Zihindeki engellerden kurtulmak için: NLP

Yaptıklarımızla kaderimizi biz mi belirleriz, yoksa karşımıza çıkan değiştiremediğimiz olaylar kaderimiz haline mi gelir? Kişisel gelişim uzmanlarına göre; Nöro Linguistik Programlama, kısa adıyla NLP’nin önerdiği yöntemlerle zihnimizin önündeki engelleri aşabilir, hayatımızı istediğimiz gibi yönlendirebiliriz.

Kendi hayatımızı şekillendirme gücüne sahip olup olmadığımız eski çağlardan beri tartışılan bir konudur. Davranışlarımız, düşüncelerimiz ve yaptıklarımızla kendi kaderimizi kendimiz mi şekillendiririz, yoksa, seçme şansına sahip olmadığımız ailemiz ve çevremiz, yaşamımızda karşımıza çıkan, etkileme imkanına sahip olamadığımız bazı olaylar mı kaderimizin oluşmasında belirleyici olur? Uzmanlar, Nöro Linguistik Programlama, kısa adıyla NLP’nin önerdiği yöntemlerle zihnimizin önündeki engelleri aşabileceğimizi, hayatımızı istediğimiz gibi yönlendirebileceğimizi iddia ediyor.

NLP uzmanları, beynimizin çalışma yöntemlerini, bilgileri beynimize nasıl kaydettiğimizi, ihtiyaç anında onları oldukları yerden nasıl çıkarıp kullandığımızı, hayat tecrübelerimizin beynimizin içerisine hangi filtrelerden geçerek yerleştiğini ve kullanıldığını inceleyerek sorunlarımızı tespit edebileceğimizi ve çözüm yolları bulabileceğimizi söylüyor. Düşünme, dil ve davranış süreçlerini inceleyerek ortaya çıkarılan sonuçları, kişinin varmak istediği hedefe katkıda bulunacak bilgilere dönüştürmesini sağlayan yöntemler NLP olarak adlandırılıyor.

NLP’ye göre; yaşadığımız olayları, öğrendiklerimizi, tecrübelerimizi beynimizde işlerken çeşitli kalıpları, genellemeleri kullanıyoruz. İşte bu kalıp ve genellemeler olayların ve bilgilerin algılanışında çarpıklıklara ve bozulmalara neden olabiliyor. Sözkonusu genelleme ve kalıpların farkına varıp bilgileri ve deneyimleri doğru yorumlamaya başladığımızda hayatımızı istediğimiz gibi yönlendirmeye de başlamış oluyoruz.

1970’lerin başlarında dilbilimci John Grinder ve matematikçi-bilgisayar programcısı Richard Bandler tarafından ortaya atılan NLP kavramı günümüzde dünya tarafından tanınan bir kişisel gelişim tekniği haline geldi. NLP’nin temellerinde ise, Grinder ve Bandler üç tanınmış psikoterapist olan Milton Erickson, Fritz Perls ve Virginia Satir’in çalışmalarını inceleyerek, antropolog Gregory Bateson ve psikanalist Paul Watzlawick’in çalışma deneyimlerini araştırarak ortaya çıkardıkları sonuçlar yatıyor.

Banu Gökçül, “Düşünsel Gücün Yönetimi: NLP” adlı kitabında şunları söylüyor: “Geleceğin anahtarı kişinin içinde saklıdır. Onların düşünce davranış ve iç çatışmalarını yönetmedeki ustalıkları, parlak, yaratıcılığa ve işbirliğine dayalı bir geleceğin kapılarını açacak; çağa ayak uyduranlar ile yarışı terk etmek zorunda kalanlar arasındaki farkı yaratacaktır.”

Günümüzde pek çok kuruluşun kişisel gelişim yöntemi olarak çalışanlarına önerdiği NLP yaşamımıza, öğrenme sürecini hızlandırma, iletişim becerilerini artırma, motivasyonu geliştirme ve duyarlılığı artırma gibi pek çok katkıda bulunuyor.

NLP ilkeleri

- Harita, gerçeğin kendisi değildir.

