Yüksek tansiyon

Yüksek tansiyon (hipertansiyon), tüm dünyada ciddi olarak insan ve toplum sağlığını tehdit eden, kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlara yol açan, tehlikeli ve yaygın bir hastalıktır. Kan basıncı ile kalp damar hastalıkları arasında yakın ilişki vardır. Kan basıncı ne kadar yüksekse kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, göz ve böbrek hastalıkları gelişme riski de o kadar yüksektir.

Hipertansiyonun oluşturduğu şikayetler silik, oldukça az veya hiç yoktur. Bu yüzden “sessiz katil” olarak adlandırılır. Hipertansiyonu olanların yalnızca yarısı hastalıklarının farkındadır, farkında olanların ancak yarısı ilaç kullanmakta, ilaç kullananların ise ancak yarısının tansiyonu kontrol altındadır. Türkiye’de her 3-5 kişiden biri yüksek tansiyon hastasıdır. Oysa yüksek tansiyon, tanı ve tedavisi kolay bir hastalıktır. Yüksek tansiyonun yol açtığı bir çok ölüm, erken tanı ve tedavi ile önlenebilir. Önemli olan hastalığın çok önemli olduğunu kabul etmek ve yapılması gerekenleri yapmaktır.

Tansiyon, kanın damarlar içindeki sahip olduğu basınçtır. Bu basıncın bir üst sınırı (büyük veya sistolik tansiyon), bir de alt sınırı (küçük veya diyastolik tansiyon) vardır. Yüksek tansiyon ise bu basıncın insan sağlığını tehdit edecek boyutlara çıkmasıdır.

Normalde; küçük tansiyon 80 mm civanın (veya 8), büyük tansiyon (sistolik basınç) ise 120 mm civanın (veya 12) altındadır. Büyük tansiyonu 140 mm civanın, küçük tansiyonu ise 90 mm civanın üzerinde olan kişiler, kesin yüksek tansiyonlu ya da hipertansiyonlu olarak nitelendirilir. Büyük tansiyonu 120-139 arasında, küçük tansiyonu ise 80-89 mm civa arasında olan kişiler ise yüksek tansiyon adaylarıdır.

Uygun ölçüm koşullarında büyük (sistolik) tansiyonun 140, küçük (diyastolik) tansiyonun 90 mmHg ve üzerinde olması hipertansiyon tanısı için yeterlidir.

Türkiye’den rakamlar

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nce 2003 yılında yapılan “Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması” hastalığın sıklık ve yol açtığı sağlık sorunlarıyla ilgili önemli sonuçlar ortaya koymuştur. Hipertansiyonla ilgili yapılan en kapsamlı araştırmalardan biri olan çalışmada aşağıdaki çarpıcı veriler elde edilmiştir:

• Türkiye genelinde hipertansiyon görülme sıklığı %31,8’dir. Ülkemizde her üç kişiden biri hipertansiyonludur, yani başka bir deyişle Türkiye’de yaklaşık 15 milyon hipertansiyon hastası bulunmaktadır.

• Hipertansiyon saptananların %38’inin daha önce hipertansiyon tanısı aldığı, %62’sinin ise ilk kez bu çalışma sırasında hipertansif olduğunu öğrendiği belirlenmiştir. Buna göre ülke genelinde hipertansiyonu olan her 3 kişiden 2’si hipertansif olduğunun farkında değildir.

• Hipertansiyon kadınlarda daha fazla görülmektedir. Erkeklerde %27,5 sıklıkta bulunurken kadınlarda bu oran %36,1’dir.

• Hipertansiyon hastası olup kan basıncı yeterli kontrol edilenlerin oranı sadece %21’dir. Bu da, 5 hipertansiften 4′ünde kan basıncı kontrolünün yeterli yapılmadığını göstermektedir.

• Hipertansiyon saptanan bireylerde yapılan idrar ve kan analizleri ile %27,4′ünde böbrek hasarının göstergesi olan “mikroalbuminüri”nin varlığı saptanmıştır. Her 3 hipertansiften birinde böbrek hasarı saptanmasının altında yatan neden, hipertansiyonun geç fark edilmesi ve yeterince kontrol altında tutulmamasıdır.

