Türk mutfağında yağın tarihi
Türk mutfağının zeytinyağı ile tanışması Orta Asya bozkırlarından Anadolu’ya göç edildiğinde gerçekleşti. Türkler Anadolu’yu Doğu Roma İmparatorluğu’ndan devralırken, Romalıların zeytinyağı kültürünü de devraldı. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk yıllarında zeytinyağı daha çok gayrımüslimler tarafından tercih edilen bir yiyecekti. Türkler Orta Asya’dan bu yana tereyağ tadına alışmış oldukları için zeytinyağını kolay benimsemedi, fakat zeytinyağı zamanla Türk mutfağının vazgeçilmezleri arasında yerini aldı.
Yaşamı öğüten felaket: Erozyon
Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa ‘normal erozyon’; insanın tabiattaki toprak, su ve bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa ‘hızlandırılmış erozyon’ adını almaktadır. Normal erozyon, genellikle insan müdahalesi olmayan yerlerde görülür ve çok yavaş gelişir. Meraların aşırı derecede otlatılması, ormanların tahrip edilmesi ile daha az korunan toprak, su ile kolayca taşınabilmektedir ve erozyon hızlanmaktadır.
Yaylaya çıkma zamanı
Kendine has ve oldukça çeşitli iklim özelliklerine sahip olan Türkiye’de, yayla kültürü önemlidir. İnsanlar genellikle yaz aylarında hem hayvanlarını otlatmak, hem de yaz sıcağından kurtularak, biraz serin hava almak için yaylaları tercih ederler. Farklı etkinliklerin yapıldığı, bozulmamış, doğal ortamlarda yaşamak sadece köylülerin değil, kentlilerin de ilgisini çekmiş, bu durum yayla turizmini doğurmuştur.
Radyasyonun zararları
İnsan var olduğu süreden beri doğal radyoaktivitenin etkisi altındadır. Yürürken, nefes alırken, yemek yerken radyasyona maruz kalır ve güneş sisteminden kaynaklanan radyoaktivite insanları etkiler. Dünya, uzay boşluğunda radyoaktif ışınımın etkisindedir. İnsanların yıllık aldıkları radyasyon dozunun %82’si doğal kaynaklıdır.
Karadeniz nasıl kurtulur?
Dünyada deniz kirliliği özellikle belli bölgelerde yoğunlaşmış durumda. Amerika’daki Chesapeake Körfezi ve Meksika Körfezi, Avrupa’daki Baltık Denizi, Adriyatik Denizi ve Karadeniz. Bu denizlerde artık canlı yaşamına uygun olmayan ‘ölü bölgeler’ var. Karadeniz ise ölü bir deniz olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Kentler ve ekoloji
Modern kentin gelişimi, 19. yüzyılda fosil yakıt kullanımı ve sanayileşmenin başlamasıyla önce ulusal, sonra da küresel düzeyde daha geniş çaplı ticaretin ve karmaşık mali işlerin ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Bu yüzyıl içinde Batı’da eski yerleşme modelleri terk edilerek yeni bir model çerçevesinde kentlerin toplumla ve doğayla olan ilişkilerine yeni bir biçim verilmiştir. İşin, barınmanın ve boş zaman alanlarının birbirinden fonksiyonel olarak ayrılması sonucunda, kentte doğaya dayalı bölümler ile teknik alt yapının bulunduğu yerler birbirinden ayrılır.
E-Coli'nin sebebi GDO mu?
Almanya’da başlayan E-Coli salgınında ölü sayısı 22’ye…
Çevre ve kanser
Hayvanlar üzerinde yapılan deneysel çalışmalarda, çevremizde kansere yolaçabilen pek çok madde olduğu görülmüştür. Bazı kanserlerin oluşumunda rol oynadığı bilinen virüslerin, ancak çevredeki kimyasal maddeler tarafından aktif duruma getirildikten sonra kanser yaptığı biliniyor. Bunun dışında ışınlar ve hormonların sebep olduğu kanser türleri de bulunmaktadır.
Makarnayla ilgili bilinmesi gerekenler
Zengin bir sosla yenen bir makarnanın porsiyonunun kalori miktarı yaklaşık 450’dir. Fazla yağ içermeyen hafif bir sosla (örneğin domatesli, mantarlı ya da fesleğenli) yenen makarnadaki kalori miktarı ise çok daha düşüktür, bu nedenle yaygın olan görüşün aksine makarna şişmanlatmaz.
Stresin azı karar fazlası zarar
Stresin organizma üzerindeki olumsuz etkileri arasında kronik yorgunluk, gerilim, kaygı ya da benlik saygısı kaybı gibi parametreler ilk akla gelenler arasındadır. Stresi ‘bireyin, tehdit edici çevre özelliklerine karşı gösterdiği tepki’ olarak da adlandırabiliriz. Ancak bu olumsuz yaklaşımın ötesinde stres, aslında bireyle çevresi arasındaki zayıf bir uyumun varlığına dikkat çeker.
Doğayla barışık bir tatil için: Agro-turizm
Dünyanın dört bir yanında birbirinin neredeyse kopyası biçiminde verilen turizm hizmeti artık insanları tatmin etmiyor. Tatilde kendilerine ne şekilde eğlenmeleri gerektiğini öğreten animasyonları, büyük şehirde alâsını bulabilecekleri gece eğlencelerinin bol gürültülü kötü taklitlerini, bol yıldızlı ancak yine de dinlenmeyi bir türlü mümkün kılamayan beton yığını otelleri görmek istemeyenler farklı arayışlara yöneliyor. Bu arayışlara agro-turizm, eko-turizm gibi, turizm fikrini kökünden değiştiren yaklaşımlar yanıt veriyor.