Nasıl bir harita coğrafyanın kendisinin yalnızca bir yansımasıysa, beynimizdeki düşünce ve inançlar da gerçeğin bir yansımasıdır. Gerçekler beynimize, çevremizden edindiğimiz önyargılar, genellemeler, inanç sistemleri, deneyimlerimizden edindiğimiz korku ve çekingenlikler vs. tarafından filtre edilerek yansır. O yüzden düşünce ve inançlarımızı gerçeğin ta kendisiymiş gibi algılamamamız gerekir.

- İletişim, bizim anlattıklarımız değil, karşımızdakinin anladıkları kadardır.

Anlattıklarımız karşımızdaki insanın algı filtrelerinden geçtiği için anlatmak istediğimizden farklı biçimde algılanabilir. İletişim kurma yöntemleri konusunda edindiğimiz alışkanlıkları gözden geçirmek, yeni yollar denemek, karşımızdakilerle daha iyi iletişim kurmamızı sağlayabilir.

- Her insan değerlidir.

İnsanlar birbirleriyle karşılaştırıldıklarında daha iyi ya da kötü değildir, yalnızca farklıdır. Her insan değerli, eşsiz ve onurlu kabul edilmelidir. Bu sayede daha tarafsız olabiliriz.

- Başarısızlık diye bir şey yoktur.

Başarı ya da başarısızlık olarak algıladığımız şeyler yaptıklarımızın bir sonucudur.

- Her davranışın arkasında iyiniyet vardır.

Her davranışın altında kişinin kendi algı ve anlayış çerçevesinden kaynaklanan bir olumlu niyet vardır. Niyet ve sonuç başkaları tarafından olumsuz sonuç verse dahi, kişiyi bu davranışa iten niyet kişinin kendine göre olumludur.

- Bilinçaltımız iyiliğimiz için çalışır.

Bilinçaltımız uyum, sağlık ve huzur ister, bu yüzden de bizi bunların zıddı sonuçlara varabilecek olumsuzluklardan korumak için çalışır.

- Enerjimizi ilgi duyduğumuz alanlara yönlendiririz.

İlgi duymadığımız konuların tam olarak farkına varmayız. Bu nedenle ilgiyi kullanarak enerjimizi istediğimiz alanlara yönlendirebiliriz.

- Beden ve zihin birbirini etkiler.

Zihnimiz rahat olduğunda, kendimizi iyi hissettiğimizde bedenimiz de rahatlar. Kendimizi iyi hissettiğimiz bir zamandaki beden halimizi hatırlamak ve kendimizi kötü hissettiğimiz bir anda bu bilgiyi kullanmak olumlu değişimlere yol açacaktır.

- Herkes yeterlidir.

Her insan, herhangi bir şeyi yapabilmek için gereken duygusal ve zihinsel kaynaklara sahiptir.

- Yapılan işe yaramıyorsa, başka bir şey yapmak gerekiyor demektir.

Karşımıza çıkan sorunları çözmeye çalışırken bir yöntem ve tarza bağlı kalmamak gerekir. Zihnimiz bir yönteme çakılıp kalmış olabilir, o yüzden kendimizi başarısız saydığımız alanlar üzerinde iyi düşünmeli, kullandığımız yöntemleri iyi gözden geçirmeliyiz. Sorunu çözmede bir yöntem işe yaramıyorsa, değişikliğe açık olmak, başka yöntemler denemek gerekir.

- Anlamak için harekete geçmek gerekir.

Bizim için yeni bir durumla karşı karşıya olduğumuzda, kavramak ve öğrenmek için en kısa zamanda uygulamaya geçmek gerekir.

NLP’ye göre yukarıdaki ilkeleri iyi algılayıp hayatımızı, düşünce, duygu ve inançlarımızı bu ilkeler doğrultusunda gözden geçirirsek kendimiz hakkında yeni bilgilere ulaşabilir, sorunları daha iyi tespit edebilir ve bizim için olumlu sonuçlara yol açabilecek çözümler üretebiliriz.

Zihinsel süreçlerin analizi

NLP, zihnimizin olaylar hakkında karar verirken geçtiği süreçleri anlamak için bir sistem kullanıyor. Sisteme göre zihnimiz altı süreçten geçiyor; çevre, davranış, beceri, inanç ve değerler, kimlik, maneviyat. Önümüze bir hedef koyduğumuz zaman onu hayata geçirip geçiremeyeceğimize sırayla bu süzgeçlerden geçirerek karar veriyoruz.

