlar iş ortamlarında da benzer korkular yaşıyor ve kendilerini gösteremiyorlar. Verimleri dolayısıyla da kazançları düşük oluyor. Bu da yaşam kalitesini düşürüyor.

Sosyal anksiyete bozukluğu olanların büyük bir bölümü karşı cinsle ilişki kurmakta da zorluk çekiyor. İlişki kurabildiğinde ise kendini yeterince ifade edemediğinden, yine çeşitli sorunlar yaşanıyor. Araştırmalar, sosyal fobisi olan insanların bir eşle yaşama sıklıklarının önemli ölçüde düşük olduğunu ortaya çıkartıyor.

Uzmanlar, ebeveynlerin konunun üzerinde önemle durması gerektiğini, çünkü okul çağındaki çocuklarda sosyal fobinin yıkıcı bir hastalık olduğunun altını çiziyor. Öğrenci çok çalıştığı halde sosyal anksiyete bozukluğu nedeniyle başarısız oluyor.  Sonuçta da okul performansı ciddi bir şekilde düşüyor. Sosyal anksiyete bozukluğu olan çocuklar tedavi edilmediklerinde, sosyal ilişkileri normalden daha zayıf, işle ilgili sorunları olan ve farklı psikiyatrik sorunlara sahip erişkinler haline geliyorlar.

Sosyal fobi tedavi edilebilir mi

Hekimler sosyal fobinin tedavisinde ilaç ve psikoterapi yönteminin eş zamanlı olarak kullanılabileceğini söylüyor. Tek başına ilaç tedavisini genelde yeterli bulmayan uzmanlar, psikoterapilere ilave olarak hipnoterapinin de çok yararlı olduğunu belirtiyorlar. Davranışçı psikoterapilerde korkulan duruma kademeli olarak maruz bırakma tekniği kullanılıyor. Ayrıca gevşeme egzersizleri de kullanılan diğer tedavi yöntemlerinden.

Uzmanlar tedavi edilmeyen ya da başa çıkılması başarılamayan sosyal fobi büyük problemlere neden olabiliyor. Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişilerde çok ağır depresyonlar gelişebiliyor. Çok ağır sosyal anksiyete bozukluğu yaşayarak ev halkıyla bir arada vakit geçiremeyecek hale gelen kişiler dahi olabiliyor. Bu aşamaya gelen kişilerin bir işte çalışabilmesi ya da arkadaş çevresi ile ilişkilerini sürdürebilmesi imkânsız hale geliyor. Mutsuz, yalnız, yaşam kalitesi giderek düşmüş bir insan ortaya çıkıyor. Bu nedenle sosyal fobinin basit bir çekingenlik sorunu olarak algılanmaması, ciddiye alınarak rahatsızlıkla başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu başarılamadığı takdirde tedavi için bir uzmana başvurmakta yarar var.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>