Yaşamı öğüten felaket: Erozyon

Bütün dünya ekolojik felaketler ve iklim dengesizlikleriyle olumsuz bir sürece girerken kasırga ve fırtınalar, sel felaketleri, büyük can ve mal kaybına neden oluyor. Sıcaklık artıyor, iklim dengesizlikleri, yaşamın sürekliliğini sağlayan mükemmel dengeyi sarsıyor. Dengenin bozulmasını hızlandırıcı rol oynayan faktörlerden biri de erozyon.

Erozyonun kelime anlamı: bir varlığın, bir değerin yerine getirilemeyecek şekilde yok olmasıdır. Toprak biliminde ise; yeryüzündeki ana materyalin çeşitli etkenlerle aşınıp taşınması olayıdır. Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa ‘normal erozyon’; insanın tabiattaki toprak, su ve bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa ‘hızlandırılmış erozyon’ adını almaktadır. Normal erozyon, genellikle insan müdahalesi olmayan yerlerde görülür ve çok yavaş gelişir. Meraların aşırı derecede otlatılması, ormanların tahrip edilmesi ile daha az korunan toprak, su ile kolayca taşınabilmektedir ve erozyon hızlanmaktadır.

Erozyonun zararları

1. Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun ve buna ek olarak toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.

2. Verimsizleşen ve yok olan tarım arazileri kullanışsız duruma gelir ve kırsal kesimden kentlere doğru göçü arttırarak, büyük ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açar.

3. Meraların yok olması hayvancılığın gerilemesine neden olurken, gelirin azalması ve iş olanağının daralması sonucunu ortaya çıkar.

4. Erozyon sonucu taşınan verimli topraklar, baraj göllerini doldurarak, ekonomik ömürlerini kısaltır.

5. Yeşil örtü ve toprağın aşınması ile ortaya çıkan iklim değişikliği ve bozulan ekolojik denge, büyük boyutlarda doğal varlığın kaybedilmesine neden olur.

6. Bitki örtüsü ve toprağın olmadığı bir yüzey, yağmur sularını toplayamadığından doğal su kaynakları düzenli ve sürekli olarak beslenemez.

Erozyonun çeşitleri

Ülkemizde tahribatı büyük boyutlara ulaşan su erozyonu, erozyon çeşitleri içerisinde en önemlisidir. Rüzgar, çığlar, heyelanlar ve buzullar da erozyonun dünyada görülen farklı biçimleri arasındadır. Çığ zaman zaman can ve mal kayıplarına neden oluyorsa da su erozyonu afeti karşısında ikinci planda kalmaktadır.

Su erozyonu, diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve en etkili olanıdır. Bunun için, toprak erozyonu denildiğinde akla su erozyonu gelmektedir. Türkiye topraklarının %86′sında erozyon vardır. Böylece su erozyonunun etkilediği alan yaklaşık 70 milyon hektarı bulmaktadır. Yurdumuzdaki önemli can ve mal kayıpları su erozyonu sonucu meydana gelmektedir.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etken, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.

İşlenen tarım alanların %75′inde (yaklaşık 20 milyon hektar) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının yaklaşık %85′inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu daha çok kurak iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.

Türkiye’de akarsularla birlikte alandan taşınan toprak, ABD’nin 7, Avrupa’nın 17 ve Afrika’nın 22 katı daha fazla düzeydedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki ve besin maddesi toprakla birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla yok olmaktadır. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.

Yanlış toprak kullanımı, yanlış tarım uygulamaları, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırır. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıyadır.

Türkiye’nin aşırı derecede ormansızlaşmış, yükseltisi yurdun diğer kısımlarına oranla daha fazla ve yağışların genel olarak %45′ten sonraki meyilde kar şeklinde düştüğü Kuzey-Kuzeydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde çığ olaylarına sıkça rastlanmakta, bu olaylar can ve mal kayıplarına neden olduğu gibi yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve devlet yatırımlarını tehdit etmektedir.

Rüzgar erozyonu sonucu verimli toprakların kaybı, buharlaşmanın hızlanmasıyla toprak nemliliğinin azalması, bitki büyümesinin yavaşlaması, ulaşımın aksaması ve verimin düşmesi olumsuzluklarını ortaya çıkarmaktadır. Taşınan kum ve verimsiz toprak, üretken tarım topraklarını kaplayarak, tarım yapılamaz hale getirmektedir.

Türkiye jeomorfolojik yapısı itibariyle engebeli bir ülkedir. Nitekim ülkemizin toplam alanının %46′sını %40′tan fazla eğime ve %80′den fazlasını da %15′ten fazla eğime sahip sahalar teşkil etmektedir. İklim yarı kurak, yağışlar düzensiz ve şiddetli sağanak şeklindedir. Bütün bu olumsuz faktörlerin yanında, toprağı normal yapısı ile koruması gereken ormanlar, yangın ve kaçak kesim sonucu koruyucu vasfını büyük ölçüde yitirmiş, meralarda aşırı otlatma ve tarla açmaları ile korumasız hale gelmiştir.

Erozyon bütün dünyada değişik şekil ve şiddette meydana gelmekte ise de yurdumuzda özellikle daha yaygın ve hızlı seyretmekte ve hemen hemen her çeşidi bulunmaktadır. Yüzeysel erozyon, oyuntu erozyonu, arazi kaymaları, rüzgar erozyonu ve çığlar bunların başlıcalarıdır.

Erozyon nasıl engellenir?

Erozyondan korunmanın en temel yolları, arazi eğimlerinin set yapımlarıyla giderilmesi, toprağın yapısının güçlendirilmesi, yaygın ve bilinçli ağaçlandırma yoluyla hem yeryüzündeki kaymaların önüne geçilmesi hem de iklime bağlı yağışların düzenlenmesi, meralarda aşırı otlatmadan kaçınılması ve ormanların tahrip edilmekten korunmasıdır.

Unutmamalıyız ki erozyon, doğal süreçler içerisinde gerçekleştiğinde doğa dengesinin bir parçası olarak kabul edilebilir. Ancak burada sözünü ettiğimiz olumsuzluklar, insanlığın doğaya olumsuz müdahaleleri sonucu ortaya çıkan bir durumdur, yani daha çok, insan eliyle yaratılmış bir çevre problemidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>