Bu veriler hipertansiyonun tanı ve tedavisinin toplumumuzda önem verilmesi gereken önemli sağlık problemlerinden biri olduğunu göstermektedir.

Hipertansiyon tedavisi nasıl yapılır

Kan basıncı yüksekliğine birçok mekanizma yol açar. Bu nedenle, etki mekanizmaları değişik olan çok sayıda ilaç geliştirilmiştir. Bu ilaçlardan birçoğu, geçmişte yaygın olarak kullanılmasına karşın günümüzde, artık kullanılmamaktadır. Günümüzde kullanılan ilaçlarla kan basıncını kontrol altına almak hastaların neredeyse tamamında mümkündür. Hastanın ne tür bir tedaviye ihtiyacı olduğuna, ilaç tedavisinin gerekli olup olmadığına hekim karar verecektir. Hekim ayrıca çeşitli diyet önlemleri ve egzersiz tavsiyelerinde bulunacaktır. Hipertansiyon rahatsızlığı olanların hareketli bir yaşam sürmeleri ve doğru beslenmeleri durumunda tedavilerinde önemli bir aşama kaydettikleri gözlenmiştir.

Günümüzde, hastanın hedef organ hasarını, yaşam kalitesini, eşlik eden hastalıkları ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerini dikkate alan ve tedavinin bu veriler altında planlanmasını öngören bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımına geçilmiştir. İlaç tedavisinde önemli noktalardan bir tanesi, tedavi maliyetidir. Ancak tedavi maliyetinin ilaç maliyetinden başka laboratuvar incelemeleri, vizite ücreti, hekim ile hastanın kaybettikleri ve yan etki maliyeti gibi unsurları da içerdiği unutulmamalıdır.

Hipertansiyonun zarar verdiği organlar

Hipertansiyondan en çok zarar gören organlar; damarlar (özellikle kalp damarları), böbrekler, kalp, göz ve beyindir. Damarlarda ateroskleroza (damar sertliği) neden olup darlık ve tıkanıklıkların gelişmesine neden olurken, böbreklerde ileride böbrek yetmezliğine kadar giden hasara, kalpte kas kalınlaşmalarına ve kalp yetmezliğine, gözlerde körlüğe kadar giden hipertansif retinopatiye, beyinde ise kanama ve bunun sonucunda inmeye (felç) neden olabilir.

Tansiyon ölçümü nasıl yapılır?

Tansiyon ölçümü için tansiyon cihazları kullanılır, günümüzde havalı, civalı ve elektronik cihazlar bulunmaktadır. Civalı olanlar daha çok, hasta yoğunluğunun fazla olduğu klinik, hastane vb. ortamlar için daha uygundur. Ev kullanımları için elektronik olanlar tercih edilir.

Tansiyon, ideal olarak sakin ve sessiz bir ortamda, dinlenmiş ve sakin iken ölçülmelidir. Son 15 dakika içinde sigara, çay gibi kan basıncını etkileyebilecek şeyler almamakta yarar vardır.

Kan basıncı ölçülecek kol çıplak olmalı, kolu sıkan giysiler giyilmemelidir. Manşon kalp hizasında olmalı, gerekirse kol alttan yastık gibi bir cisimle desteklenmelidir.

Beyaz gömlek hipertansiyonu

Bazı insanlarda ev ortamında ölçülen tansiyonlar normal olmasına rağmen, sağlık kuruluşu, sağlık personeli veya doktor ölçümlerinde yüksek çıkabilir. Hekimler buna “beyaz gömlek hipertansiyonu” diyor. Beyaz gömlek hipertansiyonu da kalıcı tansiyon yüksekliği kadar olmamakla birlikte problemlere neden olabilir. Bu tür tansiyonu olanların kendi gündelik hayatlarında kan basıncının normal olup olmadığını anlamak, böylece kalıcı hipertansiyondan ayırmak için “sürekli kan basıncı ölçüm sistemi (ABPM)” kullanılabilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>