Stresin azı karar fazlası zarar

Stres, insanın çevresiyle uyumlu bir yaşam kurma çabasında temel ruhsal mekanizmalardan birini oluşturmakla birlikte, kavramsal bir stres tanımına ulaşmada daha çok stresin zararlı yönlerinin öne çıktığı görülüyor. Stresi ‘bir bireyin, çevresel uyaranlara yeterli şekilde ya da araçsal olarak tepkide bulunmasını engelleyen bir koşullar dizisi’ ya da ‘aşırı yıpranma maliyeti’ olarak tanımlayabiliriz.

Stresin insan üzerindeki olumsuz etkileri arasında kronik yorgunluk, gerilim, kaygı ya da benlik saygısı kaybı gibi problemler ilk akla gelenler arasındadır. Stresi ‘bireyin, tehdit edici çevre özelliklerine karşı gösterdiği tepki’ olarak da adlandırabiliriz. Ancak bu olumsuz yaklaşımın ötesinde stres, aslında bireyle çevresi arasındaki zayıf bir uyumun varlığına dikkat çeker.

Çevrenin bireyden ya da bireyin çevreden kapasiteyi aşan talepleri stresin varolmasına koşul hazırlar. Bu aşamada hemen akla kadınlar gelmektedir. Birçok kuramcıya göre kadınlara değil de erkeklere yönelik oluşturulmuş, örgütlenmiş ve kurumsallaşmış bir toplumsal yaşam, kadınlar için sağlıklı ya da değil, daha fazla stres kaynağı olmaktadır.

Kadın, erkek demeden stresin her insan üzerindeki etkilerini sıralayacağımız bu yazıda yine de stresin oluşum ikliminde kadınlar aleyhine gelişebilecek unsurların fazlalığını akılda tutmakta fayda var.

Stres yaşamın kaçınılmaz olgusudur

Çağdaş insan medeniyetin kendisine koyduğu sınırlar nedeniyle fiziksel reaksiyonlarını bastırmaya zorlanır. Bastırılmış fiziksel tepkilerin dolaşım sistemi, sindirim sistemi, akciğer ve kaslara olumsuz etkileri de stresin bir başka yüzünü oluşturur.

Diğer yandan stres yaşamın kaçınılmaz bir olgusudur. Ölüm tehlikesi, yaşam koşullarına yönelik tehditler gibi faktörler stresin varlığının vazgeçilmez parçalarıdır. Günümüzde daha karmaşık bir olgu haline gelen stres; iş ortamları, kent yaşamı, aşırı gürültü, ışık, sıcaklık, çok fazla sorumluluk, çevreyle orantısız istek ya da denetim vb. olguların yaygınlığı ve sıklığıyla orantılı olarak artış göstermektedir. Orta düzeydeki bir stresin yararlı olduğu alanlarda da artış vardır. Yüksek başarı güdüsü olan bir kişide işle ilgili gerilimler bu güdüyü kamçılayabilir. Hatta başarı ve yeni becerilerin kazanılması için de bu türden bir stres zorunludur. Madalyonun karanlık yüzünde ise olumsuz tablolarla karşılaşırız. Koroner kalp yetmezliği ile telaş, ciddi bir rekabet güdüsü, işte zaman baskısı duyma gibi stresli davranış kalıpları arasında istatistiksel bir ilişki saptanmıştır. Aşırı stres apatiye (kayıtsızlık), sinir bozukluğuna, performans düşüklüğüne de neden olmaktadır.

Stres bize, dış dünyada kişi için tehdit edici olarak algılanan bir durum olduğunu gösterir. Yani kişi ancak stresli olayı algıladığı zaman, stresli olayla başa çıkabilecek bir takım önlemleri alabilir. Yani bir miktar stresin dış koşullarla başa çıkmak için gerekli olduğunu, ancak stresin fazlasının zarar oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Stresin oluşum mekanizmaları

Stresin oluşumunda bireyin içsel yaşantısının etkisi önemlidir ve olgun savunma mekanizmaları da bu süreçte ilintilidir. Bu mekanizmalara bireyin ulaşmasında ailenin de önemli rolü vardır. Çocuğun erken dönem yaşantıları -özellikle ilk 3 yıl- ilkel savunmaların yerini bastırma ve onu destekleyen olgun savunmalara bırakıp bırakmayacağını belirler. Öncelikle anne ve daha sonra ilişkiye eklenen baba, çocuğun ilk yıllarda kaçınılmaz olan anksiyete (kaygılı ruh hali) durumlarını yatıştıracak ilişkileri çocuğa ne kadar fazla yaşatabilirlerse o kadar iyi olur. Yani engellenme eşiği çok düşük olan çocuğun ruhsal yapısının sağlığı, ‘yeterince iyi ebeveynler’ tarafından yaşatılan ‘iyi yaşantılar’ın miktarıyla yakından bağlantılıdır. Anksiyete yaşantıları uygun yanıtlarla giderilen bir bebek için dünya daha yaşanılası bir yer, insan ilişkileri de özlenen ve yinelenen, güven ve yatıştırma vaadeden etkileşimler olacaktır.

Sağlıklı bir gelişim süreciyle birlikte kişide olgun savunma mekanizmaları yerleşmelidir. Bu mekanizmanın tam olarak gelişmediği kişiler stresin zararlı etkilerine daha fazla açıktır. Bu tür kişilerde psikoterapi ya da yüzleşme, çerçeveleme, açıklama, belirginleştirme ve yorumlama gibi terapötik araçlar hakkında farkındalığın artması stresle başa çıkmada yardımcı olacaktır. Kişide olgun savunma mekanizmalarının gelişmesinin toplumda da değişimlere yol açabileceği biliniyor. Bu tür bir gelecekte sosyal psikoloji bağlamında, gerçekleşmesi olası politik, sanatsal ya da kültürel değişim olacaktır. Olgun savunmaları kullanan bireylerin varlığı ise estetik değerlere ve yaratıcılığa ulaşabilmeyi, düşmanlıklardan arındırılmış sağlıklı rekabet ilişkileri yaşamayı, yapıcı eleştirilerden yararlanmayı güvence altına alır.

Kaynak

Öğretim Elemanının İş Stresi, Prof. Dr. Ali Balcı, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2000.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>