Hedefimize ulaşmak için önce çevre koşullarını araştırıyoruz. Yani yapmak istediğimiz şeyi nerede, kimlerle, ne zaman yapacağımıza bakıyoruz. İkinci aşamada ne yapmamız gerektiğini, ne istediğimizi belirliyoruz. Üçüncü aşamada belirlediğimiz şeyi yapmada beceri sahibi olup olmadığımızı gözden geçiriyor, sonra da inanç ve değerlerimiz doğrultusunda tartıyoruz. Ardından yapmak istediğimiz şeyin kendimize biçtiğimiz kimliğe uyup uymadığına, kendimize yakıştırıp yakıştırmadığımıza bakıyoruz. Son olarak da diğer insanlarla, dünya ve evrenle kurduğumuz ilişkiyi tanımlayan maneviyatımız devreye giriyor, yani yapmak istediğimiz şeyi kendimize biçtiğimiz misyona uygun olup olmadığına göre değerlendiriyoruz.

Yapmak istediğimiz her ne ise, yukarıda sayılan aşamalardan birine takılıp kalabiliyor. Spor salonuna gitmeye karar verdiğimizi farzedelim. Spor salonunun yeri ve oraya giden insanların yapısı bizim için uygun, yani birinci aşamayı geçiyoruz. İkinci aşamada, yapmak istediğimiz spor dalının burada mevcut olup olmadığına bakıyor, mevcut olduğunu görüp bu aşamayı da geçiyoruz. Ancak, inanç ve değerler sistemimize geldiğimizde takılıp kalabiliyor, daha üstün tuttuğumuz başka bir şey tarafından engelleniyoruz. Örneğin ailemiz ya da okumak, sinemaya gitmek gibi başka uğraşlarımız için ayırmak istediğimiz zamanı spor salonunda harcamayı uygun bulmuyor, bu yüzden de spor salonuna gitmeyi erteleyip duruyoruz. Zihnimiz isteklerimizi bu süzgeçlerden geçirirken, biz bazen bunun farkına bile varmıyor, aksine verdiğimiz kararları bir türlü hayata geçirmediğimiz için kendimizi suçlayabiliyoruz.

NLP’ye göre bu süreçleri anlayıp kararlarımızı buna göre değerlendirebiliriz. Tabii öncelikle değerlerimizi belirlememiz gerekiyor. NLP ile ilgili kitaplar, seminerler ve kurslarda bu değerleri belirlemek için çeşitli yollar öneriliyor. Hazırlanmış değerler listesi içinden kendimiz için uygun olanları seçip, ardından da kaçınmak istediklerimizi belirleyebiliyoruz. Dış dünyayı algılayış biçimimizi anlamak açısından faydalı olabilecek testler de mevcut. Görsel, işitsel ya da dokunsal algılama biçimlerinden hangisini daha ağırlıklı olarak kullandığımızı anlamak ve kavramları beynimizde nasıl sınıflandırdığımızı tespit etmek, kendimizi daha iyi tanımamızı sağlayabilir.

NLP ile ilgili bazı eleştiriler de var. Eleştiride bulunanlar, ağırlıklı olarak, NLP ile ilgili kurs, seminer vb. çalışmalar yapan uzmanların psikiyatri ve psikolojinin alanına fazlaca girdikleri, bu alanlarda da uzmanmış gibi davrandıklarını iddia ediyor. NLP ile ilgili çeşitli eğitim aşamalarını tamamlayanlar bu alanda uzman sayılıp, kurs, seminer vb. eğitimler verebiliyor. Ancak, elbette NLP uzmanlarının, psikoloji ya da psikiyatriyi, bu alanda en az dört (psikiyatri için altı) sene eğitim görmüş uzmanlardan daha iyi bildiklerini iddia etmek mümkün değil. Eleştirileri gözönünde bulundurarak bu alandaki çalışmalardan yararlanırken seçici olmak gerekebilir.

NLP’nin önerdiği yöntemler, kendimizi daha iyi tanımamız, çevremizle daha iyi ilişkiler kurmamız ve hayattan beklentilerimizi anlamamız açısından yararlı olabilir. Ancak bu yöntemlerin hayatımızı değiştirecek bir sihirli değnek olmadığını bilmekte fayda var. Zaten NLP ilkeleri de sihirli değnek diye bir şeyin olmadığını teyit ediyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>